Günlük, Kendime Not, İstanbul'da Yaşamak

İçerik Yazarı Olmak

Her işin içini boşaltan, onun değerini düşüren, onu önemsizleştiren insanlar var tabii.

Bütün forumlarda, sözlüklerde gördüğüm ya da günlük konuşmalarda en çok duyduğum şey insanların freelance yani mekan ve zaman sınırlaması olmadan çalışmak istemeleri. İnsanlar mevcut bir işleri olsa da olmasa da freelance çalışmak istiyorlar. “Oturdukları yerden para kazanmak” istiyorlar. Freelancerların oturdukları yerden para kazandıklarını düşünüyorlar. Haklılıkları tartışılır tabii. İşi olan insanlar daha fazla kazanmak için, işi olmayan insanlar da en azından harçlıklarını çıkarmak için giriyorlar bu batağa. Peki sonra ne oluyor?

Herkes sosyal medya yönetiyor, herkes içerik üretiyor. Yerseniz.

Neden batak dedim bu dünyaya biliyor musunuz? Çünkü o kadar çok insan freelancer olmak istiyor ki bu kez alınan ücretler düşmeye başlıyor. İnsanlar çalışıp çalışıp bırakın hak ettikleri ücreti almayı, hiç bir ücret almadan ortada kalabiliyorlar. Çünkü dünyanın en eski hikayesi devreye giriyor. Siz, size teklif edilen bir işi 5 liraya yapmak istiyorsunuz ama daha zor durumda olup da aynı işi 3 liraya yapacak onlarca insan peyda oluyor. Zorunluluklar ve sorumluluklar devreye girince, sözün bittiği yere geliyoruz.

Özellikle içerik üretimi söz konusu olduğunda sizce 5 lira isteyen kişi ile 3 lira isteyen kişiyle aynı kalitede ürün çıkarabilir mi? Asla! Ama kalite günümüzde kimin umrunda? Durum böyle olup da içerik başına ortalama fiyat 4 liraya sabitlenince bu kez daha az ödeyenler ortaya çıkıyor. 3 lira, 2 lira, 1 lira… Sömürene kadar da sizi rahat bırakmıyorlar.

Mesela makale yazarı arıyorlar, 1000 kelimeye 20 TL vermekten bahsediyorlar. Başka bir ilan görüyorum 500 kelimeye 6 lira diyor. Hatta bu ücretlendirmeye benzer ücretlendirmesi olan bir platforma da kayıtlıyım ama zamanıma yazık diye yazmıyorum inanın. Bir başka ilan görüyorum, o daha az ödüyor. Bambaşka bir ilan ise “gönüllü yazar” arıyor. Gönüllü yazar demek, sömürülecek iş gücü demek, kimse kusura bakmasın. Para olmadığını söyleyerek beni gönüllü çalıştıran bir yer, tüm iyi niyetimi bitirene kadar beni ve hevesimi sömürmüştü. Sonra ne oldu peki? Sitenin sahibinin kendisine araba aldığını, sonra da o site için ofis açtığın öğrendim. İfşa edecek değildim, sesimi çıkaracak olsam daha önce çıkarırdım zaten. Ama bu olay bana emeğimin karşılığını ne olursa olsun istemem gerektiğini öğretti.

Her şey para, benim zamanım neden bedava olsun ki? İçerik yazarlığı sanıldığı kadar kolay bir iş değil ki, emeğinizi veriyorsunuz, zamanınızı veriyorsunuz. Oturup düşünüyorsunuz, araştırıyorsunuz, kurguluyorsunuz. Yeri geliyor beyninizi, kalbinizi, ruhunuzu veriyorsunuz. Bunun karşılığının bir şekilde alınması lazım. Çok başka bir yere de gönüllü yazarlık yaptım, onlar da para vermediler ama beni mutlu edecek başka ufak hediyeleri oldu. Bugün istesinler, onlara yine yazarım mesela. Biraz da böyle o işler.

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2019 – Tüm Hakları Saklıdır.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s