Erasmus, Günlük

Macera Başladı: 56. Gün

Bu fotoğraf, gezerken karşıma çıkan “FreeHugs Perugia” grubu bize bol bol sarıldıktan sonra çekilmişti.

Bir yeri uzaktan araştırmak ile içinde olmak arasında inanılmaz büyük bir fark varmış gerçekten. Hayatın içinde olmakla ilgili söylenen her şeyi daha iyi anlıyorum artık. Her şeyi, herkesi gerçekten tanımak, dünyanın farkına varmak, bir şeye yakından bakmak dünyanın en güzel duygusu. İstanbul’dayken dünya kadar derdim varmış gibi hissediyordum. İş, ev, okul, gündem derken günlerim stres içinde geçiyordu. Kendime zaman versem, içeriye girsem, üzerine düşünsem, bir nefes alıp devam etsem belki her şey benim için daha kolay olabilirdi. Dışarıda durup bize dayatılan belli kalıplar dahilinde düşününce bunu çok da anlayamayabiliyoruz.

İtalya’daki hayatım pek de kolay oturmadı. Bir kere bürokrasi her yerde yakamızdan yakalıyor. Sonra bir yerde gerçekten “yabancı olmak” düşündüğümüzden daha zor. Kültürel kodlar, dil bariyerleri, güven problemleri, alışkanlıklar, alışveriş yapacağın yeri hatta doğru sokağı bile bilip bilmemek her şeyi çok etkiliyor.

Kültürel kodlar mesela. Türkiye’de olsa inanılmaz ayıp karşılayacağım ya da ben bunu asla yapamam diyip yargıladığım her şeyi burada yaşadım şükür =D Bu da sanırım evrenin bana, Türkiye’deki kafanı Türkiye’de bırak artık deme şekli. Bununla o kadar çok sınandım ki anlatamam. Evet İtalyanlar bize çok benziyor ama bazı açılardan biz onların muhafazakar ananesi gibiyiz. Bunu burada daha yakından gözlemleyebiliyorum.

Dil bariyerine gelince, kendinizi anadiliniz dışında bir dilde anlatmak gerçekten çok zor. Kendimi zorla İtalyanca ifade etmeye çalışıp sürekli İngilizce’ye dönsem bile asla Türkçe’deki gibi doğru anlatamıyorum kendimi. Bir “Yok artık daha neler! O kadar da değil!” diyemiyorum mesela! Ya da iletişime geçtiğim insanlarla aramda bağlantı sorunu oluyor. Mezuniyet sandığım etkinliğin, açılış çıkması gibi. Bunu bir sonraki yazımda anlatacağım. Yaşadığım saçma anlar içerisinde en anlatılabilir olanı o.

Elbette kimseye hayatımın teslimiyetini ya da evimin anahtarını vermiyorum ama yine de bu “çılgın İtalyanlar’a” güvendiğime inanamıyorum. Kendi ülkemde, kendi şehrimde hatta bazı anlarda kendi arkadaş çevremde bile güven problemi yaşayan biri olarak burada insanlara yüzde yüz güvenmemi kendimden beklemiyordum. İnsanının huyunu suyunu bilmediğim bir yerdeyim ve en uzun zamandır tanıdığım kişi yaklaşık 2 aydır hayatımda! Daha spesifik olmam gerekirse 56 gündür! Ama buna rağmen İtalyanlar samimiyetleri ve sıcakkanlılıkları ile tavladı beni ❤ Sadece biri güvenimi suistimal etti ama onun da neden öyle davrandığını anlayabiliyorum. İnsan burada kendisinden başkasını da anlayabiliyor. Çünkü herkes açık, hayata bakışları çok farklı. Dolayısyla bir duruma ait olan tüm açıları görebiliyorsunuz.

Alışveriş yapacağım yeri bilmemek en önemli sorunlardan biri benim için. Evde ne tüketmeliyim, hangi markadan alışveriş yapmalıyım, yoğurdu nasıl tüketmeliyim, en taze sebzeyi neresi satar, eti nereden alsam beni kazıklamaz gibi milyon tane soru dönüyor kafamda. En komik kısmı da elimdeki malzemelerle özlediğim Türk yemeklerini yaptığımda tadı asla Türkiye’deki gibi olmuyor. Asla! Geçen gün karnıyarık yaptım mesela, karnıyarıktan çok her şeye benzedi. Ya da yaptığım pilav, sütlaçtan hallice, çorba da suya yakın oluyor. Adam gibi bir salça bulsam da domatesin o ekşi tadına doysak ya! Gerçi çok alıştım burada yaptığım yemeklerin tadına. Dönünce eminim köpek gibi özleyeceğim.

