Günlük

Hayatın Akışına Güvenmeyi Deneyimliyorum

Kendi Hikayemizi Kendimiz Yazarız

İşten ayrılmaya karar verdiğim zaman, tezime mi yoğunlaşsam diye düşünmeye başlamıştım. Evet 7 senedir bitmeyen bir yüksek lisans tezim var. İşten güçten, sosyal hayatımdan, keyfimden bitiremediğim bu yüksek lisans tezinin bana yeni kapılar açabileceğinden bir haber okulun internet sitesinde dolaşmaya başladım. Sonra bir duyuru gördüm: “2018-2019 Eğitim Öğretim Yılı Erasmus Başvuruları Başlamıştır” Bunu görür görmez bende bir telaş başladı tabi. Acaba beni kabul ederler mi? Acaba gidebilir miyim?

Enstitü ile görüşmeye gidip, 7 yıldır öğrencileri olan beni Erasmus’a gönderirler mi acaba diye soruşturduğumda, memurun şahane cevabı olan “Üniversite isterse gönderir” beni başvuru yapmaya itti. Hoş bana şans vermeyeceklerini düşünüyordum. Onlarca belki yüzlerce öğrenci Erasmus’a gidiyor, 7 senedir kayıtlı olan, tezini teslim edemezse Haziran 2019’da atılacak ona beni, neden seçsinlerdi ki?

Bu gazla gidip Çanakkale’de yaşayan ve en az 5 yıldır görmediğim arkadaşımı görmek için bilet aldım. Aradan çok rahat 15 gün geçti. Erasmus için ne arayan vardı ne soran. Çünkü her şeyin mükemmel işlediğini düşünen ben, öğrencilere e-mail ya da sms falan atılacağını düşünüyordum. Çok tatlıyım değil mi? Arkadaşıma gitmeden bir gün önce, şu siteye bir bakayım bu işin takvimi vardı diye siteyi açtığımda, sınava girmeye hak kazanan öğrencilerin açıklandığını, o öğrenciler arasında olduğumu ve sınavın yarın yani benim Çanakkale’ye gideceğim gün olduğunu farkettim. Sınava girsem nasıl olur, acaba İngilizcem ne durumdadır, girmesem çok pişman olurum diye diye biletimi iptal ettim ve ertesi gün için hem İngilizce hem de İtalyanca sınavına girdim.

Değişim Korkutucu Ama Çok da Güzel Bir Duygu

Yine arada yaklaşık bir ay, belki daha fazlası geçti. Sonunda sınavlar açıklandı. Çok da fena olmayan bir puan almışım. Bu aralarda bir yerlerde okul seçimi de yaptım tabii. Bir İtalyan ruhu aşığı olarak seçimim tabii ki İtalya’dan yana olacaktı. Üç seçeneğim vardı: Sicilya, Napoli ve Perugia. Benim gibi Alman kafalı biri için Sicilya ve Napoli çok aşırı olurdu. Ben de Perugia’yı seçtim.

Olur mu olmaz mı derken, Perugia’dan bir e-mail aldım. Aday öğrenci olmamdan mutluluk duyduklarını, en kısa zamanda otomasyon sisteminden başvurabileceğimi söyleyen bir e-maildi. Olacak mı olmayacak mı derken bugün artık vize işlemlerimi başlatabilmek için kabul mektubumu bekliyorum. Bu süre zarfında Perugia Üniversitesi yetkililerine attığım hiçbir e-maile cevap alamadım ve çok darladığım hocalarımın attıkları e-maillere bile tek cümlelik yanıtlarla döndüler. İtalyanlar mı daha beter, Türkler mi? Yaşayarak göreceğim sanırım.

Değişim korkutucu tabii, ama güzel. Şikayet ederek yaşamak insanın ömründen götürüyor. Madem zamanımız kısa, yeni yeni yollara girmek zorundayız bence. Bu, yeni bir yol seçtim artık çok rahatım demek değil tabii. Şimdi başka endişelerim var. Mesela 32 yaşında yüksek lisans için gideceğim İtalya’da neler yaşayacağımı merak ediyorum. Bakalım hayat bana Perugia’da ne gibi sürprizler hazırlıyor.

wpid-wp-1443495062794

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2018 – Tüm Hakları Saklıdır.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s