Günlük Kendime Not İstanbul'da Yaşamak

Türkiye’de Kadın Olmak

Hiç istemediğim bir durum, Türkiye’de kadın olmak. Hele de İtalya’daki özgürlüğü tattıktan sonra…

Kadın cinayetleri ile ilgili, Emine Bulut ile ilgili bir şeyler yazmak istedim aslında. Günler istiyorum ama henüz o ilk şoku ben bile atlatabilmiş değilim. Hayır videoyu sesli izlemedim, hayır videonun tamamını da izlemedim ama gördüğüm 3-4 saniyelik görüntü ve okuduklarım beni bitirmeye yetti. Kızı ve sevenleri için dua ediyorum. Sabırları bol olsun.

Düşünüyorum, nasıl çözülür bu diyorum, başka canların alınmasına nasıl engel olunabilir diyorum, bir kadın olarak, bir vatandaş olarak, bir insan olarak bir çözüm bulamıyorum. Kökenine inmeli, erkekleri canavarlaştıran bu düzen bozulmalı diyorum ama bugün bile etrafımdaki annelerden “canım oğlum ne canlar yakacak”, “paşa oğluma bütün kızlar kurban olsun” gibi laflar duyuyorum. Hem kadınlar hem erkekler eğitilmeli. Yeni doğacak erkekleri eğitecek kadınlar ve erkekler beraber eğitilmeli. Ahh keşke herkes ana baba olmasa, keşke…

Kimsenin kimsenin malı olmadığını, herkesin özgür bireyler olduğunu, biriyle arandaki sevginin bitebilir tükenebilir bir şey olduğunu ve herkesin yoluna gidebileceğini birileri sürekli anlatmak zorunda. Yolda gördün diye, sana selam verdi diye, sana gülümseyip halini hatrını sordu diye kimseyi taciz etmemeleri gerektiğini birileri avaz avaz bağırmak zorunda. Artık seni sevmiyor diye, seninle görüşmek istemiyor diye kimseyi öldürmelerinin gerekmediğini birileri kafalarına vura vura öğretmek zorunda.

Bir kadın olarak kocandan ayrılamıyorsun, nişanlından ayrılamıyorsun, sevgilinden ayrılamıyorsun. Kimseyle arkadaş olamıyor, arkadaş kalamıyorsun. Ruh hastası bir erkek seni istiyorsa, gerekirse zor kullanıyor, taciz ediyor, tehdit ediyor, istediğini almadan bırakmıyor. Şans eseri hayattaysan ve fiziksel şiddet görmüyorsan bu kez psikolojik şiddet görmeye başlıyorsun. Asla boş geçmiyorlar. “Bu elbise sana hiç yakışmıyor.”, “Biraz bakımlı olsana”, “Kilo aldın, ayı gibi oldun”, “O arkadaşınla görüşmeni istemiyorum.”, “Sen iş miş  bulamazsın, bu saatten sonra seni kim alır!” Böyle minik minik başlayıp, kademe kademe artan bir şiddete dönüşüyor. Ne yapman gerekiyor? Ne yapmamız gerekiyor?

Gece hayatından, sosyal hayattan, iş hayatından çekilmemizi bekliyor bu insanlar. Evde oturup akşama kadar onların gelişini beklememizi istiyor. Daha bir kaç gün geçti çok yakın bir kız arkadaşımın flörtünün ona söylediği “evlenirsek bensiz aileni görmeye bile gidemezsin, bekar kız arkadaşların evimize gelemez” cümlelerinin üzerinden. 30+ yaşında insanlardan bahsediyorum. Kızcağız şok olmuş ve hemen görüşmeyi kesmiş tabi! Böyle hıyarların arasında yaşıyoruz. Tipine, konuşmasına kanıp bir şey sanıyoruz. Maskesi düşünce gerçek yüzü görünüyor. O yüz görünüyor görünmesine de bazen çok geç görünüyor işte. Adam kendisini baya iyi saklayabiliyor.

O kadar doldum, o kadar yoruldum ki yolda yürürken karşılaştığım her adamdan tek tek tiksinmeye başladım. Bakışları bile rahatsız ediyor. Her zaman öküz gibi bakan en az mutlaka biri olurdu,  her zaman rahatsız olurdum, hiçbir zaman sesimi çıkarmazdım ama artık bıktım. Öküz gibi bakan birini rezil etmeme çok az kaldı gerçekten.

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2019 – Tüm Hakları Saklıdır.

Bir Yorum Bırakabilirsin

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: