Erasmus, Günlük

Macera Başladı: 18. Gün

Burası bizim yurttaki odanın kapısı. Yurttaki odaya dair pek bir şey paylaşmadığımı farkettim. İçindeyken nasıl darlandıysam =)

Ben nasılsa evimi buldum diyerek şimdi de arkadaşlarıma şehir merkezinde ev arıyorum. Buradaki ev-yerleşim kafası bizimkilerden çok farklı. Bizi götürdükleri evlerin çoğu döküntü. Hani bizde bir laf var ya “it bağlasan yaşamaz” diye, aynı o hesap. Bir de o evlerin hepsi emlakçıda. Ev sahibi utanmadan o evi kiralamaya çalışıyor, emlakçı daha da utanmadan size o evi gösteriyor. Biz de olsa insanlar kiralamaya para istemeye utanır. Onca zaman laf ettiğim bodrum kat dairelerden özür diliyorum =))

Geçen hafta arkadaşlarımla birlikte bir evi görmeye gittim. Lokasyon olarak güzel, tam merkezde, okula yürüme mesafesi. Artıları bu kadar. Şimdi eksilere geçiyorum. Bir kafenin yanı. En büyük eksi bu ve ben de bunu yeni öğrendim. Evinin karşısında bar olan bir insan olarak yazıyorum bazı geceler uyumak mümkün olmuyor. Burada insanlar sabaha kadar sohbet edip, şarkı falan söylüyorlar. Ve toplanma saatleri 02.00’den önce değil. Kış gelince dağılmalarını umuyorum, yapacak bir şey yok =/ Bir diğer eksisi girişi, inanılmaz güvenliksiz. Eve mi giriyorsunuz, hana mı belli değil. Öyle bir giriş kapısı var ki, çocuk bile açabilir. Bir diğer eksisi oda sayısı. 6 odası olan 3 katlı bir apartman, otel mi işletecek bu insanlar, neden hepsini kiralamaya çalışıyorsunuz? Bir diğer eksisi temizliği. Binanın içi dökülüyor, dökülüyor. Duvarlar bitik, kapılar bitik, eşyalar eski, mutfak araç gereçleri yağ içinde, evin içi leş yani temizlik hak getire. Zaten burada genel olarak temizlik sorunu var. Yurttaki temizlikçi, 2 haftada bir gelip odayı temizleyeceğini söylemişti. Daha ilk temizliğinde bizim eldiven takıp ovaladığımız yerler eskisinden de pis hale geldi. Yeni geçtiğimiz eve de bizden önce temizlikçi geldi, üstüne hala temizlik yapıyoruz mesela. Görünmeyen yerleri temizlememişler desem değil, odanın ortasındaki komidinin üstünü bok götürüyordu.

Sonra tabii yine dil bilme durumu var. Özellikle emlakçılarda çok eğlendim, sadece bir tanesi İngilizce konuşabildi. Genelde İtalyanca konuşuyorlar ve bazıları inanılmaz çakal. Mesela faturaları üzerine alma hikayesi var, uf! Açılış kapanış ücreti ve bitmeyen bürokrasisi ile sizi canınızdan bezdirmeye hazırlar. Kiracıyım, belli süreliğine buradayım, kazıklayabildiğiniz kadar kazıklayın tabi =/ Bu tarz şeyler var ya kesinlikle dünyanın her yerinde aynı bence. Ya da bazı konularda İtalyanlar ile korkunç benziyoruz. Bilemiyorum gerçekten.

Türkiye’de hiç kiralık eşyalı ev bakmadım, bu konuda orada durumlar nasıl bilemiyorum. En azından evleri badanalı falan veriyorlar, bu bile buraya göre müthiş bir artı.

Dünyanın neresi olursa olsun doğru yeri bulup, orayı kapıp, yerleşip, temizleyip bir de üstüne düzen kurabilmek gerçekten zor. Kendi ülkende bile çok zor bu işler, kendi vatandaşının bile ne dediğini anlamıyorsun bazen. Bizde de faydacı, paragöz, hırsız tip çok. O yüzden yurtdışında da böyle insanlar olması çok normal. Şükür, Türkiye’den geliyoruz da soyguncuyu, arsızı, hırsızı 50 metreden tanıyabiliyoruz her yerde =)))

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2018 – Tüm Hakları Saklıdır.

 

 

Erasmus, Günlük, İstanbul'da Yaşamak

Erasmus’un Bedeli VI

Ekspress servis için ödediğim ekstra 70 TL gözlerimin önünden uçarak gidiyor. Çünkü bana tebliğ edilen tarih 17 Ağustos olmasına ve bugün 18 Ağustos olmasına rağmen, pasaportum elime ulaşmadı. Bu ne demek biliyor musun? En iyi ihtimalle 27sinde bir cevap alabileceğim demek.

Çalıştığım dönemde kamu personeli olduğum için böyle yüklü tatilleri büyük bir iştahla beklerdim. Tatilde olmam kimsenin işini birincil derecede etkilemezdi ama onun bile farkında değildim. Çizginin bu tarafına geçip de, gerçekten acil bir olay için bekleyince yüklü tatillerin o kadar da eğlenceli olmadığını gördüm. 9 gün tatil mi olurmuş ya falan diye söylenmeye başladım, halbuki çalışırken ben de alasını yapardım. Ama dediğim gibi en azından 1 Eylülde yurtdışına çıkmaya çalışan bir kişiyi, vize çıkacak mı çıkmayacak mı kaygısına sokmuyordum ben.

Ya red yersem? Ya eksik belgem varsa? Nasıl yetiştireceğim 2-3 günde diye kendimi yiyorum şimdi. O kadar zor ki! Bir dünya para verdiğim biletlerime mi yanayım, hayallerime mi yanayım? 1’inde yurda gidemezsem, hakkımı başkalarına verecek olmalarına mı yanayım bilemiyorum.

Tek bildiğim bayramı stresle geçireceğim =/

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2018 – Tüm Hakları Saklıdır.
Erasmus, Günlük, İstanbul'da Yaşamak

Erasmus’un Bedeli IV

İşin en sıkıntılı kısmı vize gençler. Konsolosluk bir belge listesi çıkarmış, baktıkça içim daralıyor. Bankaya git, SGK’ya git, fotoğrafçıya git, anneni babanı rahatsız edip, sponsorluk belgelerini hazırlat, evde yazıcı yoksa fotokopiciye git derken günler bitiyor zaten.

Tabii ki doğrudan konsolosluğa da gitseniz, aracı firmaya da gitseniz memleketimizde lord çok. Üstten bakan, azarlayan ya da tam tersi asla uyarmayan, göz ucuyla kontrol edeni umrunda olmayan bir ton çalışanla mücadele etmeniz gerekiyor.

Ha bir de, başvuru evraklarını ilk seferinde verebilen yok. Ya da aşağıdaki örnek gibi çok az. Bu konuda hiç sıkıntı yapmayın. Ben çok yaptım, hiç gerek yok. Daha önce bahsetmiş olmayalıyım, biz Perugia’ya gidecek öğrenciler olarak internetten birbirimizi bulduk ve hemen bir Whatsapp grubu kurduk. Biz 3 kız o kadar sorun yaşadık ve gruba bunları yazdık ki, dördüncümüz böceğimiz İbrahim, bizden sonra gittiği ve her şeye hazırlıklı olduğu için o tek atışta evraklarını teslim etti. Ne bir eksik belge buldular ne de yanlış bir işlem. Vize evrakı teslim etmede İbrahim gibi olun.

Benim gibi en önce, işini kendi başına halletmek isteyen garibanlar, size de aşağıdaki şarkıyı armağan ediyorum.

Çıldırmıcam

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2018 – Tüm Hakları Saklıdır.
Erasmus, Günlük, İstanbul'da Yaşamak

Erasmus’un Bedeli

Bu yazıyı sadece Erasmus’a bir yerinden dahil olmak isteyenler ama ne yapacağını, neye adım atacağını pek de bilmeyenler için yazıyorum.

İşiniz zor gençler, işiniz meşakkatli. O kadar çok yerden o kadar fazla şey isteyecekler ki sizden, o kadar saçma evraklar peşinde koşacaksınız ki! Peşinen söyleyeyim de, öğrenince benim gibi söylenmeyin. Süreç içerisinde defalarca gitmeyeye vageçmeye karar verdim öyle söyleyeyim.

Ne okulunuzun isteği bitiyor, ne bankaların, ne vize evraklarının, ne gideceğiniz okulun. Baya böyle 1 ay evrakla uğraşmanız gerekiyor. Onu bir bilin de önce.

Bugünü bir atlatayım da sırayla ne nedir, kim ister, nereden alınır, en hızlı nasıl ulaştırılır bunları yazacağım.

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2018 – Tüm Hakları Saklıdır.
Günlük

Sanırım Memuriyet Dünyanın Her Yerinde Aynı

Pazartesi günü vize görüşmem var. Ama hala neyim yok biliyor musunuz? Davet mektubum =((

Şubatta başlayan bir süreç, temmuz bitti hala tamamlanamadı. Bizim İtalyanlar’dan, İtalyanlar’ın bizden kalır yanı yok gerçekten. Okul hiç bir şekilde benim maillerime cevap vermiyor, hocalarımı araya sokuyorum onlara da öldürmeyecek kadar cevap veriyor. Bu esneklikle nasıl başedeceğimi bilmiyorum gerçekten. Aylardır ilk kez gidiş kararımı sorguladım bugün. Resmen sabır ile sınanıyorum.

1 Eylül için gidiş biletlerimi aldım, 6 Ağustos için vize randevumu aldım. Malum önümüzde bayram var, resmi ofisler tatile girecek. Erasmus için vize almak ne kadar sürüyor onu da bilmiyorum. Yoruldum ama şu koşuşturmacadan gerçekten. Yetemiyorum, yetişemiyorum hissinden kurtulamıyorum bir türlü.

Allah’tan koordinatör hocalarım iyi de onlar çok yardım ediyorlar bana. Onlar da olmasa yanmıştım. En büyük korkum 8-5 çalışıp hiçbir şey yapmayan memura denk gelmekti, bizim taraftan değil ama sanırım diğer taraftan denk geldim =(

6 ay sonra, 3 ay sonra, 1 ay sonra ne bileyim belki 1 hafta sonra ne hissedeceğim ama bunları okurken. Sırf tarihe not düşüp kendimi takip edebilmek adına yazıyorum bugünkü yazımı. Güzelliklerle ve kolaylıkla hallolur her şey umarım.

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2018 – Tüm Hakları Saklıdır.