Dark’ın Ardından.. Vol.II

Hayranı olduğumuz Alman yapımı Netflix dizisi Dark, 2. sezonuyla geçtiğimiz aylarda geri döndü! Döndüğü gibi koca bir ekiple hemen izledik tabii. Bu yazıyı yazmak için 2. sezonu ikinci kez izleyip bitirmeyi bekliyordum ama bir türlü fırsat bulamadım. Şimdi hazır yazmak için zamanım varken bunu es geçmeyeyim, olur da diziyi ikinci kez izlersem yeni bir yazı yazabilirim.

Çılgın dizimiz Dark, 2. sezonu ile Netflix’imizi şenlendirince zaman kaybetmeden bir oturuşta izledik. Zaten öncesinden 1. sezonu yeniden yalayıp yutmuştuk. Diğer türlü kim kimdi, kim kiminle akrabaydı, kim kimin gençliğiydi asla hatırlayamazdık, dizi daha da karışık bir hal alırdı bizim için. Zaten dizinin karakterleri alışık olduğumuz isimlere sahip olmadıkları için ilk bölümlerde onları kodlamak da oldukça zordu. John’la, David’le Mary ile, Annie ile büyüdük biz. Şimdi bir demede Bartosz’u hatırlayamıyorsak kimse de kusura bakmamalı bence =)

Biraz da olsun hatırlayıp ısındıysak, yavaştan konumuza dönelim. Dark 2. sezon benim için oldukça doyurucu bir hikayeye sahipti. Genel olarak sezonu oldukça beğendiğimi söyleyebilirim. Ama aynı şeyi karakter gelişimi için söyleyemeyeceğim.

dark2_fhd

-Buradan sonrası spoiler içerir-

Önce hikayeden bahsedeyim. Geçen sezondaki zaman yolculuğunu alıp, bu sezonda alternatif evrenlere bağlamaları muhteşemdi. Zaten böyle şeylerin çok azına bile tav olan biriyim, bu sezon Dark’a fena düştüm, fenaaa!

Bu sezon izlediğimiz kısmın 2. bir evren olduğunu düşünüyorum. Buna resmi olarak bir açıklama gelmedi sanırım. Ama özellikle son sahnede bu teorimden emin oldum. Dizinin ilk bölümlerinde, ilk olarak tarihlerde bir tuhaflık seziyorsunuz.

İlk sezonda izlediğimiz 1986’mız 1985 olmuş, 1953’ümüz 1952 olmuş, durumlarda bir tuhaflık var. İnsanlar yine aynı hayatlardalar, aynı ölçüde kafayı yiyip bu mağaranın peşine düşüyorlar. O yüzden çok bir şey de çakmıyorsunuz. İlk olarak bu durum biraz şüphe etmeme neden oldu.

İkinci olarak da Jonas yüzünden böyle düşündüm. Karakter gelişimine olan memnuniyetsizliğim de burada başladı aslında. Birinci sezonda bizim sevdiğimiz ve bildiğimiz genç Jonas’ın dışında, bir de gelecekten gelen, her şeye hakim, tüm soruların cevabını biliyormuş gibi gezen, acayip cool bir yetişkin Jonas vardı. Bu sezon o Jonas’ın yerinde yeller esiyordu. Hiçbir şey bilmeyen, meczup gibi ortalıklarda gezen, ezik büzük bir Jonas vardı. Ve gerçekten Martha’ya olan aşkı beni “cringe”lere sürüklüyordu. Genç Martha ve genç Jonas’ın bile yakınlaşmasına mesafeli bir insanım, yetişkin Jonas’ın Martha’ya yaklaşıp koluna falan dokunması beni gerçekten çok rahatsız etti. Martha’nın öldüğünü gördüğü bir zaman diliminde büyümüş olabilir, yeniden görünce heyecanlanmış olabilir ama yine de hoşlanmadığımı söyleyebilirim.

Sonunda “Adam” diye bildiğimiz adamın da yaşlı Jonas olduğunu öğrendiğimizde, bu adamların bizim Jonas’ımızdan çıkmayacağını düşündüm. Bizimki büyüyüp bu kadar manyamış olamaz, bu 2. evrenin Jonas’ı olabilir diye düşünmüştüm. Ki o son sahnede başka bir Martha’nın gelip Jonas’ı alıp götürmesiyle bu teorimin kanıtlandığına inandım. Şimdi merakla 3. sezonun gelmesini bekliyorum. O arada en az bir kere daha 2. sezonu izlemek istiyorum. Ondan sonra buraya yeniden aklıma takılan soruları yazacağım. Mesela neden kalmak için 1900lerin başını seçti? Magnus ve Franziska’yı nasıl ikna etti? Genç Noah’ın öldürdüğü genç adam Bartosz muydu? (Aşırı benzemiyor muydu ya?) Franziska 1900lerdeyken kızkardeşi Elizabeth neden 2050lerde? Ulrich’e ne oldu?

dark3_fhd

Şu dizinin hikayesini merakla izlediğim ve gelişimine en çok üzüldüğüm karakterlerinden biri Mikkel, diğeri ise Ulrich oldu. Yaşlı Ulrich ile Mikkel’in karşılaştığı sahneler, Mikkel Michael olduktan sonra Jonas’ın eliyle ölüme gittiği sahne, Ulrich’in hapisanede Hannah tarafından ziyaret edilip oraya terkedildiği sahne derken en güzel ancak en acıklı hikayeleri izlemiş olduk. Hannah demişken, Allah belasını versin o ne iğrenç bir karakterdir ya! Köhler’i tehdit etmek ne kadar gereksiz bir hareketti öyle? Zaten o Köhler ile yeni gelen dedektifin hikayesi de oldukça gereksizdi. Sadece sezon finalinde tesise girip Elizabeth ile annesi/kızı Charlotte’u karşılıklı görmüş olduk. O da tam bir “yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan” hikayesi ve aklıma direkt Predestination filmini getirdi.

Off, yazdıkça yazasım geliyor, bakalım 3. ve son sezonda bizleri neler bekliyor. Burada bırakayım artık. Merak eden olursa diye, ilk sezonun ardından yazdığım yazının linkini aşağı da bırakıyorum.

Dark’ın Ardından

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2019 – Tüm Hakları Saklıdır.

2 Comments on “Dark’ın Ardından.. Vol.II”

  1. Pingback: En Sevilesi 5 Dark Karakteri – Funda'nın Harikalar Diyarı

  2. Pingback: Evlat Olsa Sevilmeyecek 6 Dark Karakteri – Funda'nın Harikalar Diyarı

Bir Yorum Bırakabilirsin

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: