Diziler

İtalyan İşi Cadı Dizisi: Luna Nera

Geçenlerde İtalyanca’ya olan aşkım kabarınca, Netflix’i bir karıştırayım bakalım bir şey bulabilecek miyim dedim ve Luna Nera‘yı buldum.

Yalnız, Netflix bu konuda da büyük hayal kırıklığı oldu. İtalyanca içerik çok çok az. Hem filmlerde hem de dizilerde. Çok iyi İtalyan dizileri var aslında, keşke Recep İvedik gibi filmlere ya da leş gibi reality şovlara gösterdikleri hevesin birazını da değişik orijinal içerik almaya gösterseler. Neyse, buna da şükür diyerek Luna Nera’yı izlemeye başladım. Hem İtalyanca içeriğe olan açlığım hem de cadı dizisine olan özlemim birleşince, diziyi oldukça beğendiğimi söyleyebilirim.

Luna Nera, 17. yüzyıl İtalyasında, kadınların cadılıkla suçlandığı bir dönemde geçiyor. Dizi, çok güzel bir ambiansa sahip. Cennet gibi yerlerde çekmişler. Dışarıda, bahçelerde çektikleri her bir sahneyi, aşık gözlerle izledim ne yalan söyleyeyim. Bunu bozan tek şey de bu güzelim yerlerde kadınların gördüğü eziyetti. Ne kadar da kolay, hoşlanmadığın birine iftira atıp hayatını karartmak! Sevmediğin, düşman olduğun kadına cadı de, biraz da güçlüysen, o yakılırken en önden seyredebilirsin bile! Dizideki en büyük düşman kilisenin başındaki kardinal. Kilise elbette her zamanki kadar güçlü. İtalya olunca, aksi olması mümkün mü?

-Buradan sonrası spoiler içerir-

Dizi, Nina Fotoras’ın canlandırdığı Ade isimli karakterin ninesi Natalia ile gittiği bir doğumla açılıyor. Bebeğin ölü geldiğini hisseden Ade, biraz da korkarak bunu dile getirince, bebeğin annesi tarafından cadılıkla suçlanıyor. Hemen orayı terk eden ikilinin ardından bebek ölü doğuyor ve kadın kendinden geçiyor. Böyle olunca, Ade’nin değil de Natalia’nın cadı olduğu ve bu bebeğin ölümü konusunda parmağı olduğu düşünülüyor. Bebeğin babası, intikam yeminleri ediyor -ki kendisi hali hazırda cadı avına çıkan bir grup ruh hastasının önderliğini yapıyor.

O sırada Ade ve ninesi eve geliyor, nine, erkek kardeşini Ade’ye emanet ederek, dönmezse gitmeleri için onlara bir adres veriyor ve kendisini feda ediyor. Ninesi yakalandığında, Ade için büyük bir sefalet dönemi başlıyor. Önceden tanıdığı, zaman zaman yardım ettikleri, sevdiği herkes ona ve kardeşine sırtını dönüyor. Kardeşi için bir damla süt bulamaz hale geliyor, kilisenin papazı ona ninesini göstermiyor. Ninesinin infazı gerçekleştikten sonra, ölü doğum yapan kadın da kendine geliyor ve cadının yaşlı olan değil de genç olan olduğunu söylüyor. Böylelikle Ade ve kardeşi için “cadı avı” başlatılıyor. Ade de ormana gidip cadıların yaşadığı “Kayıp Şehir”i buluyor ve kardeşi ile onun için bambaşka bir dönem başlıyor.

Hikayenin bir diğer ayağı ise Giorgio Belli’nin canlandırdığı yakışıklı hekim Pietro’ya uzanıyor. Kendisi büyüye ve cadılık diye bir müessesenin varlığına kesinlikle inanmıyor. İlerleyen sahnelerde, cadı avlayan ekibin başındaki adamın babası olduğunu öğreniyoruz. Pietro, cadılık hikayelerine bir son vermek adına bebeğe otopsi yapıyor ve ölüm nedeninin kordon dolanması olduğunu ortaya çıkarıyor. Ama yine de kimseyi ikna edemiyor. Pietro’nun aksine babası, ilerleyen zamanlarda oğlunun onunla olmasını, hatta zamanı gelince yerini almasını istiyor. Bu hesabın çarşıya uymaması için atılan ilk adım, Pietro’nun Ade’ye ilk görüşte aşık olması oluyor. Romeo ile Juliet hikayesi bu tarz dizilerin olmazsa olmazlarındandır =)

Devamını anlatıp da büyük spoilerlar vermeyeyim ama dizi beni şaşırtmayı başardı, bunu söyleyebilirim. Hatta biraz klişe bir deyim olacak ama bazı noktalarda “ezberimi bozdu” Bu dönemde, böyle bir dizi bulmak takdir edersiniz ki oldukça zor.

Dizide en sevdiğim şey, kadınların çok güçlü ve dayanıklı karakterler olmasıydı. Ağlak, kendini yerden yere atan, güçsüz ya da manipülatif tek bir kadın karakter yoktu! İkinci sezon olur mu bilemiyorum ama bir karakter bu çukura düşecek ondan eminim =D Ama ilk sezonda “seçilmiş kişi” olan Ade’nin buhranları dışında sıkıcı bir sahne olmadı. Daha fazla büyü sahnesi ve tırt olmayan büyücü güçleri görmek isterdim, onu da pek sağlayamadılar. Yani bu kadar güçlüyse bu kadınlar ve dünyayı gerçekten bir arada tutuyorlarsa, daha fazla kadını ve güçlerini göstermeleri gerekirdi.

İlk sezon tam bir köken hikayesiydi, cevaplanmasını istediğim bir çok soru ile bitti. Umarım ikinci sezonuna yeşil ışık yakarlar. Siz de o sırada bir dizi izlemek isterseniz Luna Nera’ya bir şans verebilirsiniz.

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2020 – Tüm Hakları Saklıdır.

Bir Yorum Bırakabilirsin

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: