Erasmus, Filmler, Günlük

Macera Başladı: 82. Gün

Dün bir film gösterimine katıldım.

Erasmus’a geldim diye her gün partileyecek değilim ya! =)

Normal bir barın alt katını film gösterimleri, konserler ve belli etkinlikler için güzel bir salon haline getirmişler. 15 günde bir film gösterimi yapıyorlar. İlk filmleri Nuri Bilge Ceylan’ın “Uzak” filmiydi. (Nuri Bilge Seylan şeklinde telaffuz edebiliyorlar =)) Ona katılamamıştım ama bu kez Yorgos Lanthimos’un “Alpeis” filminin gösterimine katılabildim. Film gösterimleri ücretsiz, sadece film boyunca yiyip içtiklerinizi ödüyorsunuz. Evet film seyrederken yiyecek ve içki tüketebiliyorsunuz ve inanın bunu kimseyi rahatsız etmeden de yapabiliyorsunuz. Birden sinema salonlarındaki gürültülü şekilde patlamış mısır yiyen insanları düşünmeyin lütfen.

sinema_fhd.jpg

Film gerçekten muhteşemdi. Kalkıp da filmin tüm konusunu açık etmek istemiyorum ama ilerleyen günlerde aklımdakileri buraya dökecek başka bir yazı yazmak istiyorum. Film, hayatını kaybeden insanların yerine geçmeyi işe dönüştüren bir grup insanın hikayesini, benlik yitimi ve başkalarına hayatına olan özlem gibi kavramlarla inanılmaz güzel harmanlayarak anlatmış. Gerçekten çok sevdim.

Bir sonraki film, bir müzisyenin hayatını anlatacak dediler. Heyecanla bekliyorum bakalım şapkadan ne çıkacak.

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2018 – Tüm Hakları Saklıdır.

 

Filmler

En Sevdiğim Replik

Bir sinefil olarak etkilendiğim bir çok film ve bundan çok daha fazla replik var. Ama bir tanesi var ki gerçekten hayatıma rehberlik edecek düzeyde. Bir gün bir dövme yaptırırsam, atıfı muhakkak buna olacak.

Christopher Nolan‘ın yönettiği, Christian Bale‘in harikalar yarattığı “Batman Begins“i izlemişsinizdir. En azından duymuşsunuzdur, bilirsiniz. En ilham verici, en vurucu repliği orada duydum ben. Önce sahneyi hatırlatayım. Bruce Wayne’nin yarasa korkusunun başladığı o düşüşten sonra, yardımına babası geliyor. Bruce’u kurtarıp eve götürürken kendisini kötü hissetmemesi için onunla konuşuyor, ona cesaret veriyor ve şu mükemmel soruyu soruyor.

Thomas Wayne: And why do we fall, Bruce?
So we can learn to pick ourselves up.

Thomas Wayne: Neden düşeriz Bruce?
                                Tekrar ayağa kalkabilmeyi öğrenebilmek için. 

Keşke benim de hayatımda bana böyle söyleyebilecek biri olsaydı. Biz çocukluğumuzda düşünce bir darbe de anne-babasından alan çocuklarız. Belki de o yüzden hiçbirimiz bir Batman olamadık, bilemiyorum.

Seneler sonra Bruce bir ilhama ihtiyaç duyduğunda aynı cümleyi bir de canı, sağ kolu Alfred’den duyuyor. Yine başka bir muhteşem sahne ile tabii. İki sahnenin arka arkaya montajlanmış versiyonunu buldum. Aşağıya iliştirip yavaşça kayboluyorum.

Neden düşeriz Bruce?

 

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2018 – Tüm Hakları Saklıdır.
Erasmus, Filmler, Günlük

Macera Başladı: 25. Gün

Bana neden Amanda Knox belgeselini izlettiniz abiiiiii!!

Perugia’ya geldiğimin ikinci günü ilk kez Amanda Knox’un adını duydum.

Amanda Knox, 2000lerin başında Amerika’dan kalkıp Perugia Yabancılar Üniversitesi’nde okumaya gelmiş genç bir kız. Perugia’da bir kaç yabancı öğrenci ile aynı evi paylaşmış. Geleli çok az zaman olmasına rağmen, kendisine bir de Raffaele adında bir sevgili bulmuş ve “büyük aşk” yaşamışlar. Buraya kadar çok normal devam eden bir hikaye. (Zeynep, senden ve Andrey’den korkmama gerek var mı acaba? Evet Zeynep ve “bizden yardımını esirgemeyen kahraman Ruslar’dan benim de en çok sempati beslediğim Andrey artık sevgililer <3)

Sonra bir gün Amanda’nın ev arkadaşı Meredith korkunç bir cinayete kurban gidiyor ve evde ölü bulunuyor. Buradan sonra olaylar gelişiyor. Olay örgüsünü anlatmayayım, merak ederseniz kalanını belgeselden izleyebilirsiniz. Meredith’in ölüm şekli, evine girişin kolaylığı, Amanda ve Raffaele’nin soğukkanlılıkları, tanıkların tuhaflığı derken olaydan korkmamak elimde değildi.

Asıl olay Zeyneple benim bu belgeseli, eve taşındığımızın 2. gecesi falan izlemiş olmamız. O kadar ürktüm ki uyuyamadım. En sonunda yorgunluktan bayılmışım. Sabah uyanınca 3 kez falan Zeynep’in kapısına gittim ses geliyor mu diye. Tam ben odama girdim, bu kez Zeynep uyanmış kapıdan bana sesleniyor “Funda, evde misin?” Artık nasıl korktuysak, minicik evde sürekli birbirimizi kolaçan ediyoruz.

Kaç gün geçti, hala etkisinden çıkamadım. Aklıma geldikçe uykularım kaçıyor. Bana böyle şeyler izlettirmeyin yaa =/

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2018 – Tüm Hakları Saklıdır.
Filmler, Listeler, Marvel

Evlat Olsa Sevilmeyecek 11 Marvel Karakteri

Liste yaparken ne kadar eğlendiğimi hatırlayınca, bir liste daha yapmak istedim. Benim gibi Marvel Sinematik Evreni’ne aşık birinin sevmediği karakterler var mıydı acaba? Ahh ahh.. Olmaz mı? Hem de kimler neler var… En az sevmediğimden en çok sevmediğime (hatta tiksindiğime) giden 11 kişilik bir liste yaptım. HAKLI SEBEPLERİM VAR İNANIN!

11. Ned

Bir hikayenin sidekick’i, yancısı bu kadar mı sevilemez? Gerçekten bu kadar sevilemez. Özellikle süperkahraman hikayelerinde bir tane bile sevmediğim yancı olacağını sanmazdım. Ned ile tanışana kadar. Ned’i o kadar antipatik buluyorum ki, bu durum Flash karakterine bile daha fazla sempati duymamı sağladı. Diğer versiyonlarında Flash, zorbanın, uyuzun tekiydi ve hiç sevmezdim. Bravo Ned, bana Flash’ı sevdirdin, bu başarı senin =/

ned_fhd

 

10. Falcon/Sam Wilson

Sam Wilson karakteri seriye girdiğinden beri bir türlü sempati duyamadım. Çok uğraştım, çok didindim ama ne karakterinde ne de hikayesinde sevilecek bir taraf bulamadım. Derinliği yok, amacı yok, bir numarası da yok, çaylak Ant-man’e bile yenildi. Bu yüzden BİZIMLA DEYİLSİN, SAM!

falcon__fhd

 

9. Nebula

Çok gereksiz bulduğum Guardians of The Galaxy serisinde Thanos’un kızı olarak tanıdığımız Nebula, şimdiye kadar sürekli beylik beylik konuşup, doğru düzgün bir atraksiyona giremeyen bir kızkardeşimiz. En son Avengers: Infinity War‘da felaket tellallığı dışında pek de faydası dokunmadığını izledik. İlk gördüğümüzde esir düşmüş, Gamora’nın Soulstone’un yerini bildiğini açık etmişti. İkinci gördüğümüzde de düşmanı olduğu babası Thanos’u etkisiz hale getirmeye yardım edeceğine, alemlerin en gerizekalı “celestial”i Star-Lord’u coşturmakla meşguldü.. Şimdi bu karakterin nesini sevelim?

nebuka_fhd

 

8. Drax

Guardians of the Galaxy serisini sevmediğimi her fırsatta söylüyorum sanırım. Çok çocukça ve içi boş geliyor bana. Tam bir vakit kaybı. Ama gerçekten seriye dair bir şeyler verirlerse bütünlük bozulmasın diye izliyorum. Groot dışında biraz da Rocket Racoon’u seviyorum. Drax’sa mizahını anlamlandıramadığım pek de sevmediğim karakterlerde başı çekiyor.

drax_fhd

 

7. Quicksilver/Pietro Maximoff

Quicksilver diyince Fox’un X-men’indeki versiyonunu tercih ederim. Avengers: Age of Ultron‘da bu iki ergen kardeşle tanıştığımız an içime daral basmaya başlamıştı. Tüm film boyunca yanlış seçim yapmayı başarması, Hawkeye’ın tek hikayesinin bununla olan mücadelesinden gelmesi, kötü aksanı filmin sonunu zor getirmeme neden oldu. Neyse ki film sonunda ilk kez bir işe yardı da devam filmlerinde kendisini bir daha görmedik..

quicksilver_fhd

 

6. Ghost/Ava Starr

Marvel’ın en antipatik kötüsü Ghost olsa gerek. Özellikle Hela, Killmonger ve Thanos kadar mükemmel yaratılan kötü karakterlerden sonra bu kadar tek boyutlu, sevimsiz, amacı anlaşılamayan bir kötü seçmeleri büyük talihsizlik olmuş.

ava_starr_fhd

 

5. General/Savunma Bakanı Ross

General Ross’u ilk olarak The Incredible Hulk‘da görmüştük. Gözbebeğimiz Edward Norton’ın canlandırdığı Bruce Banner’ın biricik aşkı Betty Ross’un babası olan General Ross, Hulk serisinin parçalanmasıyla yine de evrende kalmayı başarmıştı. Hem de savunma bakanı olarak. Bu serinin parçalanması zaten fanlar için çok üzücüydü. Hem muhteşem bir Bruce Banner’dan, hem dünya güzeli bir Betty Ross’dan olmamız yetmiyormuş gibi, bir de ilerleyen zamanlarda “zorla” Bruce Banner&Natasha Romanoff “yakınlaşması”na maruz kaldık. Bu koca bir mutsuzlukken Ross, generalken yarattığı sorunlar yetmiyormuş gibi, şimdi savunma bakanı olarak sorunlar yaratmaya devam ediyor. Sokovia Anlaşması’nı kahramanların arasına sokmak vs gibi…

ross_fhd

 

4. Winter Soldier/Bucky Barnes

Captain America: The First Avenger’ı izlediğimde Bucky’e az da olsa sempati duymuştum. O da Captain America’ya olan sevgimden kaynaklanıyordu bence. Captain America: The Winter Soldier geldiğindeyse karakter beni germeye başladı. Her filmi birkaç kez izlemiş biri olarak, belki sevecek bir şey bulurum diye her izlediğimde yine karakterden soğudum. Yağlı saçlarından mı dersiniz, sürekli Captain’ı kenara sıkıştırmasından mı, her seferinde kazık atıp gitmesinden mi bilmiyorum. Captain America’nın 3. filmi Captain America: Civil War‘u izlediğimdeyse bende tüm ipler koptu. Ama bu kez doğrudan Bucky’nin yağlı saçları ya da şizofrenik katil kişiliği ile alakalı değildi durumlar. Kutsalım, Tony Stark’ıma dokunmuşlardı. Avengers ekibine yemeyip yediren, giymeyip giydiren, kalacak yerlerinden giyecekleri kostüme kadar her şeyi hazır eden, tüm adımlarını onlar yani “arkadaşları” için atan Tony Starkcığıma bu yağlı saç yüzünden cephe almışlardı =( YATACAK YERİNİZ YOK ALLAHIN CEZALARI. Captain’ı diğer listeden çıkarıp bu listeye mi eklesem acaba?…

bucky_fhd

 

3. W’Kabi

Black Panther’in sadık dostu sandığımız W’Kabi’nin zamanı geldiğinde ona arkasını döneceğini hatta silahını çekeceğini nerden bilebilirdik? Lanet W’Kabi, kendi kişisel hırsları yüzünden hem eşi Okoye’ye, hem “dostu” T’Challa’ya hem de vatanı Wakanda’ya oldukça büyük zararlar veriyor. Dostu T’Challa yerine yoktan çıkıp gelen Erik Killmonger’a güvenip onunla birlikte hareket etmeye, kendi insanına saldırmaya başlıyor. Erik’in en azından haklı sebepleri varken ve yine de belli onurlu kodlar çerçevesinden savaşıp sonunda da yine onuruyla ölürken W’Kabi tam bir pislik çıkıyor. Kabilesini, diğer kabilelerle savaşa sürüklüyor, T’Challa’ya ve Wakandalılar’a saldırıyor. Bu yüzden listeye 3. sıradan giriş yapıyor.

