Günlük

Anneannem: Bölüm 1

Bu kadar çok bahsedince bir yazıyı da anneanneme ayırayım dedim. Çünkü neden olmasın? Ancak yazdıkça yazasım geldi ve hikayesini bir kaç bölüme ayırdım. Birinci bölüme hoş geldiniz ❤

Bugün anneannemle birlikte bizim evdeki 2. ayımızı doldurduk. Onun öncesinde de Antalya’da birlikteydik kendisiyle. Son bir aydır ise kelimenin tam anlamıyla “dipdibe” yaşıyoruz birlikte. Kendisi oldukça zor bir insan ama yine de canı sağolsun elbette =)

Anneannemi anlatmaya nereden başlasam? Ne anlatsam şu an bilmiyorum. Ayrıca yazıya bir fotoğraf koymak da istiyordum ama izin vermedi. Biraz bağnaz olduğu için bilmediği her şeye karşı. HER ŞEYE! Onun için dünyada çok az şey var, onlar dışında karşılaştığı her şeye inanılmaz mesafeli! Neyse süreci parmaklarıma bırakıyorum bakalım bana neler yazdıracak.

Anneannem de 1. Dünya Savaşı’nın ve Kurtuluş Savaşı’nın ardından doğan her çocuk gibi çok fakir bir aileye doğmuş. Evlerde acıdan ve yoksulluktan başka hiçbir şey yokmuş. Zaten anneannem doğduğunda evde kendisinden başka yarım düzine daha çocuk varmış. 7 yaşındayken annesi vefat etmiş. Biraz büyümüş büyümemiş, babası başını örtmesi için ona bir örtü vermiş. Bu konu her açıldığında “O gün bugündür başımı hiç açmadım kızım” diyor gururla. Okuma yazma da bilmiyor bu arada. Okula göndermemişler çünkü. Hayatta hiçbir şey öğrenmesine, kendisi için bir arpa boyu yol almasına izin vermemişler. Çok sürmemiş masallardaki gibi bir zalim üvey anne gelmiş eve, bir yarım düzine de o çocuk yapmış elbette. Hikayedeki en üzücü taraf aslında şu, sahip olunan bunca çocuktan bir tanesi bile gönülden sevilmemiş. Hiçbiri sevgi görmemiş. Sevgi görmemiş insan, sevgi gösterebilir mi? Onlardan doğan çocukların halini siz düşünün.

Biraz daha zaman geçtiğinde ise, ne dedem ne de kendisi daha reşit bile olamamışken, büyükleri onları evlendirivermişler. Elbette söz hakları yok. Kendi evinde güngörmeyen anneannem, dedemlerin evinde de pek gün görememiş. Dedemin annesini sevgiyle anıyor, “çok iyi bir kadındı beni hiç üzmedi” diyor. Babasını da aynı şekilde. Hikayenin bu tarafında aslında dedem biraz sorunluydu. Benim yetiştiğim yıllarında bile nev-i şahsına münhasır bir insandı. Gençliğini düşünemiyorum bile, kimbilir kadına neler çektirdi! Ama kendisi rahmetli olduğu için onunla ilgili olumsuz bir şey yazmak istemiyorum açıkçası. Yine de hikaye hakkında bir fikriniz olsun diye kendisinin ziyadesiyle coşkulu, misafir canlısı ve biraz da çapkın olduğunu belirtmek isterim.

Anneannem toplamda 12 çocuk doğurmuş. Hani hep anlatılan, doğurduktan sonra tarlaya falan giden kadın var ya, heh işte o benim anneannem! Bütün gün tarlada, evde çalışıp bir yandan dedemin ve diğer insanların gönlünü hoş tutup, bir yandan da çocuk yapmış. Ama bu hikayede de çocuklar sevilmemiş, ilgi görmemiş hatta bakılmamış bile. Hayat baba ya da ormandaki kurtlar yetiştirmiş çocukları. Anneannemin 12 çocuğunun 6’sı ölmüş böylelikle. Biri evin önündeki dereye düşmüş, boğulmuş. Birini eşek tepmiş. Biri kızamık olmuş. Birinin ateşi yükselmiş, kurtaramamışlar. Diğerleri o kadar bile yaşayamamışlar. 2020 Türkiye’sinden bakarken bazılarınıza belki imkansızmış gibi gelebilir ama bu çocuk ölümleri gerçek. Sebepleri de gerçek. Köyleri biraz kurcalasak bugün bile benzer ölümler görebiliriz diye düşünüyorum.

Bağ bahçe işine bakmak, hayvanları beslemek ve onlarla ilgilenmek, gelen giden misafiri ağırlamak, evi çekip çevirmek gibi işlerin tümünü yapmak zorunda kalan anneannem, çocuklarıyla ilgilenmemiş. O zamanki nesilde gerçi çocuğun bakılması gereken bir şey olduğu bilgisi pek yokmuş anladığım kadarıyla. Çocuklar da kendi imkanlarınca kendi kendilerine büyümeye çalışmışlar. Bazıları şartlara direnecek kadar güçlü değilmiş ve aramızdan ayrılmışlar.

Annemin de böyle bir benzer hatırası var. Yaklaşık 3 yaşlarındayken kaybolduğunu ve evi bulamadığı için çok ağladığını hatırlıyor. Sonra bir şekilde şansı yaver gitmiş de evi bulabilmiş. Bağların bahçelerin içinde başıboş dolanan bir çocuk, başına her şey gelebilirmiş.. Demek ki annem yaşayacakmış ki biz doğalım. Ne enteresan değil mi?

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2020 – Tüm Hakları Saklıdır.

2 comments

Bir Yorum Bırakabilirsin

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: