Diziler, Listeler

Peaky Blinders Karakterleri: Övülmeli mi Sövülmeli mi?

İnişli çıkışlı karakterlere sahip inişli çıkışlı dizi Peaky Blinders, 5. sezonunu yayınladı. Yayınladı yayınlamasına ama ben henüz yeni sezondan sadece 2 bölüm izleyebildim. Bu arada diziyi izlerken, dizideki karakterlerin bir kısmından içi şişen yalnızca ben miyim bu sorunun cevabını gerçekten çok merak ediyorum. Bazı karakterlerin sahnelerini gerçekten sarmak ya da onların sahnesi bitene kadar “Whatsapp’ta arkadaşlarımla mesajlaşmak” istiyorum. Ruhum daralıyor.

Dünkü yazımı bitirişimle bugünkü yazıma giriş yapacak olursam, Peaky Blinders’taki karakterlerin hiç birinin yüzde yüz masum, yüzde yüz iyi olmadığını düşünüyorum. Her karakterin kendince izleyenleri rahatsız ettiği en az bir noktası var. Hiç kimse mükemmel değil, bu anlamda çok gerçekçi. Dizinin, hiçbir karakteri bize çok sevdirmek ya da onunla özdeşleşmemizi sağlamak gibi bir derdi yok. Karakterlerin hiçbirinin bizi mutlu etmek gibi bir derdi yok.

Zaten dizinin hikaye kısmı da bu şekilde ilerlemiyor mu?

pb_2_fhd.jpg

-Buradan sonrası spoiler içerir-

3. sezonda ne olduğunu anlamadan Grace Shelby’e veda ettiğimizde, üzülüp üzülmememiz dizinin umrunda değildi. Ya da (zamanında izleyenler) o kadar bekledikten sonra 4. sezonun ilk bölümünde John Shelby’nin öldürülmesini de bize sormadılar. Ya da 2. sezonda bir anda Freddie Thorne’un hikayeden kesilmesinde de fanların ne düşüneceğini umursamadılar. Bir yandan da iyi bir şey bu, bizi ürkütmemek için saçma tekrarlara düşeceklerine, her türlü ters köşeye açık hale getiriyorlar.

Karakterlere dönecek olursak…

thomas_fhd.jpg

Thomas Shelby mesela… Aralarında en sevdiğim karakter olabilir. Bunda Cillian  Murphy’nin katkısı büyük elbette, ama Thomas Shelby karakterinin ailenin tüm yükünü taşımasına rağmen sürekli olarak taşlanması, günah keçisi ilan edilmesi ve bitmeyen yalnızlığı beni ona yaklaştırıyor. Tabii burada da bir sürü başka denge var. Mesela ailesi yanında olmasa, her seferinde sadakatlerinin Thomas’a olduğu görülmese bu kadar güçlenebilir miydi? Cevap vereyim, güçlenemezdi, daha ilk adımdan ekarte edilirdi. Ayrıca Thomas, 4. sezon sonuna kadar dizide gördüğümüz en ihtiraslı karakter. Adam parlamentoya girdi! Yükselme hırsının bir sonu yok! Kral olabileceğini bilse, kendisini soylu ailelerden birinin ailesine evlatlık olarak bile sokabilir! Ne tamamen bir kahraman ne tamamen bir anti-kahraman, kendi içerisinde zorlukları olan bir karakter. Ama “sevdiklerine karşı” adil olmaya çalışan biri ve ne yaparsa ailesini de içine katarak yapıyor. Bu da ona benim gözümde önemli bir mevkii sağlıyor.

arthur_fhd.jpg

Arthur Shelby, tam bir ikinci adam. İnternette millet bayılıyor ona, herkes sevmiş, bağrına basmış. Ben o kadar da sevemiyorum. Zayıf, bazı yönlerden saf ve durmadan bağımlılık geliştiren bir karakter. Bağımlılığı istediğiniz noktaya çekebilirsiniz. Adam içkiye, sigaraya, uyuşturucuya da bağımlı, eşinin aşkına da, şiddetin en yüksek frekansına da. Tam bir asker diyemiyorum çünkü onun da güvenilmeyen tarafları var. Aile kasasından para çalıp babasına vermesi, sinirlerini kontrol edemeyip ringde genç bir çocuğu öldürmesi, kendi başına hareket etmesi, eşinin yönlendirmesine maruz kalması bunlardan bazıları. Yine de aileye bakınca Thomas’a en sadık kalmış kişi diyebiliriz. Eşi demişken, Linda’dan tiksiniyorum, keşke diziden çıksa.

jonh_fhd.jpg

John Shelby de salağın tekiydi bana sorarsanız. Komik değildi, güçlü değildi. Tam bir pimi çekilmiş el bombasıydı. Ailesinin adına ve gücüne güvenen, gereksiz yere herkesle savaş çıkaran bomboş bir tipti. Diziden çıktığına sevindim. Darısı gerçek hayattaki kardeşi, yani dizideki Michael’ın başına! Bir de en az kendisi kadar sinir bozucu bir kadın bulup evlendirdiler. Buraya kadar gelmişken, kadınlardan devam etmeden önce Michael ile ilgili de iki kelam etmek isterim. En sevmediğim karakter Alfie Solomons’tan bile daha aşağılık bir karakter bence. Diziye girdiği ilk andan beri sevmiyorum. Düzgün ve namuslu bir hayatta bu yaşa kadar gelmiş bir insan, hırslı ve ruh hastası bir kişilik değilse, neden bir Peaky Blinder olmak istesin ki? İnanılmaz hırslı bir çocuk ve zirveye oynamak için zamanının gelmesini bekliyor. Thomas’ın zayıflamasını pusuda bekliyor. Bunun sinyallerini de hem sezon finalinde Thomas’a peşindeki İtalyanları anlatmayarak hem de 5. sezonun ilk iki bölümünde bolca verdiler. 5. sezonla ilgili henüz bir şey söylemesem daha iyi ama bu çocuğa zerre güvenmiyorum. Tek söyleyebileceğim şey, bir de kendisi yetmiyormuş gibi, en az kendisi kadar ruh hastası bir kadın ile evlendiğini öğrendik. Belli ki Linda’dan falan çok daha tehlikeli bir kadın olacak bu. Zaten Split’te de sevmemiştim o kızı. Hayırlısı…

Keşke John’un eşi Esme de bir yere taşınsa bir daha dönmemek üzere falan gitse. Yani bu dizideki özellikle de gelin klasmanındaki kadınlar yüzünden anti-feminist olmama çok az kaldı. Linda, Esme, şimdi de Gina ve Lizzie. Lizzie’yi de severdim de aileye girince o da çıldırmış. Allah’tan Polly var, Ada var, Jessie Eden var da kadınlar konusunda bir yerden yüzümüz gülüyor.

polly_fhd.jpg

Kadınlar demişken Polly Gray ile devam etmek isterim. Polly’nin de sıkıntılı, takıntılı yanları var ama en azından bir karakteri var. Bir kere yaşadıklarına rağmen güçlü olmaya çalışan bir kadın, mutlu olmaya çalışan bir kadın, erkek egemen bir dönemde ailenin 3. en büyük başı olabilmiş bir kadın. Michael’e olan zaafı ve çoğu zaman tüm aile üyelerinde gördüğümüz başına buyruk kararlar alarak onları uygulaması dışında, Thomas’a en sadık kişilerden bir tanesi. Hayalimdeki senaryoda, Thomas’ı tuzağa düşüren Michael’ı öldürmesi var. Ama bilemiyorum nasıl bir yol izlerler. Onca badirelere dayanan ailenin, aile içi çatışmayla yerle bir oluşunu izlemek istemezdim. Tam da o yüzden en azından önümüzdeki sezon bunu göreceğimizi düşünüyorum. Neyi istemesek gözümüze soktular çünkü =))

Ada Thorne ise ilk sezondan bu yana en çok değişen karakter olabilir. İlk sezon inadından ve Freddy’e güvenmediğimden pek sevmezdim. Ama her zaman çok güçlü ve dayanıklı bir kadındı. Sonradan en azından sağduyulu biri olduğunu da düşünmeye başladım. Umarım beni utandırmaz.

Bu karakterler dışında aileden bir de Finn var, ilk sezondaki halini sevimli bulurdum. Şu an nötrüm aslında. Yani bu işlerin içinde olmak istemediği çok belli. John en azından yaptığı işten zevk alıyordu, Finn’in şiddeti sevdiğini düşünmüyorum. Kadınlara ilgisi olduğunu da pek düşünmüyorum. İlerleyen sezonlarda belki intihar bile edebilir diye düşünüyorum.

Aile bireyleri hakkında görüşlerim şimdilik bu kadar. Bakalım 5. sezonu bitirdiğimde fikirlerim değişecek mi?

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2019 – Tüm Hakları Saklıdır.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s