w'kabi_fhd

 

2. Scarlet Witch/Wanda Maximoff

En nefret ettiğim iki karakterden biri. Bir numaradan mı daha çok nefret ediyorum Wanda’dan mı karar veremiyorum çoğu zaman. Avengers: Age of Ultron’da gördüğüm andan beri kardeşinden de Wanda’dan da hiç hoşlanmadım. Korkunç aksanı, kibri, kontrolsüz gücü, sayısız hatası ve insanlara zarar veriyor olması (onu seven gariban Visioncığım dahil) gibi özellikleri yüzünden hiç ısınamadım, ısınamıyorum da. Avengers 4’da umarım dönmez, ölümü kalıcı olur dediğim iki karakterden biri. İkincisi de aşağıda..

scarlet_witch_fhd

 

1. Star-Lord/Peter Quill

Bugüne kadar izlediğim, yaratılmış en gerizekalı karakter Peter Quill olabilir. Hatta daha ileri gidiyorum, kesinlikle öyle. Sadece Avengers: Infinity War’da yol açtığı olaydan da bahsetmiyorum. Bir mal olarak üstüne düşeni yapıp, Thanos’un kendine gelip kurtulmasını ve evrenin yarısını yok etmesini sağlaması kaçınılmazdı. 14 milyon küsür olasılıktan kazanmalarını sağlayacak tek olasılığın, Star-Lord’un mallığına bağlanması kesinlikle tesadüf değil. Guardians of the Galaxy serisini bir kez sabredip sonuna kadar izlemeyi başarmış herkes buna katılacaktır. Yaşayan bir gezegen olan babası Ego’nun annesini öldürdüğünü duyunca ona silahla saldırmaya çalışan bir mal, başka söze gerek var mı?

starlord_fhd

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2018 – Tüm Hakları Saklıdır.
Filmler, Listeler, Marvel

En Sevilesi 20 Marvel Karakteri

Gün geçmiyor ki Marvel hayatımıza bir şekilde temas etmesin. Biz istemesek bile ekranlar, billboardlar, marketler, kırtasiyeler hatta züccaciyelerde bile karşımıza çıkıyor.  Tüm karakterler dağılabilecek her alana dağılmış durumdalar.

Bu yazının konusuna gelince.. “Sevilesi” kısmını açıklayayım öncelikle, karakterin gelişimi, var olması için gerekli sebepleri, krizlerle başa çıkışı, fedakarlığı, kararlılığı, sevdikleri için yapabilecekleri-yapamayacakları dahil sevdiğim her türlü davranışlarına göre yaptım bu listeyi. Listeyi tamamen MCU (Marvel Sinematik Evreni) karakterleri içerisinden ve kendi düşüncelerimle yazdığımı belirterek başlıyorum. Bakalım benim “sevilesi” tanımımı siz de sevecek misiniz?

20. Maria Hill & Phil Coulson

Sıralamayı yaptığım zaman, bu iki karakterden birini elemek zorundaydım. Bu da kesinlikle içime sinmedi. Hem Maria Hill hem de Paul Coulson, herhangi bir süper güçleri ya da son teknolojiye sahip über kostümleri olmamasına rağmen dünyanın korunması konusunda ellerinden geleni yapıyorlar. Sadık ve donanımlı iki ajan olmaları da onları konumlarının vazgeçilmezi haline getiriyor.

