Erasmus, Günlük

Macera Başladı: 16. Gün

Evimize taşındık ❤

Ruggero Rossi o kadar da kötü değildi aslında biliyor musunuz? Kör ölünce badem gözlü oldu galiba, bilmiyorum. Giriş katta yaşamasak, merkezden bu kadar uzak olmasa ve odalar tek kişilik olsa ben orada kalmaya devam edebilirdim. Çünkü oranın da ayrı bir havası var. Yurttaki düzgün insanları, yürüyüşe gittiğim o müthiş parkı ve sosyalleştiğimiz insanları çok özleyeceğim mesela.

Mesela inanın canım Rus komşularımız olmasa taşınmamız mümkün olmayacaktı. Gelirken Zeynep’in de benim de 6 aylık eşya ile geldiğimizi söylemiştim. Bu kişi başı, yaklaşık 35 – 36 kilo kadar yükümüz olduğu anlamına geliyor. Gelirken çektiğimiz acılar malum. Düşününce bile boynumdan ayak parmağıma tüm vücudum ağrımaya başlıyor. Bir de üstüne yanımızdaki market ucuz diye eve çıkmadan 6 aylık temizlik alışverişimizi de yaptık. Odanın her yanı eşya doluydu.

İlk olarak aklımıza taksi tutmak geldi. Bir rahatladık. Tabii yaa taksi ile gideriz diye düşünmeye başladık. Ama sonra Ruggero Rossi’nin yakınlarında taksi durağı olmadığı aklımıza geldi. Bu da en yakın taksi durağının tren garına yakın olduğunu bize hatırlattı. Açık söyleyeyim, Türkiye’de İstanbul’da bile taksicilerin kazıklamasından kaçabilmiş bir insan değilim, İtalyanların elinde kalırım =D Dolayısıyla taksi fikri benim için o an rafa kalktı.

Ne yapacağımızı düşünürken baldan tatlı Rus komşularımız bize yardım edebileceklerini söyledi. Yardımlarını teklif etti. Olmaz falan dedik tabii ama baktık adamlar ciddi, içten bu iş nasıl olur diye düşünmeye başladım. Arkadaşlarımızdan bavul rica edip tüm ıvır zıvırları bavul haline getirirsem otobüsle merkeze gelebileceğimizi düşündüm. Sonrası da sürmeli bavulla ne kadar zor olabilirdi ki? BU KISMA BİRAZDAN DÖNECEĞİM.

Burada sizi sömürmeye, sizden faydalanmaya çalışanlar, hemşehricilik ayağına size yapışanlar oluyor tabii. Her insan sınırlarının farkında, yerini bilen bireyler olamıyor. Ama inanılmaz tatlı, düşünceli, kibar ve içten insanlara da rastlıyorsunuz. Mesela NİDA. Nida’da bizim gibi İstanbul’dan kalkıp buraya Erasmusla gelmiş bir kızcağız. Birbirimizi o kadar sevdik ki! Bir kaç gece önce inanılmaz bir gece yaşandı, gerçek kahramanı da Nida. Ama benimle ilgili olmadığı için asla buraya yazmam. Nidaaa burayı okuyorsan, seni seviyoruz ❤ Neyse taşınma hikayesine geri dönüyorum. Ne yapsak diye düşünürken odaya Nida geldi. Ben ona bavul hikayesini anlatıp varsa küçük bir bavulu kullanabilir miyim diye sordum. Hem en büyük boy bavulunu hem de koca sırt çantasını getirdi bize. Her hemşehri de kötü olmuyor işte. Kimisi doğuştan minnoş =)

Nida ve Ruslar olmasa gerçekten bu kadar kolay taşınamazdık oradan.

2 Rus bizim tüm eşyalarımızı çılgınca sırtladılar bize de birer sırt çantası, laptop ve kol çantalarımız ile bavulun biri kaldı. Yurdun oradan otobüse binmek kolaydı. Daha önce anlattığım gibi toplu taşımanın çok küçük bir kitlesi var. Esas macera otobüsten indikten sonra başladı. Ben tabii bu “genius” planı yaparken, merkezde her yerin merdivenli ve yokuşlu olduğunu, tüm sokakların da birbirine benzediğini unutmuşum. Yanlış yola girmeyeyim diye o kadar strese girdim ki anlatamam. Gerçekten her yer birbirine benziyor. Ve inişi-çıkışı-yokuşu-bayırı çok olan bir memleket burası. Merdivenlerin ve yokuşların bizi nasıl yorduğunu ise varın siz düşünün. Eve gelene kadar herkes kan-ter içinde kaldı.

Türkiye’den ilk gelenle rakı ve Türk kahvesi isteyeceğim. Ruslara ve Nida’ya bir Türk gecesi düzenlemek şart!

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2018 – Tüm Hakları Saklıdır.

1 thought on “Macera Başladı: 16. Gün”

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s