Erasmus, Günlük

Macera Başladı: 14. Gün

Yan odamdaki Ruslar’dan bahsetmiştim.

Toplamda 5 kişiler. 5’i de Finans/Ekonomi öğrencisi. bir kaçı yirmilerine yeni adım atmasına rağmen master yapmak için gelmiş.

Aralarında 20 yaşında Ukraynalı ama St. Petersburg’da yaşayan bir kız var. The Royal Tennenbaums’daki Margot Tenenbaum gibi geziyor etrafta. Yaş işi çok garip, ben onun yüzüne bakınca bebek olduğunu görebiliyorum ama muhtemelen o kendini çok yaşlı hissediyor. Sigara içişi, dalıp dalıp gitmesi falan baya romanlarda okuduğum kahramanlara benziyor. Çok güzel bir kız, tam bir bebek, burada olmaktan çok gerildiği de yüzünden okunabiliyor. İçindeki çocukluk hissedilebiliyor.

Yine 20 yaşında genç bir çocuk var. En şirinleri o. Esprileri falan çok komik. Ruslar espri yapabiliyormuş ben de çok şaşırdım. Zaten arkadaş olduğumuzdan beri Rus sterotipleri ile dalga geçiyorlar. Vodka, Balalayka, aşırı alkol tüketimi, soğuk, ayılar vs vs. O yüzden de çok eğleniyorum.

22 yaşında bir bebek çocuk var. O da kız gibi büyük davranmaya çalışıyor ama gözlerini kaçırmasından falan küçük olduğunu anlayabiliyorsunuz. Onların sistemi daha farklıymış. Okulları 3 yıllık olduğu için bu çocukların hepsi yüksek lisans öğrencisi. Hayata baya erken başlamışlar, iş tecrübeleri falan var. Belki de bu yüzden üstlerinde bu büyüklük gömleğini görebiliyorum.

Bir diğeri 23 yaşında. Sanırım en çok onu sevdim. İnanılmaz kibar. Arkadaşları kendi arasında Rusça konuşunca en ufak konuda bile hemen bize tercüme ediyor. Kendimizi dışarıda hissetmememiz için elinden geleni yapıyor. Düzgün bir tip olduğu baya belli. Temiz ve disiplinli. Sadece biraz fazla hareketli. İzlerken yoruluyorum.

Bir de 27 yaşında gerçekten ne yaptığı belli olmayan bir tip var, işte o tam bir sterotip. Kafası sürekli güzel ve ne anlattığı genelde anlaşılmıyor. Seviyor mu sövüyor mu anlayamıyorum =D

Geceleri bir araya gelince “sessiz sinema” oynuyoruz. Genel kültür olarak da baya iyi durumdalar. Kitapsa kitap, filmse film, müzikse müzik hiç bir alanda geride değiller. Yetişme şekillerini gerçekten beğendim. İnanılmaz temizler. Odaları bizimkinden iyi durumda. Her şeyi düşünüp getirmişler. Geçen gün bir tanesinin pantolonuna bir şey sıçramış, ben lekeyi göremedim neredeyse. Gitti yıkadı pantolonunu. Her gün çamaşır yıkıyorlar. Çok dikkat ediyorum neler yaptıklarına. Bambaşka bir kültür çünkü.

Geçen sabah çok sıcaktı, merkeze çıkamadık. Ben onlara pişti ve pis yedili öğrettim. Onlar da bana bir çeşit koz oyunu öğrettiler. Baya eğlendim açıkçası. Sürekli vodka ikram ediyorlar ama vodkayı normalde de pek sevmiyorum. Onların içiş tarzını da sevemedim. Nefessiz yuvarlıyorlar. Önce derin bir nefes veriyorlar, shot yapıp ağızlarına kocaman bir salatalık turşusu atıyorlar. Çiğneyip yuttuktan sonra tekrar bir nefes veriyorlar. Bitti gitti. Tad almak yok bir şey yok. Genç işi bunlar azizim, içki böyle mi içilir?

Bir rakı getirebilseydim şuraya..

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2018 – Tüm Hakları Saklıdır.