maria_phil_fhd

19. Loki

Hayatımıza “God of Mischief” olarak girdiğinde, açık söyleyeyim kendisinden hiç hazzetmezdim. Thor filminde Thor’a, The Avengers filminde tüm kahramanlara attığı kazıklar yüzünden, açığa çıkardığı Tesseract ve sonradan tanıştığımız Mind Stone yüzünden, Thor: The Dark World filminde ortalığın karışmasına, Aether‘ın serbest kalıp sonradan Reality Stone‘a dönüşmesine ve annesi Frigga‘nın ölümüne neden olması yüzünden pek de sevdiğim bir karakter değildi. (Nasıl olsun? Şu başarı listesine bakın!) Tabi yaptıkları bunlarla da sınırlı kalmadı. Dolaylı yoldan da olsa babası Odin‘in ölümüne de neden oldu. Bunlar ve daha fazlası için her taşın altından Loki çıkarken, karakterin derinine inmeye başladık. Aslında annesini, kardeşini, Asgard’ı ne kadar sevdiğini gördük. Hayatımıza Hela’nın girmesiyle birlikte Loki bizleri şaşırtmaya başladı. Asgard’ı ve Thor’u korumaya çalışmasıyla tam işleri düzeltiyor derken, bu kez de hayatımıza Thanos girdi ve yaptığı son fedakarlık Loki’nin yerini kalbimizde sağlamlaştırmayı başardı. Bu Loki için gerçek bir son mu oldu, bekleyip göreceğiz.

loki_fhd

18. Thanos

Thanos’u yaptıkları sevdiklerimize dokundu diye pek de “sevilesi” bulamayabiliriz. Ama karakter derinliğine, gelişimine, varoluş amacına ve etkisine bakınca saygı duymamak elde değil diye düşünüyorum. Üstüne Josh Brolin’in muhteşem oyunculuğu da eklenince…

thanos_fhd

17. Hawkeye/Clint Barton

Ah Hawkeye.. Marvel’ın beni en çok üzdüğü karakterlerden bir tanesi. Jeremy Renner, ilk olarak Thor filminde hayatımıza Hawkeye olarak girdiğinde karakterden beklentim çook büyüktü. The Avengers‘ta Loki’nin büyüsüne kapılmasıyla aramıza biraz mesafe girdi tabii ama Age of Ultron‘daki gizli lider duruşuyla beni yeniden etkisi altına aldı. Ama hep görmezden gelinen, hakettiğinden daha az değer verilen bir karakter olarak bıraktılar. Civil War itibariyle rolü azaltılan, Infinity War‘da tamamen yok sayılan Hawkeye umarım Avengers 4 itibariyle hayatımıza yeniden dahil olur.

hawkeye_fhd

16. Black Widow/Natasha Romanoff

Rolü Scarlett Johanson oynadığından mıdır yoksa Joss Whedon’ın kadın karakter yaratmada Buffy sonrası sorun yaşamasından mıdır bilemiyorum ama ilk filmlerde Black Widow’un inanılmaz kötü sunulduğunu düşünüyorum. Iron Man 2’de sekreter olarak gördüğümüz Black Widow aksiyona girse de sürekli bir “eye candy” olarak kaldı. Sürekli ya flörtleri ya da kostümleri ön plandaydı. Kadın hamile haliyle aksiyon sahneleri çekti ama insanlar yine de ona kostümündeki yenilikleri sordular. İzleyicilere kesinlikle Wakanda’nın kadınları ya da Valkyrie ya da Wasp gibi sunulmadı. Özellikle Bruce ile yaratılmaya çalışılan yapay romantizme rağmen yine de Widow’a, gücüne ve potansiyeline inanıyorum. Solo filmini merakla bekliyorum.

black_widow_fhd

15. Nick Fury

Şimdiye kadar Nick Fury’nin sırlarla dolu hayatından ufak kesitleri görebildik. Geçmişini, sırlarını, hayatını en çok merak ettiğim karakter diyebilirim rahatlıkla. Gelecek olan Captain Marvel filminin bizi biraz da olsa aydınlatacağını umuyorum. Steve, Tony ve tabii ki Paul ve Maria ile olan ilişkisini çok sevmiştim. Biraz daha görmek isterim doğrusu. Solo Nick Fury filmi yapmazlar mı acaba?

