Yeterince Uyuz Olmadık mı?

Son dönemdeki “uyuz salgını” haberlerini okuyor musunuz?

Efendim, İstanbul’da büyük çaplı bir uyuz salgını varmış. Polikliniklerdeki cildiye birimlerine gün içerisinde onlarca insan geliyormuş. Tam olarak tedav edecek bir ilaç bulunmuyormuş. Kalabalıklarda, toplu taşımalarda, ortak alanlarda dikkatli olmamız tembihleniyor dört bir yandan. Benim tabi çok fazla dışarı çıkmadığım için tuzum kuru, orası tartışmasız. Ama bir yandan da buna benzer bir konuda yaşadığım başka bir olayı hatırladım.

Bundan bir kaç yıl önce, birden vücudumda bir takım lekeler oluşmaya başladı. Kırmızı, kaşınan, acıyan ve beni yoran bu lekelerin alerji olduğunu düşündüm. Hemen ben de dermatoloğa gittim. Klasik tabii, kremler, solüsyonlar bir şeyler verdi. Kullandım, lekeler artmadı ama geçmedi de. Azalmadı bile aynı kaldı. Ne yapsam ne etsem, bilemedim. Böyle şeyler de insanın moralini bozuyor biliyorsunuz.

O dönem bir de koçluk alıyorum. Mükemmel bir koçum var, onunla seansa gitmem gerekiyor ama bu sancılı durum da var, ne yapacağımı bilemedim ve seansı iptal ettim. Başka bir güne randevu aldım. Yeni randevu günü geldiğinde yine iptal etmek istedim, telefonu Mehtap Hanım aldı ve “sen bu randevuyu iptal etme gel biz bir görüşelim” dedi. Utana sıkıla lekelerimle birlikte gittim ofisine. Beni gördü. “Söyle bakalım kime alerjin var?” dedi. Ben daha nasılını osunu busunu anlayamadan o benim ağzımdan baklayı çıkardı arkadaşlar. O dönem, iş yerindeki odam değişmiş ve asla aynı odada olmayı tercih etmeyeceğim biriyle odayı paylaşmak zorunda kalmıştım. binamızda oturacağımız odalarla ilgili en az diğer çalışanlar kadar benim de söz hakkım yoktu ve üstlerimiz -canları sıkıldıkça- bizim oturma düzenimizi değiştiriyorlardı. Bu hiç hoşlanmadığım kişiyle de o zaman aynı odaya denk gelmiştik ve daha ikinci günden falan beni çıldırtmaya başlamıştı. Mehtap Hanım, aniden gelişen bu lekelerden bu sonuca ulaşmıştı. Ben sorunun bu olduğunu anlayıp o kişiyle -kendi yöntemlerimle- yüzleşince lekeler de kendiliğinden geçip gitti.

O günden beri özellikle deride oluşan şeylerin kesinlikle psikolojik bir temeli olduğuna inanıyorum. Bazen kızıyoruz, ya her şeyin mi nedeni psikolojik, bu doktorlar da iyi ki stresi duymuşlar falan diyoruz ama gerçekten tüm hastalıkların temeli psikolojik! Hatta benim yürüyemememin bu kadar uzun sürmesinin de bir nedeni var ama o konuya girmeyeceğim. Alerji, egzama, uyuz hepsinin psikolojik bir karşılığı var.  Üstatlar, bu konu hakkında fikri olanlar nasıl yorumlar bilmiyorum ama ben bu “uyuz salgını” durumunu, insanların birlikte yaşamak konusundaki tahammüllerini yitirmelerine bağlıyorum. Herkes, her karşısına çıkan kişinin, her hareketine o kadar “uyuz oluyor” ki en sonunda bu hastalık vücuda geldi ve şimdi de onlarca insanı peşine katıp götürüyor.

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2019 – Tüm Hakları Saklıdır.

Bir Yorum Bırakabilirsin

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: