Günlük, Kendime Not

TEZ ÇIKMAZI – Bölüm I

Çok uzun zamandır buralarda yokum. Çünkü tüm zamanımı ve enerjimi tezimin bitmesine adadım. Türkiye’nin genelinde bu iş nasıldır ya da İstanbul’daki tüm üniversiteler böyle midir bilmiyorum ama gerçekten çok yoruldum. Bıktım. Tükendim. Üniversitenin önünden bile geçmek istemiyorum. Akademiye girmemin önüne geçmek isteseler ancak bu kadar başarılı olabilirlerdi. Üniversitede 7 sene çalışınca insandaki akademik kariyer hayalleri zaten birer birer kırılıyor, ama tezini bitirmeye çalışan biri sadece akademik kariyerden değil, hayattan bile soğuyor. Odasında yaşlandıklarınız mı yoksa umrunda olmadıklarınız mı daha kötü diye sorarsanız kesinlikle EGOSU İSTANBUL’DAN BÜYÜK OLANLAR DERİM. Onlar apayrı bir kategori, en üstte incelenmeliler. Ben onları en son anlatacağım, mümkünse savunmamı yaptıktan sonra….

Şöyle düşünün bu benim 7. senem. KOSKOCA 7 sene. Çalışıyor olmama rağmen, tüm derslerimi ilk senede hem de pek fena olmayan derecelerle verdim. Ama tez zamanı gelince ilgilenen kimse olmadığı için -DANIŞACAĞIM KİMSE olmadığı için- ve de o zamanlar atılma olmadığı için biraz ara vermek istedim. Yıllar içerisinde ciddi şekilde 4 kere teze dönmek istedim. 4’ünde de danışman hocam beni tezden soğutmayı başardı. Konular buldum, başlıklar değiştirdim, olmadı. Danışmanıma bir türlü ulaşamadım. Aradım, açmadı. Mail attım, cevap vermedi. Facebook’tan yazdım, gördü ama cevap yazmadı. Ben de bana asla dönmeyen “sevgili danışmanım”ın ders günlerini öğrendim. Bir sabah okula gidip 2 saat ders verdiği amfinin önünde bekledim. Kapıdan çıkıp da beni gördüğünde bana söylediği ilk şey “randevu aldın da mı geldin, işim var benim!” oldu. Hocam size ulaşamıyorum, başka ne yapacağımı bilemedim dedim. Mail at benden haber bekle dedi. Mail attım, ama o yine aylarca hatta yıllarca mail atmadı.

Peki tez hocamla neden böyle bir ilişkim var? Buna vereceğim cevap için bir hikaye anlatmam lazım. O da çoook uzun bir hikaye, belki başka bir zaman yazarım. Ama özetle mevzu şu, danışmanım tüm öğrencilerinden fayda görmeyi hatta onları sağmayı seven bir adam. Ben de haksız yere kimseye fayda sağlamayı sevmeyen hatta böyle durumlardan nefret eden bir insanım. Çalıştığım birim itibariyle benden birtakım “iyilikler” istedi, ben de yapmadım. Zira istesem bile yapamazdım, çünkü orası en azından o dönemler için “Dingo’nun Ahırı” değildi ve kafama göre birinin işlerini göremezdim. O da bu olaydan sonra beni sildi sanırım ki asla benimle ilgilenmedi. Hiçbir zaman resmi olarak kendisini de değiştiremedim çünkü bu konuyu kime danışsam, o hoca bu olayı kişisel algılar, jürine gelir, sorun yaşarsın dedi. Bu nedenle tez danışmanımı değiştiremedim.

Böyle böyle 7. yılıma geldik. 7. yılımda işten ayrılıp teze dönünce, üstüne bir de Erasmus’a gidince, ben tekrar danışmanımla iletişime geçmeye çalıştım. Alttan aldım, çok kibardım, ona ne kadar ihtiyacım olduğunu yazdım, elimden geleni yaptım. İki kez maillerime döndü sanırım, ki o zamana kadar bile 5bin kez mail atmıştım ona herhalde skgjlsgkjsj Dilimin akademik olmadığını söyleyip alakasız düzeltmeler verdi. Düzeltmeleri yaptıkça gönderdim, başka düzeltmeler verdi. Öyle ki “değiştir bu başlığı bu başlık olmamış” dediği başlığı, kendi önerdiği başlıkla değiştirdim gönderdim. Bir kaç ay sonra attığı mailde yine “bu başlık olmamış, bu ne değiştir bunu” dedi. Türkçe bölümünde görevli arkadaşlarımdan tezimi okumalarını rica ettim, dürüst olmalarını istedim. Bilin bakalım ne oldu? Akademik dilimi başarılı buldular…

Ben bu danışmanla ne yapacağım diye kendimi yerken aylar geçiyordu. Yaz içerisinde mezun olmam gerektiği söylenmişti ve zamanım azalıyordu. Sonunda okula gitmeye karar verdiğimde Nisan ayının son haftasıydı. Beni okulda gören arkadaşlarım “seni kime vermiş?” diye sordular. “O ne demek ya?” dedim. “Bilmiyor musun, hoca emekli oldu, sizleri de başka danışmanlara dağıttı” dediler. Bu durum Şubat ayında falan belli olmuş. Düşünsenize, üç aydır deli gibi iletişime geçmeye çalışıyorum. Kapı duvar…. Yahu insan insafa gelmese bile, yeter beni taciz etme, yeni hocan bu, git onu taciz et demez mi? Artık bana dert olma demez mi?

Hemen yeni danışmanımı öğrendim, gidip tanıştım ve durumumu anlattım. Çok tatlı, çok iyi niyetli bir insandı ama çalışma konusunda iyi bir ekip olamayacağımızı çünkü onun zayıf olacağını düşündüm. Yine de derin bir nefes alıp tezimi gönderdim. Bu arada eski danışmanımdan o hafta haber aldım. Ama bana yardımı olsun diye değil tabii ki! Emeklilik yemeği için açılmış bir Whatsapp grubuna eklemiş beni. Katılım durumu belirtip IBAN gönderilen bir gruba yani…..

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2019 – Tüm Hakları Saklıdır.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s