nick_fury_fhd

14. War Machine/James Rhodes

Her ne kadar Don Cheadle’ı çok sevsem de, bu rolde Terrence Howard devam etmeliydi diye düşünüyorum. Iron Man filmindeki kimyaları çok uyumluydu, film dışında birbirlerini sevmiyor olmaları ne kötü. Yine de karakter olarak Rhodey, hem ülkesine, hem Tony’e hem de Avengers’a olan sadakatini defalarca kanıtlamış, çok sadık bir dost. Ayrıca “tanrılaşmış” kahramanlar arasında varolmaya çalışıp bir de görünür olmak için uğraşıyor. Gerçek bir insan, bizden biri. Şu kostüme bakar mısınız, hiç olmuş mu ya? =)

james_rhodes_fhd

13. Captain America/Steve Rogers

Steve Rogers hakkında ne diyebiliriz ki? Bucky’sine olan ebedi aşkı ve aşırı düşkünlüğü dışında kızabileceğim yazabileceğim hiçbir kusuru yok adamın. Bu da Civil War’a neden olduğu için kusur benim gözümde, yoksa Bucky’e tapmasının hiçbir mahsuru yok =)   Captain America’yı sadece lider oluşuyla bile sevebiliriz. Kendini takımı için feda eder, doğru bildikleri için sonuna kadar gider, ülkesi için yapamayacağı yoktur. Bazen Tonyciğimle bu özellikleri yüzünden kafa kafaya gelse de yine de tam da bu özellikleri yüzünden sevilesi bir karakter.  Son filmlerde adamın kostüm renklerini umutlarından hızlı söndürdüler. Steve’in ülkesi için yapabileceklerini, ülkesi Steve için yapamadı. Bu yüzden Avengers 4’da ölmesinden korktuğum ve ölürse çok üzüleceğim iki karakterden biri kendisi. (Diğer için bir numaraya bakınız.) Ayrıca keşke Peggy ile o dansı edebilselerdi.

captain_america_fhd

12. Peggy Carter

Agent Carter dizisi iptal olduğunda en çok üzülen izleyicilerden biri bendim sanırım. Marvel’ın bütün köşe başları erkekler tarafından kapılı olduğu ve güçlü kadın karaktere çok aç olduğumuz dönemlerde karşımıza Peggy Carter çıkmıştı. Hayley Atwell’ın eğlenceli karakteriyle de birleşince en sevdiğim kadın kahramanlardan biri haline geldi. Bence Peggy Carter olmasa, Steve Rogers’tan Captain America olmazdı. Keşke bir revival haberi alabilsek de sevinsek..

peggy_carter_fhd

11. The Hulk/Bruce Banner

Her ne kadar Mark Ruffalo’yu hem insan hem de aktör olarak çok sevsem de benim için gerçek Bruce Banner Edward Norton’dur. “The Incredible Hulk” filminde harikalar yaratmıştı. Banner’ın hem naif hem de hırçın tarafını inanılmaz iyi canlandırmıştı. Norton gidip Ruffalo geldiğinde karakter özünü kaybetmiş gibiydi benim için. Betty Ross’un olmaması hatta üstüne bir de unutulup yerine Black Widow’la olması için zorlanan romantik sahneler çok yorucu olmaya başlamıştı. Yine de karakteri ve oyuna getirdiklerini seviyorum. Önümüzdeki filmlerde nerede olacağını, hatta olup olmayacağını merak ediyorum. Hem Bruce hem de korkup saklanan Hulk açısından gelişmelerin ne olacağını bekleyip göreceğiz sanırım.

bruce_banner_fhd

10. The Wasp/Hope Van Dyne

The Ant-man filmini izlerken Hope Van Dyne‘ı bu kadar sevebileceğimi asla düşünmemiştim. Hatta bana oldukça karanlık gelmişti. Bir anlığına da olsa, çekilecek 2. filmin potansiyel kötüsü olabileceğini düşünmüştüm. Ama işler öyle olmadı. Hem güçlü, hem zeki, hem çevik hem de çok iyi dövüşebilen nur topu gibi bir kadın savaşçımız daha oldu!

wasp_fhd

9. Pepper Potts

Pepper Potts, dünyanın hem en şanslı hem en şanssız kadını olabilir. Çok zeki ve yetenekli bir iş kadını olmasına rağmen, Tony Stark‘a aşık olmak gibi bir gaflete düşüyor. Bu, o kadar gözümüzün önünde ve o kadar masumane şekilde oluyor ki kendi adıma endgame olsunlar, günbatımına doğru yol alarak hikayelerini şairane biçimde bitirsinler istiyorum. Pepper’ın, Tony’nin hem hayatını, hem ruhunu, hem işini defalarca kurtarması yetmiyormuş gibi, Iron Man 3‘te yaşadıklarıyla bir süperkahraman olarak gerekirse dünyayı da kurtarabileceğini kanıtladı bence.

