Günlük, Kendime Not

OH BE! Ruhum Temizlendi!

Beni bir süredir takip ediyorsanız, kafamı son dönemde sosyal medyaya taktığımı fark etmişsinizdir.

Sanal insanlar, yalan hayatlar, -mış gibi görünsün diye düzenlenen anılar, farklı hesaplarda tekrarlanan aynı sahneler derken sabrımın sonuna geldiğimi gördüm. Hazır bolca da vaktim var, o zaman “ben bunla bişey yaparım ki” diyip işe koyuldum.

Zaten geçen sene Twitter hesabımı kapatmıştım. Oradaki bilgi kirliliğine, maaşlı trollere, linç girişimlerine dayanamamış ve acımadan on binden fazla tweete sahip kaç yıllık hesabı çat diye kapatmıştım. Twitter sanıyorum 30 gün içerisinde geri dönülmeyen hesapları tamamen siliyor. Geri dönmeye niyetim de yok, isteyen istediğini yapabilir.

Diğer yandan çok fazla kullandığım ve canım kadar sevdiğim Instagram hesabım gözümün bebeğiydi. Bir dönemimi orada yaşadım bile diyebilirim. En mutlu anlarımı, en güzel gezilerimi orada paylaşmış, kendim için albümlerimi yaratmıştım. Ama son dönemlerde öyle hissetmiyordum. Hayatımı yabancı insanlara açmışım gibi hissediyordum. Çünkü ayağımı kırdığımdan beri en önemli gündemlerimden bir tanesi, kimlerin gerçek arkadaşım olduğuna kafa yoruyor olmam. O yüzden oradaki 400’den fazla insana hayatımı açmak iyi bir fikir gibi gelmiyordu artık.

Ben de biraz düşününce benim, arkadaşlarımın ve ailemin göründüğü her fotoğrafı tek tek kaldırdım. Sadece sosyal mesajlar, geyikler, bir takım şakalar komiklikler falan kaldı. Ama onunla da yetinmedim. Ne kadar gereksiz gördüğüm insan ve hesap varsa hepsini sildim, kendimi de onların takip listesinden çıkardım. Yetmedi, kalanlardan zorunlu olarak “silemediklerimin” hepsini sessize aldım. Sadece sevdiklerim ve bana ilham verenler kaldı. Böylelikle günde bir saat saçma sapan story izlemekten ya da bir kişinin ayrı açılardan şekilmiş on ayrı pozunu görmekten kurtuldum. Kafam rahatladı, yemin ederim mutlu bir şekilde geziyorum artık Instagramımda.

Bir de Facebook hesabım var tabii, onu da İtalya’ya gitmeden çok önce kullanmayı bırakmıştım aslında. Facebook’umu canlandıran İtalya maceram oldu çünkü oradaki herkes Facebook’u çok aktif kullanıyordu. Oraya da el atmam gerektiğine karar verdim. Bir arkadaşımın ruh hastası kız arkadaşı, benim paylaştığım şeyler hakkında çocuğa bir şeyler anlatınca kızın beni ağır şekilde stalkladığını öğrenmiş olmam da cabası. (Mevzu da şu, İtalya’dayken yaptığım radyo programını Facebook’ta herkese açık paylaşıyordum. Bu kızın benim peşimde olduğuna dair de hiçbir fikrim yoktu. Bir gün durduk yere arkadaşım olan çocuğa bu konuyu açmış, programımla ilgili fikir falan belirtmiş. Çocuğun benim yaptığım programdan haberi yok. Mevzu buradan anlaşıldı =)) Ne gerek var ya, millete açıyorum kendimi. Önce her şeyimi sadece arkadaşım olanların görmesi için sınırladım. Sonra da bu da yetmedi, saçma sapan başka insanlarla da arkadaş olduğumu hatırladım. Instagram hesabıma yaptığım muamelenin aynısını Facebook hesabıma da yaptım. Profil sayfamdan benimle ilgili olan her şeyi kaldırdım.

Evet sanal dünyada beni arayan olursa, varım ama aslında YOKUM. Bunun için de kendimi çok rahat hissediyorum. Ne gereği var ya, zor günümde yanımda olmayarak canımı sıkan bu insanların hiçbiri mutluluğumu paylaşmaya değmez. Hiçbiri kendimi açmama değmez. Gerçekten değen biri varsa ben mutluluğumu ona ulaştırırım ve bulaştırırım zaten. Bu da böyle bir dertleşme postumdu, yarın Suits ile oyuna devam =)

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2019 – Tüm Hakları Saklıdır.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s