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2018 – Tüm Hakları Saklıdır.
Erasmus, Günlük

Macera Başladı: 55. Gün

Katıldığım etkinliklerden bir diğeri de Perugia Social Film Festival – PerSo’ydu. Belki bir farklılık bir yenilik başka bir şey keşfederim diye gitmiştim. Bu anlamda bizden bir farkları yok esasında. Sadece katılım daha fazla, şaşırmayacağınız üzere.

Perugia’nın merkezinde 3 tane sinema salonu var bildiğim kadarıyla. Cinema Zenith, PostModernissimo ve Cinema Méliès en büyükleri. Film festivalinin gösterimleri bu üç sinemada yapıldı. Biletler ücretsizdi. Buradaki sinemaları görünce “movie-theatre” kelimesinin anlamını ilk kez anladım. Sinemaları çok güzel ve bana Emek’i hatırlattılar. Ah be!..

Yaklaşık 15 gün süren festivalde 5 ayrı ülkeden 5 film izledim. Aynı bizdeki sistem gibi bir İngilizce bir de kendi dillerinde altyazı vardı. Alışkanlık bu ya, hala İngilizce’yi takip ediyorum. Konuşurken de öyle. Başta İtalyanca başlayıp akabinde hemen İngilizce’ye dönüyorum. İngilizce bana kolay geliyor, İngilizce konuşurken kendimi daha güvende hissediyorum. İngilizce benim hayatımda İtalyanca’dan çok daha önce vardı. Belki de o yüzdendir ya da sadece hata yapmaktan korkuyorumdur bilemiyorum.

Tüm filmler ve festivale katılım ücretsizdi ve gerçekten 20 milyonluk İstanbul’daki bir festivalde göremeyeceğim kadar insan gördüm. -ki buranın nüfusu 160 bin civarında- Sanat dünyanın en güzel dili, paylaşabileceğin insanları bulunca daha da güzelleşiyor tabii ❤

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2018 – Tüm Hakları Saklıdır.

 

Erasmus, Günlük

Macera Başladı: 54. Gün

Madem yaklaşık bir aydır yazamadım, o zaman neden yazamadım, onun yerine neler yaptım, nerelerdeydim onları anlatayım. Bol bol etkinliğe katıldım. Mesela, buraya çok yakın Assisi isminde bir başka kasaba var. Bugünün konusu Assisi olsun!

Perugia’dan trene atladığınızda Assisi’ye gitmek yarım saat falan sürüyor. Çok güzel bir yer. Ruhunuzu doyurmaya bire bir. Gerçi İtalya’da bir çok yer öyle. Alabildiğine yeşil alan, olabildiğine korunmuş tarihi doku, güzel yemekler ve her yerden işitme alanınıza girebilecek müzikler ❤

Assisi’ye şimdiye kadar iki kez gittim. İlkinde çok sevdiğim yönetmen Ferzan Özpetek’in “Ferzan in Assisi” etkinliği vardı. Etkinliğin teması: “Il cinema a cuore aperto” yani “Açık kalple sinema”ydı. Bir macera sonucu bir kaç tatlı insanla yolum kesişince ve onların Ferzan Özpetek ile röportaj yapacağını duyunca peşlerine takılıp ben de röportaja katıldım!

Ne kadar hoş bir insan değil mi? Gülümsemesine bakar mısınız! ❤ 14 yaşımdan beri her türlü gazetecilik-sinema-radyo-televizyon eğitimine alıyorum, her türlü kameraya aşinayım, koskoca yönetmenin karşısında çekim yaptığım açıyı görüyor musunuz? Ellerim titredi! Zaten selfie çekmek de birazcık saygısızlık gibi geldi bana, baya utanarak sordum. Bütün gün herkesle selfie çektiğinden olacak, kesinlikle kırmadı beni de.

20180922_164055

Ferzan Özpetek filmlerine bayılırım. Her filmi çok güzel ama sanırım favorim “Mine Vaganti (Serseri Mayınlar)” Hatta Sense8’teki Lito-Hernando-Daniela ilişkisinin Tommaso-Marco-Alba ilişkisinden geliştirildiğini düşünüyorum. Gerçekliği, doğruluğu tartışılır tabii ama seyrederken kafamın bir yanında hep bu vardı. İnsan olarak da Ferzan Özpetek’e bayılırım. Dünyanın en açık kalbine sahip insanlardan biri bence. Her daim kibar, her daim gözleri gülümsüyor.

