Günlük

Sokakların Hali

Artık pes ediyorum. Gerçekten. İnsanları anlamaya çalışmayı şu an itibariyle bırakıyorum. Çünkü benim beynim, ruhum, kalbim gördüklerimi kaldıramıyor. Anlayışsızlıkla dolu, kalbi taşlaşmış, beyni erimiş bu insanları anlamayı artık reddediyorum.

Dün, güne ananemin tansiyon ilacının bitmesiyle başladık. Bu ilaçlar, ananem için hayati önem taşıdığından hemen alınması gerekiyordu. Ben de onları almak için neredeyse bir ay sonra ilk kez evden çıktım. Bir önceki çıkışım da eczane içindi zaten. Neyse maskemi, eldivenlerimi taktım giyindim ve apartmandan çıktım. Sokağımız, gayet normal bir gün gibiydi. İş yerleri açık, insanlar gayet rahat bir şekilde dışarıda, maske takan sayılı, eldiven takan yok! Püfür püfür sigara içen sigara içene. Yani gel de delirme! Yani biz neyle uğraşıyoruz, siz neler yapıyorsunuz! Biz kimi neden koruyoruz, aklıma mukayyet olmakta zorluk taşıyorum. Derin bir nefes aldım eczaneye girdim. Eczane boştu ve kapısına kocaman bir yazı asılmıştı. İçeri yalnızca bir kişinin girmesini rica ediyorlardı. Sonunda biraz sağduyu dedim! Orada da alabileceğim yanıtlar arasından o an için en korkuncuna denk geldim. Ananemin raporu bitmişti. İlacı yazdırmak için sağlık ocağına gitmem gerekiyordu.

Şu aralar olmak istediğim en son yerler zaten hastaneler ve sağlık ocakları olduğundan tırsa tırsa sağlık ocağına gittim. Yolda yine birbiriyle şakalaşan insanlar, sevgili olduğunu düşündüğüm çiftler falan vardı. Arada bir iki maskeli, bir iki eldivenli insan görüp rahatladım. Düşünün durum bu kadar vahim!

İçeri girdiğimde sağlık ocağı normal zamandan daha temiz görünüyordu ve şükürler olsun ki sıra bana çabuk geldi. Tabi o sırada görevlilerin kendi aralarındaki konuşmalarına şahit oldum. Bizim buradaki devlet hastanesini doluluk oranına ulaşmış olmasından falan bahsediyorlardı. Kendi çapında bir vatandaş olarak benim bile hislerim bu yöndeydi zaten, onlar da bunu doğrulamış oldular. Yani şu noktada bile hastalar ve potansiyel hastalar için endişe doluyum. Kimseyi sallamadan gezen bu insanlara İNANAMIYORUM!

Sağlık ocağındaki işimi halledip eczaneye geri döndüm ve kapıda biraz bekledikten sonra ilaçları alabildim. Maceranın ilk kısmı tamamlanmıştı.

Hızla bu maceranın ikinci kısmına geçmek için hazırlandım. Bu kısım ilki kadar üzücü değildi. Ananemin yiyeceği şeylerde eksiklik vardı. Hem şeker hem tansiyon hastası olunca yiyebileceği şeyler gerçekten azalıyor. Hemen markete gidip onları da alayım dedim. Hızla Migros’a girdim. Maskesi olmayanları markete almamak gibi bir uygulamaya başlamışlar çok sevindim. (Bu süreçte Migros Sanal Market’i kullanıyorum ve ihtiyaçlarımızın on günde/onbeş günde bir kez eve gelmesini sağlayacak şekilde organize olmuş durumdayım. Migros Sanal Market uygulamasında bugün sipariş verseniz, 4 gün sonra siparişlerinizi eve kadar getiriyorlar. Bazen istediğiniz ürün stoklarda olmayabiliyor, kalmamış olabiliyor. Bunun için sizi arayıp durumu anlatıyorlar, yerine başka bir şey almak isteyip istemediğinizi falan soruyorlar. Güzel bir sistem, çokça da memnunum.)

Tabii burada da şöyle bir aksilik oldu, almak istediğim şeylerden biri kalmamıştı. İlk kez bir şeyin Migros gibi büyük bir markette bittiğini gördüm. Gerçekten hala herkes stoklama derdinde sanırım. Çok yazık!

Daha küçük çaplı bir markete gittim. Adını vermeyeyim ama çok kötüydü. Şükürler olsun ki en azından çalışan gençlere maske ve eldiven vermişlerdi ama alışverişe gelenler arasında maskesi ve eldiveni onlar parmakla gösterilecek gibiydi. Daracık koridorlarında milletle kıçkıça alacağım tek bir parça yiyeceği aldıktan sonra, bir amcanın hapşurmaya başladığını duydum. Sonrasında oradan öyle bir çıkışım vardı ki paramın üstünü aldım mı inanın onu bile hatırlamıyorum.

Ben çok acil olan bu ihtiyaçlarımız için neredeyse bir ay sonra ilk kez çıktım. Çünkü evde 60 yaş üstü şeker hastası annem-babam ve 86 yaşında şeker ve tansiyon hastası ananem var.

Çalışmak zorunda olan, çıkmazsa o günü geçiremeyecek olan insanlara asla bir şey diyemem. Ne haddime! Herkesin kendi evinde rahat rahat oturması sağlanamadığı için çok çok üzgünüm. Çalışan insanların dışında, sırf evde sıkıldığı için dışarı çıkan, marketlerde ya da sokaklarda gezen, vakit öldüren, ne kendisini ne de bir başkasını korumakla ilgili sorumluluk almayan insanları gerçekten anlamıyorum. Şu virüs keşke vicdansızları, bencilleri, tüm kötüleri hedef alabilseydi!

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2020 – Tüm Hakları Saklıdır.

Bir Yorum Bırakabilirsin

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: