Erasmus, Günlük, İstanbul'da Yaşamak

Erasmus’un Bedeli VII

Dün gece stresten uyuyamadım. Normalde sakin bir insan olmaya çalışırım. Mantıkla düşünürüm, kalbime sorarım ona göre yol almaya başlarım. Aldığım karardan pişman olmam, kendimi akışa bırakırım. Hayattaki rutinim budur. Ama bu tüm Erasmus meselesi, nasıl yaptı bilemiyorum ama dengemi bozmayı başardı.

Kalp çarpıntılarıyla, endişeyle uyanıyorum zaten bir süredir. Orada ne yapacağım? 32 yaşında öğrenciliğe dönmek mantıklı mı? İnsanlar bir yerlerde köklerini sağlamlaştırırken, saldığın az sayıdaki kökü de alıp gitmek istediğinden emin misin? Ya başına bir şey gelirse? Ya başarısız olursan? Ya emeklerin boşuna giderse? Ya olan paranın da tamamını kaybedersen? Ya sen yokken sevdiğin birine bir şey olursa? Ya büyük İstanbul depremi gerçekleşirse? Ya ülkede beklenen büyük kriz yaşanırsa? Tüm paranı oralarda harcamana değer mi? Gibi, gibi, gibi yazmakla bitiremeyeceğim bin türlü düşünce dolanıyor beynimde. Sakince düşünmeye çalışıyorum. Bunların olacağı varsa, tek birini bile engelleyebilir miyim? Engelleyemem. Evet bunlar kalmak için çok geçerli sebepler ama oraya gidip, elimden gelenin en iyisini yapıp, en iyisini ummak dışında alabileceğim bir önlem maalesef yok.

Gidersem hep kötü şeyler mi olur? Ne bileyim köprü altına düşen bir uyuşturucu bağımlısı mı olurum? Kandırılıp böbreklerimi mi kaptırırım? Bunlar da ihtimal tabii. Ama ya güzel, çok güzel şeyler olursa? Ya oradaki üniversiteye bayılırsam? Ya orada çok daha fazlasını kazanacağım işler bulursam? Ya orada çok mutlu olursam? Ya orada hayalimdeki adamla karşılaşırsam? Ya yurtdışında olmayı çok sevip başka ülkelere gidersem? Ya yollarda özgürleşirsem? Ya uçsuz bucaksız yollarda hayatın en güzel yanlarını görürsem? Ya çok güzel insanlarla karşılaşıp kendime şimdikinden çok daha iyi bir hayat inşa edebilirsem? Sevdiklerimi de birer birer yanıma alabilirsem? Ya bu süreçte çok gezer, çok eğlenir, çok sever, çok sevilirsem? Ya kendimi bulursam? Neden hep kötü tarafından bakıyorum? Bunlar da gitmek için şahane nedenler değiller mi?

Ayın 27’sine kadar boş boş endişelenmek bana hiçbir şey kazandırmaz. Aksine sürekli bir anksiyete halinde dolanır, etrafımdaki insanları bezdiririm. Onun yerine Erasmus konusunu 27’sine kadar düşünmemeye karar veriyorum. O güne kadar her yer çiçek, böcek, kuş. Hadi bakalım! =)

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2018 – Tüm Hakları Saklıdır.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s