 

IMG_20180930_194626_115

Sonra bir kez daha gittim Assisi’ye. Bu kez ESN-Perugia (ESN-Erasmus Students Network)’nın düzenlediği rehberli bir turla gittim. Baya da eğlendim. Assisi’li Francesco’nun aziz olmaya giden hayatını dinledim, doğduğu ve öldüğü Assisi topraklarındaki kiliseleri gezdim. Sanat kokuyor her yer, memleket gibi memleket be!

Assisi’ye dair kötü şey ne olabilir diye düşünüyorum. Tabii ki meydandaki mekanların fiyat performansı! 1,5 Euroya su içtim gençler. İnanılır gibi değil. Yurdun oradaki dandik süpermaketten 17 cent’e alıyorduk biz o suyu =)) Bir de Assisi’de çeşme yok. Ya da ben bulamadım bilmiyorum. Bunların dışında suçlamam yok sayın hakim! =)

IMG_20180930_152634_654

Bir kez daha gider miyim bilmiyorum. İtalya o kadar güzel bir yer ki her bir şehri her bir kasabası, hikayelerle, sanatla, güzelliklerle dolu!

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2018 – Tüm Hakları Saklıdır.
Erasmus, Günlük, Kendime Not

Macera Başladı: 53. Gün

Şu bloğa yazdığım kadar, hatta daha fazlasınca zaman kaçırdığıma inanamıyorum!

Burası benim günlüğüm olacak, bundan sonra daha dikkatli olup mutlaka zaman ayırmaya çalışacağım. Yıllar sonra dönüp bu sayfaya baktığımda Perugia’da geçirdiğim muhteşem günleri hatırlayacağım. Her gününü, her dakikasını, her anını hatırlamak isteyeceğim. Burada yaşadığım özgürlük duygusunu, kendini yeniden keşfetmenin verdiği hazzı, yeni insanlar tanımanın sevincini, tek yaşamanın bana kattığı gücü asla ama asla unutmak istemiyorum.

Ben İstanbul’da bir Funda olarak işimi gücümü var ettiğim her şeyimi bırakıp kendim için Perugia’ya geldim ve Funda olarak bu kez burada var olmaya çalışıyorum. Şimdilik de başarıyor görünüyorum. Bu ruhu hep saklamak, bu hissi hep hatırlamak istiyorum.

O yüzden bundan sonra, ne kadar yoğun olursam olayım, ne kadar uykusuz olursam olayım 10 kelime de olsa 50 kelime de olsa, buraya yazı girmeden uyumak yok!

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2018 – Tüm Hakları Saklıdır.
Filmler

En Sevdiğim Replik

Bir sinefil olarak etkilendiğim bir çok film ve bundan çok daha fazla replik var. Ama bir tanesi var ki gerçekten hayatıma rehberlik edecek düzeyde. Bir gün bir dövme yaptırırsam, atıfı muhakkak buna olacak.

Christopher Nolan‘ın yönettiği, Christian Bale‘in harikalar yarattığı “Batman Begins“i izlemişsinizdir. En azından duymuşsunuzdur, bilirsiniz. En ilham verici, en vurucu repliği orada duydum ben. Önce sahneyi hatırlatayım. Bruce Wayne’nin yarasa korkusunun başladığı o düşüşten sonra, yardımına babası geliyor. Bruce’u kurtarıp eve götürürken kendisini kötü hissetmemesi için onunla konuşuyor, ona cesaret veriyor ve şu mükemmel soruyu soruyor.

Thomas Wayne: And why do we fall, Bruce?
So we can learn to pick ourselves up.

Thomas Wayne: Neden düşeriz Bruce?
                                Tekrar ayağa kalkabilmeyi öğrenebilmek için. 

Keşke benim de hayatımda bana böyle söyleyebilecek biri olsaydı. Biz çocukluğumuzda düşünce bir darbe de anne-babasından alan çocuklarız. Belki de o yüzden hiçbirimiz bir Batman olamadık, bilemiyorum.

Seneler sonra Bruce bir ilhama ihtiyaç duyduğunda aynı cümleyi bir de canı, sağ kolu Alfred’den duyuyor. Yine başka bir muhteşem sahne ile tabii. İki sahnenin arka arkaya montajlanmış versiyonunu buldum. Aşağıya iliştirip yavaşça kayboluyorum.

Neden düşeriz Bruce?

 

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2018 – Tüm Hakları Saklıdır.