DC, Filmler

SHAZAM!

Dün sabah saatlerinde basın gösteriminde izlediğim Shazam! filmini gerçekten çok beğendim. DC’den böyle bir performans beklemiyordum açıkçası. Filmin tatlı sürprizleri ve çocuksu naifliğiyle herkesin çocukluğuna ufaktan da olsa dokunuyor olması kalbimdeki yerini sağlamlaştırdı.

Zachary Levi’ye oldum olası hayranım sanırım. Sürekli gülüyor olması, özünde gerçek bir nerd olması, eğlenceli bir tip olması zaten hayran olmam için yetiyor da artıyor bile.

Saklı Kumanda için yazdığım spoilersız incelemeye aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

SHAZAM!

Film adının Türkçe çevirisi dışındai filmle ilgili beni üzen bir detay yok. 6 güç demesi hem spoiler gibi, hem değil gibi, bir arada kaldım ama sevebildiğimi söyleyemem. Evet, SHAZAM gücünü 6 önemli varlıktan –Süleyman’ın bilgeliğinden (S), Herkül’ün güçlü oluşundan (H), Atlas’ın dayanıklığından (A), Zeus’un gücünden (Z), Aşil’in cesaretinden (A) ve Merkür’ün hızından (M)- alıyor ve SHAZAM oluyor ama yine de filmin finalini düşündükçe bunun bir spoiler olup olmadığına karar veremiyorum.

İzleyin bakalım, sizler ne düşüneceksiniz?

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2019 – Tüm Hakları Saklıdır.
Advertisements
Filmler, Marvel

Ne Anlatıyor Bu CAPTAIN MARVEL?

Korkmayın, spoilersız ❤

Bunca konum varken, önceliği Marvel’a vermesem ölürdüm zaten.

Captain Marvel.. Bazılarımızın yıllardır beklediği kadın kahraman, bazılarımızın aylardır beklediği karmaşık gizem, bazılarımızınsa ismini duyduğundan beri yolunu gözlediği güçlü savaşçı! Nasıl beklemiş olursak olalım sonunda hepimizin Carol Denvers aka Captain Marvel ile tanışacağı gün geldi çattı! Bize hem Captain Marvel’ın doğuş hikayesini hem de ne zamandır öğrenmek için beklediğimiz Kree-Skrull savaşlarını anlatan filmi gelen birlikte inceleyelim.

Captain Marvel, hepimizin beklediği orijin hikâyesini anlatırken, klasik ve alışılmış Marvel anlatım tekniklerinden uzakta durmayı başarıyor. Çok ezbere bir çocukluk ve gençlik hikâyesi izlemediğimiz gibi, bizi gereksiz detaylara ve uzun duygusal sahnelere de boğmuyor. Film, bizlere karışık bir kurguyla Carol Danvers’ın hikâyesini anlatırken, kendi hikâyesi içerisinde de oldukça tutarlı ve heyecanlı ilerliyor. Bir yandan Kree ve Skrull ırklarını tanıtarak, özelliklerini gösterirken bir yandan Captain Marvel’ın, Carol Danvers iken yaşadığı hayatını ve güçlerini nasıl kazandığını anlatıyor. Bunun yanında bir de Nick Fury, Phil Coulson gibi önemli karakterleri ve SHIELD’in ilk yıllarını dikkatle izlememize neden oluyor. Birden fazla hikâyeyi ustalıkla harmanlayan film, izleyenlere keyifli saatler vadediyor.

Son yıllarda Marvel filmlerinin görselliğinin tartışılamayacak kadar iyi olduğunu düşünüyorum. Captain Marvel da bu konuda istisna olmamış. Kullanılan efektler, renkler, kostümler, dövüş koreografileri muazzam görünüyor. Kullanılan soundtrackler de bir o kadar uygun ve hem filmin geçtiği yıllara hem de filmin sahnelerine cuk oturmuş. Jenerikte gördüğüm kadarıyla filmdeki müzikleri Pınar Toprak bestelemiş. Muhteşem bir Dünya Kadınlar Günü hediyesi oldu bizlere.

Captain Marvel başrolünün güçlü bir kadın kahraman olmasıyla da önemli ve tartışmaların ortasında olan bir film olma özelliğini koruyor. Her bakımdan yetersiz görülen, başarılı olamayacağı öğretilen, çabası desteklenmeyen, yaptıkları beğenilmeyen, sürekli olarak kendini kanıtlaması beklenen ve sürekli olarak sahip olduklarını başkalarına borçluymuş hissettirilen tüm kadınlara da güç ve cesaret vereceğe benziyor.

Konu ile ilgili yazdığım diğer yazılara aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz:

Stan Lee ve Bonus Sahneler

Spoilersız İnceleme 2

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2019 – Tüm Hakları Saklıdır.
Erasmus, Filmler, Günlük

Macera Başladı: 82. Gün

Dün bir film gösterimine katıldım.