pepper_potts_fhd

8. Shuri

Marvel Sinematik Evreni’nin, Black Panther filmiyle ile birlikte kesinlikle kadın karakterlere gereken özeni gösterdiğini düşünüyorum. Bize Wakandalı Kadınları verdi, daha ne olsun! Shuri örneğin, kraliyet ailesinden yani bir “prenses” olmasına rağmen hem muhteşem zekaya sahip bir kadın, hem de Wakanda’nın sahip olduğu en iyi savaşçılardan bir tanesi. Zeka konusunda muhtemelen Tony Stark ile Bruce Banner’ın birleşimi, Shuri’nin karşısında belki durabilir. Ah o kapışmayı nasıl da görmek isterim!

shuri_fhd

7. Nakia

Wakanda’nın bir diğer kıymetli “prensesi” de Nakia. Doğrusunu söylemek gerekirse prensesten ziyade bir kabile lideri. Genel olarak casusluk yaparak insanlarının hayatını kurtarıyor. Bir nevi Black Widow diyebilirim onunla ilgili olarak. T’Challa ile aralarındaki kimya uzaklardan bile hissedilebiliyor ama Nakia’nın yakın zamanda kraliçe olup tahtta oturmak gibi bir niyeti yok. Dışarıda, hiçbir şeyi olmayan, zor durumdaki insanlara yardım etmek onun en önemli amacı. Sanırım Nakia’yı bu yüzden çok sevdim. Köşesine çekilmiyor, insanlarını arayıp bulup onlara yardım ediyor.

nakia_fhd

6. General Okoye

“Wakanda’nın Kadınları” beni gerçekten etkiledi. En çok da “The Walking Dead”ten de tanıdığımız Michonne yani Danai Gurira’nın oynadığı General Okoye karakteri. Ülkesine o kadar içten bağlı bir asker ki yeri geldiğinde ülkesinin iyiliği için eşiyle bile dövüşmek zorunda kalıyor. Hem çok güçlü, hem çok zeki, hem de T’challa’nın en güvendiği savaşçısı, dostu, sağkolu. Okoye’yi anlatmaya kelimeler yetmez benim gözümde ❤

okoye_fhd

5. Spider-Man/Peter Parker

Tobey Maguire mi Andrew Garfield mı derken aradığımızı Tom Holland ile bulduk. Tony Stark ile olan baba-oğul ilişkisine ayrı bayılıyorum ama bireysel olarak da Peter Parker’ın bu kadar şahane olmasının nedeni kesinlikle Tom Holland’ın kendine özgü tavırları olduğunu düşünüyorum. Avengers: Infinity War‘da bizi kahretse de iyi ki yapılmış film anlaşmaları var da geri döneceğinden eminiz.

peter_parker_fhd

4. Black Panther/T’Challa

Captain America: Civil War‘da T’challa ile tanıştığımızda değerlerine bağlı ve prensipli duruşuyla kendisini pek beğenmiştim. Kendi filmi geldiğinde baya sevmeye başladım. Halkına bağlılığıyla gerçek bir lider, dürüst ve erdemli. Rakiplerine bile saygıyla davranan, halkı arasında sevilen gerçekten yiğit ve cesur bir adam. Ah T’Challa, dünyanın senin gibilere ne kadar ihtiyacı var, bir bilsen..

black_panther_fhd

 

Geldik ilk 3’e. Buradan sonrasının herhangi bir şekilde bir aşk mektubuna dönmesini hiç istemiyorum ama bakalım ne kadar başarılı olacağım =)

3. Doctor Strange/Stephen Strange

Marvel Sinematik Evreni’nin yeni yıldızı Stephen Strange’e merhaba diyin! İlerleyen dönemlerde gelişen bilgeliği ile Avengers’ın kalbinde yer alacağını düşünüyorum. Spiderman:Far From Home filminde Tony Stark yerine Peter Parker’ın yeni mentörü olarak geçtiğini öğrendiğimden beri de bu fikrim kesinleşti. Stephen Strange bu rolü en iyi dolduracak kişi olabilir gerçekten de. İlk filme baktığımızda Tony Stark ile aynı şaşaalı hayatı, aynı kibri, aynı dibe çöküşleri, kendi mentörü konusunda aynı hayal kırıklığına uğradıklarını, arkadaşının düşmana evrilmesi derken hemen hemen aynı hayatı yaşadıklarını görebiliriz zaten. Stephen Strange belki de bu evrenin gördüğü en büyük büyücülerden dolayısıyla en güçlü savaşçılardan biri olabilir. Hikayesinin devamını merakla bekleyeceğim.

doctor_strange_fhd

2. Thor

Bir insan Thor’u nasıl sevmez? Çocuksu merakını, inadını, varını yoğunu ortaya koyarak savaşmasını, gücünü, bağlılığını, doğru bildiğinden şaşmayışını, insanlardaki iyiliğe inanıyor olmasını ve her şartta devam edebildiğini gören herkes Thor’u sever. Thor da Stephen Strange gibi kibirli ve uzun bir yoldan geçerek, törpülenerek bugün olduğu Tanrı haline geldi. Thor: Ragnarok filmi ile überThor’a dönüştüğünden beri izlemesi çok daha keyifli bir hal aldı. Infinity War ile öyle güçlendi, öyle şahane bir savaşçı oldu ki Chris Hemsworth ile kontrat yenilemeye gitsinler istiyorum. Bildiğimiz anlamdaki Thor’un hikayesini bitirdiler. Asgard öldü, Mjolnir öldü, ailesi öldü, kardeşi öldü, arkadaşları öldü, halkının yarısı öldü. Ama Stormbreaker geldi, halkının yarısı da dünyanın bir yerinde Valkyrie ile güvende. Artık Thor da çok güvenilir bir savaşçı olduğu için ellerinde tutmaları gerektiğine inanıyorum.

thor_fhd

1. Iron Man/Tony Stark

The Man, The Myth, The Legend

En büyük evrimi geçiren adam. İlk filmiyle göründüğü son film arasında karakteri arasında dağlar kadar fark olan adam. Şu aşağıdaki pozdan fersahlarca uzaklaşmış olan adam.. Pardon, aşk mektubuna bağlamaya başladım sanırım. Ancak bu kadar dayanabildim. Anlatmaya gerek yok görüyorsunuz ❤

Iron Man ile hayatımızda girdiğinde Stark Industries’in şımarık oğluydu. Dünyanın kendi etrafında döndüğünü sanıyordu. Filmin sonlarına doğru işlerin hiç de düşündüğü gibi olmadığını gördü. Dünyanın savaşlara teslim olmasında şirketinin rolünü gördü, bunu düzeltmeye çalıştı. Avengers ile dünyanın bambaşka tehditlere açık olduğunu gördü. Bu durum onda inanılmaz bir baskı yarattı. Iron Man 3 ile yaşadığı panik ataklara ve paranoyaya şahit olduk. Dünyayı kurtarmak ve arkadaşlarını hayatta tutmak için Ultron’u yarattığında işler daha da karmaşıklaştı. Civil War ile en yakın arkadaşı tarafından ailesinin katiline tercih edilip yalnız bırakıldı. Yine de yılmadı. Peter Parker’ın mentörü oldu, Pepper ile barıştı işleri yoluna koydu. Tam yine her şey yoluna girmişken bu kez ortaya Thanos çıktı. Ve Stephen Strange’in açtığı yolda Avengers’a önderlik edip, dünyayı bir kez daha kurtarmak yine Tony Stark’a düştü.

Umarım Avengers 4 ile Tony’e ya da Pepper’a veda etmeyiz. Tony’nin deneyimlediği bunca acıdan sonra yoluna mutlu bir şekilde gidişini izlemek istiyorum. Umarım dramatik sonu Tony üzerinden planlamazlar. Filmler onunla başladı, onun ölümüyle tamamlamayacaklarını düşünmek istiyorum. Bir şekilde orada olsun. Ne bileyim konuk oyuncu olur, aftercredit sahnesi olur. Her şekilde kabülüm. Yine aşk mektubuna dönüştürmeden bitiriyorum. Tamam.

tony_stark_fhd

Bu liste işi çok eğlenceliymiş ya, en kısa zamanda bir de tersini yapayım bakalım ne çıkacak.

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2018 – Tüm Hakları Saklıdır.