Erasmus, Günlük

Macera Başladı: 61. Gün

Konumuz gece hayatı…

Yazacaklarım belki sizi hayal kırıklığına uğratabilir, belki de buraya gelmek için büyük heyecan duyabilirsiniz kimbilir! Perugia’nın gerçekten enteresan bir gece hayatı anlayışı var. Bir kere her şey leş. HER ŞEY.

IMG-20181020-WA0001

Başta acaba Erasmus partilerini görüyorum, ondan mı böyle düşünüyorum dedim ama gerçekten öyle bir şey değil. Gerçek Perugialılar genelde ev partisi düzenliyorlar.

Ev partisi düzenlemedikleri zamanlarda da hepsinin arabaları olduğu için banliyödeki gece kulüplerinin partilerine katılıyorlar. Ya da evde bir önparti yapıp akabinde gece klüplerine geçiyorlar. Gece klübü partilerine binbir isim verseler de içerik hep aynı, TRASH. Mesela 3 salonda parti olacak diyorlar, birinde TRASH çalıyor, birinde REGGAETON diğerinde de bildiğimiz klüp şarkıları. Gece 2’ye kadar eğlendin eğlendin. Gece 2’den sonra ortam oldukça leşleşiyor. Tabii bundan inanılmaz zevk alan ve bununla çok eğlenen insanlar da var ama ben onlardan olamıyorum istesem bile.

Üçüncü seçenek ise Centro Storico’nun merkezinde bulunan merdivenlerde ve etrafındaki barlarda takılmak. Ne kadar soğuk olursa olsun insanlar buraya geliyorlar. Bizim ülkemizdeki kapı önü ısıtıcısı kültürünü özledim yemin ederim. Burada hiçbir yerde yok. Genelde her yer 20.00 – 22.00 gibi kapanıyor. Bazı barlar 02.00ye kadar açık oluyor. “Evimin önündeki Happy Bar’ın 05.00e kadar açık olması rezaleti”nden bahsetmiyorum bile..Perugia’daki tek açık yer inanın. Korkunç. Neyse konumuza dönüyorum. İnsanlar o barların önünde toplanıp içkisini alıp muhabbet ediyor. Bir nevi yeni insanlarla tanışıp hepberaber sosyalleşiyorlar. Arada müzik oluyor, gitarını, perküsyonunu ya da hoparlörünü alan meydana geliyor. Çeşit çeşit müzik arasından isteyen dans ediyor, isteyen muhabbet ediyor. Ama tabii 02.00’den sonra burada da işler absürdleşiyor.

Bunun dışında bir de ESN ve partileri var ki onu gelmeye yakın yazsam daha iyi olur =D

Şimdilik bunun dışında bir gece hayatı bulamadım. Umarım bulurum. Bulursam mutlaka paylaşırım.

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2018 – Tüm Hakları Saklıdır.
Erasmus, Günlük

Macera Başladı: 60. Gün

Sonunda neredeyse 50 gün önce başvurduğumuz oturma izni randevumuz için “Questura” dedikleri yere gittik.

Zeynep’in randevusu 8.14’te benimki 8.28’deydi. 8.14 nedir ya? Çok komik değil mi? Erkenden kalktık gittik ve gördük ki o birimin açılış saati 8.14müş! Tabii ki hiçbir şey zamanında başlamadı. Şaşırdınız mı?

Bu kısmı sizin için yazıyorum değerli Perugia’yı seçmiş sevgili Erasmus öğrencileri! “Questura”ya gittiğinizde yanınızda mutlaka 4 fotoğraf, sağlık sigortanız ve pasaportunuzun aslı bulunmalı. Yoksa yandınız! Hele de bizim gittiğimiz saate randevu verirlerse, etrafta hiçbir şey olmadığı için çok çok uğraşırsınız. 4 fotoğrafın sadece ikisini kullanıyorlar ama yine de sizin yanınızda bulunsun. Sağlık sigortam tek kopya olduğu için fotokopi çektirmemi istediler, açık hiçbir yer bulamadık. İstanbul’da en son çıktı başına benden 4 lira alan amcayı aramadım tabii ama bu da enler arasında yer alabilir maceramda bence.

