Kendime Not

Astroloji ile Aranız Nasıl?

Benim baya iyi. Astrolojiyi de astroloji ile ilgili okumaları da çok severim. Eğer doğum haritasını doğru okumayı bilirsek, hayatımızla ilgili baya nokta atışı şeyler yakalayacağımıza da inanıyorum. Bu nedenle de geçtiğimiz aylarda AskMoyra’nın freelance yazarlarından biri oldum. Şimdilik iyi gidiyor, hem eğleniyorum, hem yeni şeyler öğreniyorum. Yakında kendi haritamı yorumlamaya başlarsam şaşırmayın =)

Az önce bu ayın yazılarını yazarken, geçen ay için yazdığım yazılarıma rastladım. Birkaçını buraya ekleyeyim belki ilgilenen merak eden olur. Link aşağıda:

Başak Burcunun Ölmeden Önceki Son İstekleri

İyi ki Başak Burcu Kadınıyım Dedirtecek 7 Özellik

Sadece Yükselen Burcu Boğa Olanların Anlayabileceği 6 Durum

Boğa Burcu Erkeğini Kendine Âşık Etmen İçin Uygulaman Gereken 10 Altın Kural

Not: Başak burcu değilim, Boğa burcu erkeğine aşık falan da değilim, öyle denk geldi =))

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2019 – Tüm Hakları Saklıdır.
Günlük, Kendime Not, İstanbul'da Yaşamak

Sıkıldığım Şeyler Var..

Size, sizin onlara verdiğiniz kadar değer vermediğini düşündüğünüz insanların arasına sıkıştığınızda ne yapıyorsunuz? Son dönemde sık sık böyle hissediyorum ve ne yapacağımı bilemiyorum.

Döndüğümden beri çoğu şeyi bıraktığım gibi bulamıyorum. Eskisi gibi tad alamıyorum, eğlenemiyorum. Buradayım ama değilim gibiyim, çözemiyorum. Gözden ırak olan gönülden de ırak mı olmuş, insanlar mı değişmiş, ben mi değişmişim çözemiyorum… İnsanlara aynı değeri veriyorum, ne eksik ne fazla. Ama aynı değeri göremiyorum ne yazık ki..

Bu baya iç dökme postu olacak, anlaşıldı…

Genel olarak çok sosyal bir insan olmamla bilinirim. Her yerde, her yerden farklı arkadaş gruplarına sahibim ve bununla da gurur duyarım. Kız grupları, erkek grupları, karma gruplar derken taşıyabileceğimden çok gruba sahibim. Ama döndüğümden beri içime sinmeyen bir şeyler var. Belki de bu insanların çoğundan fazla beklentim var, bu yüzden böyle hissediyor da olabilirim. Arasınlar, sorsunlar, hayatımda varlık göstersinler vs gibi. Artık hayatımda çok fazla yeni insan da var, yalnız da değilim yani. Kimse yalnız kalmaz zaten, eğer kendi seçimi bu değilse. Kendimi hiçbir yere, hiçbir kimseye, hiçbir gruba ait hissetmiyorum. Hissedemiyorum. Yine bir eşik atlayacağım sanırım, bu kadar sıkıntı içine düşmemi başka türlü açıklayamıyorum.

Belki ben böyle hissediyorum, bilemiyorum. Mesela şu an oturup tezimin son düzeltmelerini yapacağıma, bunu düşünüyorum. Nasıl erteleme seçeneği ama! Şahane değil mi? Belki hiçbir şey değişmedi, belki sadece ben değiştim, eğlenceye ve arkadaşlığa bakış açım değişti ama sırf teze odaklanmamak için zamanımı bunlarla öldürüyorum, kimbilir?

Ama yine de merak ediyorum, verdiğiniz değeri karşıdan görmediğinizi düşündüğünüzde bununla nasıl başa çıkıyorsunuz?

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2019 – Tüm Hakları Saklıdır.
Günlük, Kendime Not

Bu Tez Biter mi?

Hava o kadar güzel ki!

Şu an tezimle uğraşmak yerine yapmak istediğim onlarca şey var.

Gezebilirim, şehir dışına yolculuk yapıp arkadaşlarımı ziyaret edebilirim, matımı alıp yoga yapabilirim, sinemaya gidebilirim, öğlen şarabı içebilirim, bunları evde de yapabilirim ya da kendime güzel bir yemek hazırlayabilirim. Ama ben tezimin şu son revizesini yapmak zorundayım…

Artık o kadar sıkıldım ki, bitsin de kurtulayım istiyorum. Akademiden nefret ettim ya, kusmak istiyorum o derece. Yaşadıklarımı buraya yazamıyorum. Ne olur ne olmaz şimdi tam mezuniyet arifesindeyim, topuğuma sıkmayayım. Bunu düşünmek bile üzücü farkında mısınız? Olay benim tezimle alakalı değil çünkü, kimi tanıdığımla ya da kiminle iyi geçindiğimle alakalı. Ben bu tezi kırk kere bitirirdim de ne bir tanıdığım var, ne de biriyle bu nedenle iyi geçinmeye niyetim…

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2019 – Tüm Hakları Saklıdır.

 

 

Günlük, Kendime Not

Sürekli Erteleme Hastalığı

Siz de sürekli bir şeyleri erteliyor musunuz? Ha bugün yaparım ha yarın yaparım derken, listeleriniz üstü çizilmemiş maddelerle dolu halde mi kalıyor? Dünyama hoş geldiniz o halde.

Son yıllarda, gittikçe sıklaşan bir şekilde bir şeyleri erteliyorum. Biliyorum bugün işimi yapsam, yarın diğer şeylere rahat rahat zaman ayırsam daha iyi olacak ama bir türlü bu düşünceyi hayata geçiremiyorum. Bir bakıyorum çok alakasız ve önceliği olmayan başka başka şeylerle uğraşıyorum. Yapmam gereken şeyin yüzüne bile bakmıyorum. Zaman geçiyor.

İşte her şeye isim bulma tanrıları buna da bir isim vermişler, “procrastination” demişler. “Sürekli erteleme”. İş yerindeyken bununla asla karşı karşıya kalmadım, bir kere bile işimi ertelemedim, iş benim için her zaman ilk plandadır çünkü. Ama kendimle ilgili bir şeyde, özellikle de tezimde bunu çok yaşadım. Tez yazacağıma dizi izledim, tez yazacağıma bulaşık makinesi yerleştirdim, tez yazacağıma normal zamanda asla aklıma gelmeyecek arkadaşlarımla buluştum, tez yazacağıma koleksiyon yaptım, tez yazacağıma kütüphanemi düzenledim vs vs vs şeklinde asıl yapmam gereken şeyin yani tezimi yazma işimin önüne bir ton şey koydum.

Şimdi yine aynı durumdayım. Yıl bitmeden tezimi teslim etmem lazım, yoksa atılıyorum artık. Bunun için hocamın verdiği düzeltmeleri bitirmem gerekiyor. Ama mesela gördüğünüz gibi oturdum kısa da olsa, yarın sabah 10.00’da yayınlanacak olan bu yazıyı bloğa yazıyorum. Saat şu anda 19.39 ve bu saate kadar tezimle ilgili hiçbir şey yapmadım. 4 gündür belki daha fazladır ulaştığım sonuçları yazmaya başlamam gerekiyor. Hala hiçbir şey yazmadım. Bu yazıyı yazdıktan sonra da yemek yiyeceğim, belki sonra duş alırım. Sonra yoruldum diye bir bölüm dizi izlerim. Sonra kayıt olduğum İngilizce programının canlı dersine katılırım derken uyku vaktim gelir. Hadiiii bugün de tezim için hiçbir şey yapamamış olurum. Bir gün daha uçtu ellerimden. Bu kalıbı nasıl kırabilirim bilmiyorum. Teslim günüm yaklaştıkça kendimi sıkışmış hissediyorum boşu boşuna.

“The best way to get something done is to begin” diye bir alıntı görmüştüm geçenlerde.  “Bir şeyi yapmanın en iyi yolu başlamaktır” anlamına geliyor bu. Çare başlamak, ama nasıl?

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2019 – Tüm Hakları Saklıdır.
Günlük, Kendime Not

Minnet

Yollar uzasın, uzasın, uzasın bitmesin istiyorum bazen..

Yeni yeni insanlarla tanışayım, kimseye işim düşmesin, her zaman ama her zaman KENDİME YETEBİLEYİM istiyorum. İnsanlardan bir şey istemekten, onlardan bir şey rica etmekten falan nefret ediyorum. İşim gerçekten HİÇKİMSEYE düşmesin istiyorum. Her zaman herkese elimden geldiğince yardım ediyorum, kol kanat geriyorum ama bir şeye ihtiyacım olduğunda elini atan insan sayısı beni her zaman hayal kırıklığına sürüklüyor. Verdiğim değerin karşılığını görememek beni çok yıpratıyor. İnsanların can yeleği olmaktan bıktım gerçekten, sürekli kötü gün dostu olmaktan.. İyi gününüzde neredeyim acaba? Ben de insanım yahu, daha ne kadar dayanabilirim dert babası olmaya?

Bir iş için 50 kişilik bir gruba işim düştü. Neredeyse en yakın çemberdeki 60 kişiye haber vermeme rağmen 30’u falan döndü, aralarından bir-ikisinin sayesinde 40’a tamamladım. Görmezden gelen mi dersiniz, cevap vermeyen mi, tamam yardım edeceğim diyip kayıplara karışan mı, yoksa yardım etme adı altında dalga geçen mi? Yapmayacağım, yapamayacağım diyen tek bir kişi oldu mesela. Helal olsun, adam açıktı en azından!

Yoruldum ya, elimi uzattığımda geri çevrilmekten bıktım. Her seferinde diyorum ki onların da bana işi düşer, aynı bu şekilde karşılık veririm. Her seferinde işleri bana düştüğünde yardıma koşarak giden de benim =( Kendime kızmak da istemiyorum ama üzülmeden de duramıyorum.

Kimseye işim düşmesin istiyorum, hiç kimseye..

Yollar bitmesin, sürekli bana yol çıksın, yerimde durmayayım. Yollar gitsin, ben gideyim, bir sürü insan tanıyayım ama hiçbirine işim düşmesin. Her zaman kendime yetebileyim…

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2019 – Tüm Hakları Saklıdır.