Erasmus’a geldim diye her gün partileyecek değilim ya! =)

Normal bir barın alt katını film gösterimleri, konserler ve belli etkinlikler için güzel bir salon haline getirmişler. 15 günde bir film gösterimi yapıyorlar. İlk filmleri Nuri Bilge Ceylan’ın “Uzak” filmiydi. (Nuri Bilge Seylan şeklinde telaffuz edebiliyorlar =)) Ona katılamamıştım ama bu kez Yorgos Lanthimos’un “Alpeis” filminin gösterimine katılabildim. Film gösterimleri ücretsiz, sadece film boyunca yiyip içtiklerinizi ödüyorsunuz. Evet film seyrederken yiyecek ve içki tüketebiliyorsunuz ve inanın bunu kimseyi rahatsız etmeden de yapabiliyorsunuz. Birden sinema salonlarındaki gürültülü şekilde patlamış mısır yiyen insanları düşünmeyin lütfen.

sinema_fhd.jpg

Film gerçekten muhteşemdi. Kalkıp da filmin tüm konusunu açık etmek istemiyorum ama ilerleyen günlerde aklımdakileri buraya dökecek başka bir yazı yazmak istiyorum. Film, hayatını kaybeden insanların yerine geçmeyi işe dönüştüren bir grup insanın hikayesini, benlik yitimi ve başkalarına hayatına olan özlem gibi kavramlarla inanılmaz güzel harmanlayarak anlatmış. Gerçekten çok sevdim.

Bir sonraki film, bir müzisyenin hayatını anlatacak dediler. Heyecanla bekliyorum bakalım şapkadan ne çıkacak.

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2018 – Tüm Hakları Saklıdır.

 

Filmler

En Sevdiğim Replik

Bir sinefil olarak etkilendiğim bir çok film ve bundan çok daha fazla replik var. Ama bir tanesi var ki gerçekten hayatıma rehberlik edecek düzeyde. Bir gün bir dövme yaptırırsam, atıfı muhakkak buna olacak.

Christopher Nolan‘ın yönettiği, Christian Bale‘in harikalar yarattığı “Batman Begins“i izlemişsinizdir. En azından duymuşsunuzdur, bilirsiniz. En ilham verici, en vurucu repliği orada duydum ben. Önce sahneyi hatırlatayım. Bruce Wayne’nin yarasa korkusunun başladığı o düşüşten sonra, yardımına babası geliyor. Bruce’u kurtarıp eve götürürken kendisini kötü hissetmemesi için onunla konuşuyor, ona cesaret veriyor ve şu mükemmel soruyu soruyor.

Thomas Wayne: And why do we fall, Bruce?
So we can learn to pick ourselves up.

Thomas Wayne: Neden düşeriz Bruce?
                                Tekrar ayağa kalkabilmeyi öğrenebilmek için. 

Keşke benim de hayatımda bana böyle söyleyebilecek biri olsaydı. Biz çocukluğumuzda düşünce bir darbe de anne-babasından alan çocuklarız. Belki de o yüzden hiçbirimiz bir Batman olamadık, bilemiyorum.

Seneler sonra Bruce bir ilhama ihtiyaç duyduğunda aynı cümleyi bir de canı, sağ kolu Alfred’den duyuyor. Yine başka bir muhteşem sahne ile tabii. İki sahnenin arka arkaya montajlanmış versiyonunu buldum. Aşağıya iliştirip yavaşça kayboluyorum.

Neden düşeriz Bruce?

 

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2018 – Tüm Hakları Saklıdır.
Erasmus, Filmler, Günlük

Macera Başladı: 25. Gün

Bana neden Amanda Knox belgeselini izlettiniz abiiiiii!!

Perugia’ya geldiğimin ikinci günü ilk kez Amanda Knox’un adını duydum.

Amanda Knox, 2000lerin başında Amerika’dan kalkıp Perugia Yabancılar Üniversitesi’nde okumaya gelmiş genç bir kız. Perugia’da bir kaç yabancı öğrenci ile aynı evi paylaşmış. Geleli çok az zaman olmasına rağmen, kendisine bir de Raffaele adında bir sevgili bulmuş ve “büyük aşk” yaşamışlar. Buraya kadar çok normal devam eden bir hikaye. (Zeynep, senden ve Andrey’den korkmama gerek var mı acaba? Evet Zeynep ve “bizden yardımını esirgemeyen kahraman Ruslar’dan benim de en çok sempati beslediğim Andrey artık sevgililer <3)

Sonra bir gün Amanda’nın ev arkadaşı Meredith korkunç bir cinayete kurban gidiyor ve evde ölü bulunuyor. Buradan sonra olaylar gelişiyor. Olay örgüsünü anlatmayayım, merak ederseniz kalanını belgeselden izleyebilirsiniz. Meredith’in ölüm şekli, evine girişin kolaylığı, Amanda ve Raffaele’nin soğukkanlılıkları, tanıkların tuhaflığı derken olaydan korkmamak elimde değildi.

Asıl olay Zeyneple benim bu belgeseli, eve taşındığımızın 2. gecesi falan izlemiş olmamız. O kadar ürktüm ki uyuyamadım. En sonunda yorgunluktan bayılmışım. Sabah uyanınca 3 kez falan Zeynep’in kapısına gittim ses geliyor mu diye. Tam ben odama girdim, bu kez Zeynep uyanmış kapıdan bana sesleniyor “Funda, evde misin?” Artık nasıl korktuysak, minicik evde sürekli birbirimizi kolaçan ediyoruz.

Kaç gün geçti, hala etkisinden çıkamadım. Aklıma geldikçe uykularım kaçıyor. Bana böyle şeyler izlettirmeyin yaa =/

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2018 – Tüm Hakları Saklıdır.