Memurlar kesinlikle İngilizce bilmiyor bir kere, baştan anlaşalım ve biraz da kafadan kırıklar. Bazı yönlerden (!) gerçekten bize benziyorlar. Oldum olası bu evrak işlerini sevmem zaten, gidip gelip bize bu konuda en benzeyen ülkeye düştüm =D Ayrıca benimle ilgilenen kadını başkaları da çıldırttı. 50 yaşlarında bir kadın geldi, “Massimo” diye birini arıyormuş, Massimo nerde diye diye benim kadını çıldırttı. Kadın en sonunda geldi, Massimo’ya telefon almış, bunu bırakacaktım dedi. Massimo belli ki genç, kanı kaynıyor falan. Ortada yok tabii! Benim memur kadın “Annesi misiniz?” diye sorunca ben bile gerildim. Değil tabi, annesi olsa böyle mi gelir? Sonra kadın da yüzü asık şekilde ortamı terketmek zorunda kaldı…

Dosyaları teslim ettikten sonra size verilen kağıtla parmak izi vermeye gitmeniz gerekiyor. Orada çok tatlı ve ilgili bir kadın vardı, asla hakkını yiyemem. Parmak izi verir vermez, geri dönüp size verdikleri kağıdı iade etmeniz gerekiyor. Bunu da yapınca işiniz bitiyor. Ama biz bununla yetindik mi? ASLA!

Aklımızda bin tane soru vardı. “Biz bunu nereden takip edeceğiz?” “Ne zaman haber alabiliriz?” “Şimdi biz taşındık ya, ama yurdun adresini vermiştik, bir şey olur mu?” Zeynep’in elinde bana verilmeyen bir kağıt vardı, o neydi, gerekli miydi mesela falan diye diye kendimizi başka bir ofiste bulduk. Çok şükür burada baya iyi İngilizce konuşan bir memur vardı. Bize o yardım etti. Kadın tüm sorularımıza teker teker güzelce cevap verdi. Adresimizi taşımamız konusunda her şeyi çok güzel anlattı.

Adres taşıma konusu başlı başına olaydı. Ev sahibimize ilişkin bilgileri vermemiz gerekiyordu. Zeynep adama mesaj attı ama kapı duvar. Ben tabii inanılmaz tedbirli bir insan olduğum için, kontratımız dosyalarımın arasındaydı. Her şeyi oradan bakıp doldurduk. Ve ANTİKRİMİNAL birimine gidip teslim ettik. Baya zili çalıp içeri giriyorsunuz ve zili çaldığımızda kapıdaki 4 adamın bize bakışlarını görmeliydiniz. Ufacık tefecik kızlar, yollarını kaybetmiş gibi napıyorlar burada der gibi bakıyorlardı. Orası daha bambaşka ve komik bir hikaye ama önce bunu bitireyim. Bizim enteresan ev sahibimiz, tırsmış bir şekilde ona haber vermeden hiçbir şey yapmamızı istediğini söyleyen bir mesaj atmış. Tabii biz eve dönerken attığı için bir hükmü yok. Bu adam kesin usülsüz kiraladı bu evi bize, o yüzden bu kadar tıstı adım gibi emindim. Daha sonra Zeynep, Andrey’inn ev sahibine mesaj atınca durum ortaya çıktı. Biz burada oturduğumuz için bunun ev sahibi tarafından yetkililere bildirilmesi gerekiyormuş. Bu adam kesin bunu da yapmadı. Tesadüfe bakın ki eve gelince emlakçımız yarın görüşmek için bize mesaj attı..

Bakalım bu iş daha nerelere uzanacak..

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2018 – Tüm Hakları Saklıdır.
Erasmus, Günlük

Macera Başladı: 59. Gün

Size radyo maceramdan bahsetmiş miydim? Şimdi bahsetmenin tam sırası! Çünkü baldan tatlı arkadaşım Rodrigo ile birlikte orada bir program yapmaya başladık ❤

Adını “Stranger’s Corner” koyduğum bu program bana çalışmayı ne kadar sevdiğimi hatırlattı. Yine bir mikrofonun karşısına oturmak, bir şeyler üretmek sonra onu düzenlemek beni çok iyi hissettirdi. Burada bazen kendimi fazlasıyla “Strange” hissettiğim için bu adı kullandım. Benden sonra buraya gelip de kendisini “Strange” hisseden birine ulaşır da bu histen biraz da olsa uzaklaşır umuduyla tabii.

Dinlemek isteyen için linkini aşağı bırakıyorum. Çok eğleneceğinizden eminim. Program bundan sonra her Çarşamba saat 18.00’de, tekrarlarıyla Cumartesi 13.30 – Pazar 14.00’te radiophonica.com’da!

Strangers’ Corner – Ep.1

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2018 – Tüm Hakları Saklıdır.
Erasmus, Günlük

Macera Başladı: 58. Gün

Bu dil bariyeri konusu o kadar ilginç ki bugün biraz daha devam etmek istiyorum açıkçası. Şimdiden bir çok hikayem var ama en az utanç verici olanını paylaşmak istiyorum bloğumla.

Burada dünyalar tatlısı insanlarla tanıştım. Bir çoğu çok kibar ve bana yardım etmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Onlardan bir tanesiyle konuşurken, bana söylediği şeyin şu olduğunu düşündüm: “Cumartesi günü bir mezuniyet var. Gelmek ister misin?” Hemen evet dedim, çünkü sosyal açlık bunu gerektirir! Ayrıca buradaki mezuniyetler, bizimkilerden çok çok farklı. Fotoğraflarını gördüm, bayıldım. Başlarının üstüne yapraklardan çok güzel bir taç takıyorlar, şampanya patlatıyorlar, konfetiler uçuşuyor ❤ Ben de bunu görmeyi çok istiyorum. Hem bizimki gibi sadece yazın değil mezuniyet, her ay her hafta birileri mezun olabiliyor.

Sonra ikinci tatlı soru geldi: “Orada kurdeleyi tutan kişi olmak ister misin?” Hiç bir fotoğrafta kurdele ile ilgili bir şey görmemiştim. Ama tamam eğer böyleyse, bilmediğim bir şey var demektir, yeni bir şey öğreneceğim demektir diye düşünüp hemen buna da evet dedim.

Bir kaç gün boyunca gördüğüm İtalyan arkadaşlarıma mezuniyet töreninde kurdele tutmakla ilgili sorular sordum. Kimse ne dediğimi anlamadı. Bu da beni şüpheye düşürmeye başladı. Yine neyi yanlış anlamıştım acaba? Aralarından bir tanesi “Bunun mezuniyet olacağına emin misin? Çünkü bu etkinliğin cumartesi günü olacağını söylüyorsun ama cumartesileri burada tüm fakülteler kapalı” dedi. Artık beni davet eden diğer arkadaşa bu durumu sormamın zamanı gelmişti. Konuşmaya başladığımızda bunun “ÖĞRENCİLER İÇİN YENİ BİR YURDUN AÇILIŞI” olduğunu, açılış sırasında kurdeleyi tutacak iki kişiden biri olduğumu öğrendim. Rezalet! =D

açılış_2_fhd

Benim için bir şey değişti mi? Asla değişmedi tabii, bu da benim için yeni bir deneyimdi. Gittim, açılışta bulundum, inanılmaz eğlendim, gelinin kızkardeşi kombinimle kurdeleyi tuttum, yeni insanlarla tanıştım ve geri döndüm. Keşke tüm yanlış anlamalarım bu kadar keyifli ve eğlenceli sonlansa ❤

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2018 – Tüm Hakları Saklıdır.
Kendime Not

Bugün Yolculuk Kalbime, Ruhumun İçine

“Kendi hayalimi bulmaya, hayalim için hedefler koyarak peşinden gitmeye, kendimi ancak ve sadece kendime teslim etmeye niyet ediyorum.” 

Bu gerçekten de etiketin hakkını verecek bir konu. Bu gerçekten de kalbimden geçtiği için yazdığım bir niyet. Sadece kendime not. Şu fotoğrafa bakıp, bugünkü hislerimi hatırlasam yeter ❤

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2018 – Tüm Hakları Saklıdır.