Diziler

Fantastik Dizi İhtiyacı Olanlara: The Witcher

Bir Henry Cavill fangirlü olarak The Witcher’ı izlememem mümkün değildi. Tabii ki dizi Netflix’e düşer düşmez tüm diziyi yutacaktım ama bir takım engellerim vardı. Geçen pazar yaptığımız kızlar gecesinde diziyi beraber izleme kararı almıştık. Aramızda dayanamayıp izlemeye başlayanlar olduğu için de öncesinde herkesin 2’şer bölüm izleme izni vardı. 2 bölüm izleyip durmak benim için çok çok zor bir işti ama zar zor dayandım. Hoş, o gece izlemedik ama ben ertesi gün eve döner dönmez sezonu bitirdim. Çok da beğendim. İkinci kez izlememek için kendimi zor tutuyorum.

The Witcher serisinin kitapları okumamış, oyunlarını oynamamış olduğum için diziyi yepyeni gözlerle izlemiş oldum. Bir aşinalığım yoktu, izlediğim her şey benim için yeniydi, o nedenle karakterleri canlandıran oyuncuların kaşı, gözü, saçı, uyruğu, ten rengi bana dert olmadı. Hepsini de pek beğendim. Takip ettiyseniz eğer, ormanda Ciri’ye yardımcı olan elfin siyahi bir oyuncu tarafından canlandırılması, kızıl saçlı bir cadı olarak tasvir edilen Triss karakterinin yine bir siyahi oyuncu tarafından canlandırılması, Yennefer karakterinin Hint kökenli bir İngiliz tarafından canlandırılması olay oldu. İnsanlar böyle şeylere fazlasıyla hassasiyet gösteriyor. Dediğim gibi ben tüm oyuncuları sevdim, orijinallerini bilseydim fikrim değişir miydi bilmiyorum. Diziyi 7 sezonluk planlıyor olmaları beni ayrıca mutlu etti. Ne kadar çok içerik, o kadar mutlu bir Funda demek ❤

the_witcher1_fhd

-Buradan sonrası spoiler içerir-

Öncelikle dizinin işlenişini çok beğendim. Farklı timelineları olan hikaye anlatımını ben çok seviyorum. son yıllarda Westworld’de ve Dark’ta gördüğümüz bu teknik yüzünden her diziyi çok detaylı incelediğim için, burada yakalamayı başardım. Sonra açıkladıklarında haklı gururumu da yaşadım tabii ki! Yennefer’ın, Geralt’ın ve Ciri’nin hikayeleri kendi zamanlarında kendi hızlarında ilerlerken, bölümler sonunda aynı zamanda buluşmayı başardı.

Öncelikle Geralt’tan bahsetmek istiyorum. Geralt açık ara favori kahramanım oldu. Hiçbir kötülüğe, hiçbir şere bulaşmadan sadece canavarları öldürerek hayatına devam etmek isteyen Witcher’ın yolu Renfri ve Stregobor ile kesişince onun için büyük bir macera da başlamış oldu. Henry Cavill’in oyunculuğu, oyunu bilenler tarafından fazlasıyla övüldü. Oyunu bilmememe rağmen, benim gönlümü çoktan fethetmişti. Adam çok enteresan bir oyuncu, aynı zamanda kibar ve hoş bir adam. Henry’i ayrı severdim, Geralt’ı da ayrı seviyorum. Yennefer ile olan sahneleri bir yana, Jaskier ile olan sahnelerini de ayrıca gözümü kırpmadan izliyorum. Jaskier beni çok eğlendiriyor. Bu arada gerçekten diziyi gözümü kırpmadan izlemiş olabilirim. Baya dikkat gerektiren bir dizi olduğunu düşünüyorum.

Okuduğum yorumlarda izleyicilerin kafasının en çok olayların zamanı ve atlanan kısımları anlama konusunda karıştığını gördüm. Biraz şaşırdım doğrusu, o kadar zor bir dizi değildi çünkü. Her bir şeyi tek tek anlatacağına önemli yerlerine dokundular. Yani Geralt ile Yennefer’ın sürekli karşılaştığını ve aralarında bir ilişki geliştiğini diyaloglardan -hatta tam olarak ejderha avına çıktıklarında girdikleri kısa konuşmadan-anlayabiliyoruz. Bunun öncesinde kovalamaca gibi defalarca onları karşılaştırıp uzun uzun anlatmalarına gerek yoktu -ki iyiki de onu yapmayı seçmemişler. Ben bu atlamaları da çok beğendim. Diğer türlü maceradan ziyade aşk dizisi izlerdik.

Yennefer benim çok sevdiğim bir karakter oldu. Soyundan gelen kan yüzünden başına gelenler, gücünü sürekli kendine saklaması, insanların ona olan bakışları, özgür iradesinin peşinden koşmaya çalışması hikayesini enteresan hale getiriyor. “Her şeyi istiyorum” diyor ama aslında istediği seçim yapabilme gücü olması. Çocuk sahibi olmayı isteyebilir, istemeyebilir ama buna karar vermek kendi elinde olsun istiyor. Şu an o gücü kovalıyor. Bence geri alamayacağı, ödül alamayacağı bir görev bu ama yine de onu denerken izlemek bile güzel. Ben Anya Chalotra‘nın güzel bir kadın olduğunu düşünüyorum. Oyunculuğunu da beğendim. Yennefer karakterini de beğendim. Geralt ile olan ilişkisini de enteresan buldum. Bildiğimiz tarzda bir aşk hikayesi değil tabii. Bir aşk hikayesine de bu saatten sonra dönüşebilir mi bilmiyorum. Çünkü özgür iradesinin peşinden gitmek için her şeyi göze alıp yola çıkmış bir kadın olan Vengerbergli Yennefer, “dileğin gücü” tarafından bir arada tutulduğunu düşündüğü bir adamın yanında kalır mı, onu beraber göreceğiz bakalım…

Bir eleştirim olacaksa bu Ciri’nin güçlerini ve önemini pek anlaşılır bulmadığım için ona yapabilirim. Mesela Nilfgaardlılar neden Ciri’yi istiyor? Kıtayı fethetmenin anlamı ne? Ciri’nin güçlerinin boyutu ne? Nasıl kullanabiliyor? Annesi ve babasının başına tam olarak ne geldi? Babasını kim, neden lanetledi? En azından biraz anlatsalar daha iyi olabilirdi. Hazır son sahnede Ciri ile Geralt kavuşabilmişken sanırım onları gelecek sezonda öğrenebileceğiz. 2. sezonda da bir süre Yennefer’a kavuşamazlar muhtemelen. Yennefer ile Ciri’nin nasıl bir dinamiğe sahip olacağını çok merak ediyorum. Ciri, ihtiyacı olan eğitimi Yennefer’dan ve onun hocası Tissia’dan alsa çok güzel olmaz mı?

the_witcher_fhd

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2020 – Tüm Hakları Saklıdır.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s