Erasmus, Geziler, Kendime Not

Gezilerim: 8. Bölüm

Kullandığım giriş fotoğrafına bakınca bir hüzünlendim. Bir an kendimi, saçlarımı, oradaki halimi çok beğendim, “yuh be ne kadar güzelmişim!” dedim. İstanbul’a adım atar atmaz o güzellik kaçtı gitti çünkü. Hele bir de şimdi görseniz, yüzümün her yerinden kaygı ve yorgunluk akıyor. Geçirdiğim her gün olumsuz bir duygu daha yükleniyorum. Deprem mi oldu? Kaygı. Hastaneye mi gittim? Sinir. Taksiye mi bindim? Stres. İşe alındığımı sandığım üniversite ayağımı mı kaydırdı? Üzüntü. Gündem mi değişti? Yorgunluk. Böyle böyle yaşlanıp çürüyoruz bu memlekette. Yurt dışındayken böyle değil ama işte. Gündemin farklı, hayatın farklı, önceliklerin farklı çünkü. Yüklendiğin tüm duygular pozitif! Özgürlük, mutluluk ve farklı dünyaları keşfetmenin verdiği özgüven. Ah be… Ne kadar özlediğimi yazmaya başlasam 4 gün 4 gece uykusuz kalırım, kimse de okumaz muhtemelen =) O nedenle konumuza dönelim.

Yurt dışındaki son durağım, en sevdiğim, beni yine çağırsın istediğim tek yer olan Roma oldu. Dönmeden önce kapanışı orada yapmak istediğim için ayarlamalarımı ona göre yapmıştım. Stutgart’tan Perugia’ya dönüp tüm arkadaşlarımla vedalaştıktan, tüm ıvır zıvır işlerimi bitirdikten, sevdiğim tüm yerlerle tek tek helalleşip ayrıldıktan sonra tüm eşyalarımı alıp Roma’ya gitmiştim. Tüm eşyalarım dediğim 46 (YAZIYLA KIRKALTI) KİLOLUK iki bavul, bir sırt çantası, bir laptop çantası ve bir kol çantası şeklinde ayarlayabildiğim bavullarımdı. Bununla ilgili görseli dönüş yolumu anlatırken aşağıda paylaşacağım. Laptop çantamın içinde bile kışlık eşofmanım vardı mesela. Off düşündükçe sırtıma yük biniyor hala…

IMG_20190227_112104_127.jpg

Roma benim için bir rüya, gerçekten bir gün yurt dışında yaşama şansım olursa yaşamak istediğim ilk yer orası olabilir. Bir dilek hakkım varsa bunu Roma’dan yana kullanırım o derece seviyorum ❤ Gerçi Perugia da çok çok güzel, hatta hayatını kurmak için daha ideal ama orada iş bulmak daha zor olduğu için onu ancak ikinci sıraya atabilirim. Yoksa ben İtalya’nın her şehrine çok açığım, keşke beni isteseler =)

Roma turistik, tarihi, büyük bir şehir ama yine de düzeninden bir şey kaybetmiyor.  Ne o kadar kalabalık, ne o kadar pis, ne de insanları o kadar saygısız. Barcelona kadar ya da Stuttgart kadar kaotik bir ortam yok. İstanbul ile boy ölçüşemezler bile zaten. Her şekilde kendi düzenlerini korumaya çalışıyorlar ve bu sırada sizi uyarmakta da bir sorun görmüyorlar. Mesela size Piazza Venezia‘da başıma gelen bir olayı anlatayım: Öğlen yemeğinden çıkmış geziyordum. II. Vittorio Emenuele Anıtı’na çıktım. Merdivenlerin orada biraz şehri izleyeyim dedim. Çantamı merdivenlerin başına koydum ve izlemeye başladım. Sarışın, uzun boylu baya demir lady görünümlü bir kadın geldi ve çantamı oradan almam gerektiği konusunda beni uyardı. Görünüşünden oranın bir yetkilisi olduğunu düşündüm çünkü onu takip eden görevli gençler vardı. Çantamı oradan almam gerektiğini, güvenlik zafiyeti yaratabileceğimi, çantamın aşağı düşebileceğini , benim ya da bir başkasının yaralanmasına neden olabileceğimi söyledi. Haklılık payı olduğunu gördüm. Teşekkür edip toparlandım. Sonra iç tarafa doğru ilerledim, biraz dinleneyim diye bir merdivene oturdum. Kadın tekrar bana doğru gelmeye başladı. Sağıma soluma baktım yanlış bir şey mi yapıyorum diye, ama bu kez uyarı bana değildi. Bana yakın oturan bir beye idi. Bu bey ayakkabılarını çıkarmış, yere çorapla basıyordu. Kadın geldi, adama eğildi “beyefendi burası kutsal bir alan, lütfen ayakkabılarınızı giyin, saygısızlık ediyorsunuz” dedi. Adam da hemen toparlandı. Mevzu bu kadar, sen saygı duyarsan diğerleri de duyar. Duymuyorlar mı? O zaman da uyarırsın. Hiçbir yer dingonun ahırı değil neticede. Bu bizim ülkemiz için de geçerli. Kimse bizim kutsal gördüğümüz bir yere dangır dungur giremez, girmemeli. Bir şehrin yönetilmesinde kurallar işte bu kadar önemli…

IMG_20190227_211124_268.jpg

Bir başka örnek de Fontana di Trevi’den gelsin: Belki de turistlerin en saldırgan olarak yaklaştıkları yer burası, suya dokunanlar, Instagram’da paylaşabilecekleri bir fotoğraf için böbreğini verme aşamasına gelenler, paraları toplamak isteyenler vs vs. Ama bunları bile kontrol altında tutabiliyorlar. Benim için en önemli olan kısım da bu. Çok turistik bir yerde yaşasan bile, en azından kuralları ve devam eden bir düzenleri var.

Mesela sadece benim bildiğim 2016’dan beri aynı yerde çalışan bir garson arkadaş var. Arkadaş dediğime bakmayın, bir bağlantım yok aslında. Önceki adı Il Pastarito olan çok lezzetli bir restoran var. Yıl 2016’ydı, Eylül ayı falandı Bu çocukla ilk o zaman, orada tanışmıştım. 2017’de ben bir arkadaşımı gönderdiğimde, arkadaşım bana onunla çekindiği bir fotoğrafını göndermişti. 2018’de haber alamadım. Bu yıl oradayken uğrayayım dedim. Restoranın adı Pasta Sociale olmuştu ama bu çocuk ve aynı ekip çalışmaya devam ediyordu. Bu da bir istikrardır bence. İstanbul’da bir gittiğim mekanda gördüğüm bir çalışanı ikinci kez gittiğimde görme ihtimalim yok. Bu mağazacılıkta da böyle, restorancılıkta da böyle, güzellik sektöründe de böyle..

IMG_20190227_122920_321.jpg

Bu kez Roma’ya gitmişken ve şükürler olsun ki yalnızken bildiğim yerlere çok vakit ayırmak istemedim. Tabii ki yine Fontana di Trevi’yi, Colosseo’yu, Piazza di Spagna’yı, Piazza Navona’yı ve Trastevere’yi gezdim, Villa Borghese’ye gittim, tadilat vardı ama o güzel parkta saatlerce yürüdüm. Vatikan tarafına gitmedim sadece. Ayak uydurmak zorunda kaldığım kimse de olmadığı için hep merak ettiğim ve içimde kalan bir yer olan Cinecittà Stüdyoları’na gittim. Her gün orada hem İtalyanca hem de İngilizce turlar oluyor. Saat olarak İngilizce turu kaçırdığım için İtalyanca olanı yakaladım. Yaklaşık 1 saat süren turda, eski ve yeni stüdyoları gezdirdiler. Benim için çok mutluluk verici bir geziydi ❤

IMG_20190227_181727_490

Sinemaya ve dizilere olan ilgim malum, İtalyan sinemasını ve İtalya’yı konu eden her şeyi izlemeyi çok sevdiğim de malum. O nedende bu stüdyoyu baştan aşağı saatlerce gezdim. Tur rehberimize, şu an ünlü birinin film çekip çekmediğini sorduğumda George Clooney’nin 5. stüdyoda bir film çektiğini ama o gün repo günleri olduğunu söylemişti. ÜZÜNTÜMÜN BOYUTUNU TAHMİN EDEBİLİYOR MUSUNUZ?

Yine de çok sevdiğim Rome dizisinin setinin bozulmadığını görmek ve orayı gezmek, acımı biraz da olsa azaltmıştı. Rome dizisi biteli yıllar oldu, adamlar hiçbir şeyi bozmadıkları gibi, o dizi için yapılan her şeyi de saklamışlar. Kullanılan silahlar, kalkanlar, kıyafetler hepsi hala duruyordu. Stüdyonun o an için kullanılmayan alanlarını, resmen bir açık hava müzesi haline getirmişlerdi.

IMG_20190227_170122_430

Bunların dışında tabii girişteki müze kısmını da uzun uzun gezdim. Fellini’nin, Leone’nin filmleri, kullanılan kostümler, her yerde filmlerle, yönetmenlerle, aktörlerle ilgili bilgiler.. Benim için tam bir mabeddi. Yine fırsatım olsa yine giderim.

Roma’da ulaşım çok kolay olduğu için, Termini’ye yakın bir yerde kalmanızı öneririm. Havaalanına ulaşımınız kolay olsun yeter. Onun dışında metro ile, otobüs ile ya da yürüyerek bir yerden bir yere gitmeniz tüm İtalya’da olduğu gibi Roma’da da çok pratik. Biraz yabancı diliniz ve telefonunuzda internetiniz varsa, saat kaç olursa olsun gönlünüzce gezememeniz imkansız. Ben 46 kilo valiz ile Roma’ya geldiğim ve oradan da İstanbul’a döneceğim için havaalanı shuttleına en yakın olabileceğim yerden bir oda bulmayı amaçlamıştım. Tüm eşyalarım yanımda olduğu için güvenilir bir yer olmasına da dikkat etmiş ve yalnızca benim girebileceğim odası olan bir otel bulmuştum. Bir çok insanla paylaşacağım bir hostel olması yerine, çift kişilik odamın olabileceği bir oteli seçmiştim. Tüm zamanımı gezmekle geçirdiğim için odayı pek de kullanamadım ama bunun için hiç pişman değilim. Yan sokaktaki kahvaltıcı ile anlaşmış olmaları memnun olduğum bir başka noktaydı. Şimdi bile o muhteşem kruvasanları ve kahveleri çok özlüyorum.

Yalnız benim kadar çok bavulu olanlara bir uyarıda bulunayım. Roma’dan yurt dışına bu kadar eşya ile uçacaksanız, gerçekten 3 saat önce havalimanında olsanız iyi edersiniz. Hele ki uçacağınız yer Avrupa Birliği sınırları dışındaysa içeride bir ton yol yürüdüğünüz için zamanın nasıl geçtiğini bilemeyebilirsiniz.

img-20190225-wa0070.jpeg

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2019 – Tüm Hakları Saklıdır.
Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s