“Elite” Dizisini Duymuş muydunuz?

Elite dizisini geçen yıl ilk çıktığı gün izlemiştim. Ayrıntıları bende kalsın ama enteresan bir Perugia gecesiydi ve sıkıntımdan tüm sezonu (8 bölüm) bir gecede izleyip bitirmiştim. Zaten İspanyolca öğrenmeye olan hevesim de bu diziler sayesinde oldu sanırım. İlk sezonunu izlediğim La Casa De Papel, 2 sezonunu da izlediğim Elite ve izlediğim filmler dilin cazibesine kapılmama neden oldular.

Geçen ay ikinci sezonunun geleceğini öğrendiğimde hem hatırlayayım hem de dinleme pratiği olsun diye ilk sezonundan izlemeye yeniden başladım. Bazı kısımlarında sıkılsam, bazı kısımlarında aşırı sinirlensem de yine de hem ilk sezonu bitirdim, hem de ikinci sezonu.

elite3_fhd

-Buradan sonrası spoiler içerir-

Öncelikle belirtmeliyim ki 2. sezon ilk sezondan çok daha güzel olmuş. Bu belki dizi oturduğu için belki kadro alıştığı için böyle oldu bilemiyorum. Belki de yazar kadrosunda falan değişiklikler olmuştur, onu takip etmedim açıkçası. Ama gerçekten Elite 2. sezon çok daha keyifliydi.

İlk sezonda karakterleri tanıdık ve bunu büyük bir cinayetin sır perdesini aralarken yaptık. Marina karakteri öldürülmüştü ve bunu kimin yaptığı büyük bir soru işaretiydi. Sonra düğümleri çöze çöze ilerlerken hem karakterleri tanıdık hem de birbirleriyle olan ilişkilerini öğrendik. En sonunda katil de en başında kesinlikle ummayacağımız biri çıktı. Burada daha fazla açıklayıcı olup katili ele vermek istemiyorum çünkü koca ilk sezon, bunu öğrenirseniz boşa gider. Sadece katil olarak baş rolümüz Samuel’in abisi Nano’nun tutuklandığını söyleyebilirim ki kendisini La Casa De Papel’in Denver’ı olarak da tanıyoruz. Aynı zamanda Nano’nun suçsuz olduğunu, Marina ile birbirlerine aşık olduklarını söyleyebilirim.

Durum böyle olunca, Samuel her ne kadar büyük bir kızgınlıkla (çünkü kendisi de Marina’ya yanıktı – Marina ise hem abisiyle hem kardeşiyle yatmaktan pek de gocunmayan bir ablamızdı) Nano’yu polislere yem edecek bilgileri ateşleyen kişi olmuştu.

elite2_fhd

Samuel’in Selahattin Demirtaş ile olan benzerliğini bir yana bırakırsak (benim özellikle ilk sezon çok dikkatimi dağıtmıştı. Dünyanın bambaşka yerlerindeki iki insanın birbirine bu kadar benzemesini her zaman çok tuhaf bulmuşumdur. Neyse) bu sezon biraz vicdan azabından biraz da abisinin öyle bir şey yapmayacağı konusunda aklının başına gelmesinden dolayı gerçek katili araştırmaya başlıyor. Ancak sezon böyle başlamıyor. Sezon, polislerin kayıp bir genci aramasıyla başlıyor. Biz de daha ilk bölümde o gencin, Marina’nın gerçek katilini arayan Samuel olduğunu öğreniyoruz. Bu sezonun hikayesi Marina’nın gerçek katilinin ortaya çıkarılması ve Samuel’in bu yoldaki yolculuğu üzerine kurulmuş durumda.

Bir de yeni eklenen karakterlerimiz var. Klişe ötesi bir fikir olan annesi temizlikçi olup da annesinden utandığı ve zengin muhite girmek için söylemediği yalanı bırakmayan bir kız tiplemesi var mesela. Cayetana. Sezonun son bombasını da bırakıp her şeyin içine eden kişi olduğu için de ayrıca gıcık oldum kendisine.

Bir diğer yeni karakter Rebecca. Rebecca’yı sevdim çünkü olduğu gibi davranan biri. O da kenar mahalleden geliyor, annesi bir uyuşturucu kaçakçısı ama tabii onlar durumu piyango bize çıktı şeklinde anlatmayı tercih ediyorlar.

Sonuncu yeni karakter ise Valerio. Valerio da büyük klişe bu arada, zengin ailenin kimsenin inanmadığı sorunlu oğlu, bir nevi Chuck Bass. Ama hikayesinin en kötü kısmı bu değil, ensest olarak adlandırabileceğimiz bir ilişkinin içinde olması. O ilişkiyi elleriyle yaratması. Guzman’ın uzatmalı sevgilisi sinsi Lu’nun üvey abisi olması, Guzman ile olmayan ilişkisini sürekli sabote etmeye çalışması, bunun için Nadia ile yakınlaşması ve pek ayık gezmemesi karakterin tüm sezonluk aksiyonu diyebiliriz.

Nadia demişken… Geçen sezon yarattıkları Müslüman aileyi inanılmaz yapay bulmuştum. Bu sezon onu da törpülemişler. Babalarının çok rijit bir adam olması, annelerinin çok pasif kalması, ailenin büyük kızının evlilik dışı hamile kalması ve evden kaçması ve oğullarının gay bir torbacı olması derken gerçekten saçmalamışlardı. Bu sezon babasına geçirdikleri kalp krizinden midir bilmem biraz yumuşatmışlardı (hatta en son olayda kızının yaşadıklarını anlayıp onu desteklemesi beni çok şaşırttı), anne yine fotoğraftaki gereksiz bir ayrıntıydı, Nadia’nın gelişimi güzeldi ama favorim Omar oldu.

Ander olsun ya da olmasın Omaer karakteri her türlü seyredilir. Adam kendisini bulmaya çalışıyor ve bunu en iyi şekilde yapıyor. Lu ile bile iyi geçinebilecek kadar tatlı bir karakter. Ander’in bu sezonki saçmalıklarına bu kadar katlanmasa iyiydi.

Ander, Polo ve Guzman’ın bromancei gerçekten sıkıcı bir hale bürünmüştü. Bazı kısımlarda Carla, Polo ve Ander yerine benim çığlıklar atarak kaçasımı getirdiler. Neyse burada daha fazla detaya giremeyeceğim.

Sonuç olarak, enteresan bir sezon oldu ama yapılan her şeyi boşa çıkararak bitirdiler. 3. sezon olacak mı, nasıl ilerleyecek, okulun tam ortasına düşen yıldırımdan sonra ilişkiler nasıl bir hal alacak bekleyip göreceğiz. Umarım Samuel’i bu sezonki gibi zorlama ilişkilerin içine sokmaya çalışmazlar daha fazla. Gerçekten Carla ona 3 gömlek büyük gelir ahahah.

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2020 – Tüm Hakları Saklıdır.

Bir Yorum Bırakabilirsin

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: