Günlük, Geziler

Gezilerim: 9. Bölüm

Madem Erasmus’taki gezilerimin sonuna geldik, döndükten sonra kaçıp saklandığım Bodrum’u anlatırım ben de!

Bodrum’a yalnız başına gidilir mi? Bodrum güvenli mi? Bodrum’da bir kadın tek başına tatil yapabilir mi? Bu soruların hepsinin cevabı kocaman bir EVET!

Türkiye’de tatil için gitmeyi en sevdiğim yer Bodrum olabilir gerçekten. Hatta keşke Bodrum’da yaşasam! Siz bakmayın son 10 yılda artan yerli ve yabancı kıro oranına, açılan nargile kafelere falan. Bodrum’un merkezinden uzaklaşınca ne demek istediğimi daha net olarak anlarsınız. Ben de genel olarak Bodrum’un merkezinde kalmayı tercih ediyordum. Gün içinde diğer koylara gidip, akşam merkeze dönmek, gece dışarı çıkmak hoşuma gidiyordu. Bir tek gece hareketli olduğu için merkezde kalıyordum ama artık diğer ilçelerin de gece hayatı çok eğlenceli olmaya başladı. Bir sonraki gidişimi direkt ona göre ayarlayacağım.

20190519_152604.jpg

Ama olur ya fikrim değişir de merkezde kalmak istersem, adresim belli! Son gidişimde merkezde Duru Butik Hotel diye bir yerde kaldım. Orayı Booking’den bulmak, yaptığım en akıllıca işti sanırım. Hem içi güzeldi, hem sahibi ve çalışanları çok düzgün insanlardı, hem de fiyatı çok uygundu. Bir daha merkezde kalmak istersem seçimim yine onlardan yana olur. Merkeze, denize, barlar sokağına yakınlığı ile tam yalnız kadın gezginlere göre bir yer!

yunuslar_fhd.jpeg

Bodrum’un merkezinde en sevdiğim yer, Yunuslar Karadeniz Pastanesi, Sünger Pizza ve Arka Pizzeria sanırım. Bol bol karbonhidrat olacaktı tabii ki. Ama şu fotoğrafın güzelliğine bakın burası nasıl bir insanın favori yeri olmaz ki!! Bu sene bir de çeşit çeşit muhallebi eklemişler menülerine, sadece bakmak için bile güzel bir yer. Bu arada tuzluları da gayet güzel, denedim, memnun kaldım ve bir gün ihtiyacınız olursa mutlaka tavsiye ederim.  Arka Pizzeria’yı da kuzenim sayesinde keşfedip favorilerime ekledim. Sünger Pizza ile birlikte Bodrum’un en iyi pizzacıları olabilir.

Gece çıkmak için de Marina Yacht Club en sevdiğim yerlerden biri olabilir. Hem yemekleri, hem içkileri hem de müzikleri çok hoşuma gidiyor. En iyi kokteylleri burada içmiş, en iyi caz performansları burada dinlemiş olabilirim. Hele de Fatih Erkoç’un sahnesi, sanırım aralarındaki en iyisiydi. Ortam olarak da kimsenin kimseyi rahatsız etmediği, herkesin kendi eğlencesine baktığı bir ortamdır yani gönül rahatlığı ile gidebilirsiniz.

Bodrum’a ne zaman gidersem gideyim, kiminle gidersem gideyim, yalnız gittiğim zamanlarda bile beni hep mutlu uğurlamıştır. Size kimseden kötülük gelmez. Biri sizi rahatsız ediyorsa, yolda bile olsanız, esnaf böyle şeylere hemen müdahale ediyor. En azından benim şahit olduklarım hep bu şekildeydi. Tabii sabahın ilk ışıklarına kadar dans edilen clublarda işler biraz farklı ilerliyor (özellikle de Gümbet taraflarında) ama bazı yerlerin yazılı olmayan kuralları var, oraların işleyişi de öyle diyeyim. Herkesin eğlence anlayışı kendine diyeyim ve Bodrum övmeye devam edeyim.

IMG-20190518-WA0011

Bu seneye kadar Bodrum’da denize girmeyi en sevdiğim yerler Karaincir, Yahşi ve İçmeler’di. Denizi en temiz, en sığ, en keyifli yerler benim için buralardı. En güvenilir mekanlar buradakilerdi. Hoş Gümüşlük, Turgut Reis, Yalıkavak taraflarını da severim ama ilk üçüm hiç değişmezdi. Ama bu sene bu listem, hayatımda ilk kez Datça’yı görmüş olmam ile değişti. O kadar büyülendim ki o anlara tanık olabilmek için doğru düzgün fotoğraf bile çekememişim.

Datça’yı görmeyi nasıl bu kadar geç vakte bıraktım inanılır gibi değil. Esas hikaye de aslında Datça aklımda bile yoktu! Yanıma pasaportumu aldım ve ilk isteğim Kos adasını görmekti. Nedense “Kapı Vizesi” denilen şeyin gittiğin gün alınabileceği ile ilgili bir inancım vardı. Bunun nereden geldiğine dair hiçbir fikrim yok =) Dönüşüme 3 gün kala falan, bir acentaya gidip Kos’u görmek istediğimi söyledim. Onlar da bana “Kapı Vizesi” için en az 4 gün gerektiğini ve normal vizeye başvuruyormuşum gibi başvurmam gerektiğini anlattılar. Kos işi patlayınca sağımda duran Datça yazısını gördüm ve peki Datça’ya feribot seferleriniz başladı mı diye sordum. Hafta içi bir gün, haftasonu iki gün olmak üzere seferlerin başladığını söylediler. Benim de önüm haftasonu olduğu için  aynı güne gidiş dönüş bilet aldım. Bilsem dönene kadar Datça’da kalırdım ❤

IMG-20190518-WA0039

Eski Datça’sı ayrı, yenisi ayrı, merkezi ayrı, denizi ayrı güzel. Gerçekten aşık olduk diyebilirim. Gecesini göremedim, koylarının hepsini göremedim. Çünkü 4 saat eğlenebilmek için 4 saat yol gittim =)) Akşam feribotu saat 17.00’deydi bu nedenle her şeyi feribotta planladım. Geçirdiğim en yorucu günlerden biri olabilir ama, değdi mi diye sorsanız, sonuna kadar değdi diyebilirim.

 

20190518_115729.jpg

Sadece şöyle bir önerim olabilir, bölgenin toplu taşıması pek gelişmemiş, o nedenle araba kiralarsanız daha fazla verim alırsınız. Mesela şartlarım uygun olursa bir dahaki gidişimde konaklamayı Eski Datça’da yapmayı, denize girmek içinse koy koy gezmeyi tercih ederim.

Ahh ahh, sonra da yeni bir tatil planlayamadım, şimdi de kırık bacakla evde oturuyorum. Derler ya “ne oldum dememeli, ne olacağım demeli” heh işte tam da böyle bir durumdayım =)

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2019 – Tüm Hakları Saklıdır.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s