Erasmus, Günlük

Macera Başladı: 84. Gün

Burada da kendime bir dans kursu buldum.

Dans etmeyi gerçekten çok sevdiğimi ve çok istediğimi geçen sene keşfetmiştim. Türkiye’de yaklaşık 1 yıl kursa gittikten sonra buraya dönünce, dans etmeyi inanılmaz özlemeye başladım. Çılgın gibi Latin Partisi ararken, Facebook’ta bir dans kursu buldum. Hemen mail attım. Anında cevap verdiler.

Dünyanın en güzel kadınlarından biri olan Kübalı Berthy ve aşırı yetenekli sevgilisi İspanyol Toni ile tanışma hikayem böyle başladı. Beni kibarca bir deneme dersine davet ettiler. İzlemek yasak, dans etmek zorundasınız. O kadar hoşuma gitti ve o kadar eğlendim ki, bir sonraki hafta hemen kursa kaydoldum.

Ben “yeni başlayanlar” sınıfına gitmiştim, derste dans edince “orta seviye” sınıfa geçmemi istediler. Henüz “ileri seviye” sınıf açmamışlar. Belki farklı adımlar vardır diye hem başlangıç hem orta seviye derslerine birden gidiyorum.

İstanbul’daki kursumda yaş ortalaması düşüktü, burada da tam tersi oldukça yüksek. İnsanlar gerçekten yaşamayı seviyorlar. 50 yaş üstü çiftler falan var, beraber gelmişler, beraber öğreniyorlar, beraber eğleniyorlar. Harika bence!

Geçen hafta onlarla beraber partiye de gittim. Beni arabalarına aldılar. Önce partiye götürdüler, sonra evime bıraktılar. Buradaki bu olayı seviyorum. Kimse gocunmuyor, herkes bir şekilde yardım ediyor. Gün yağmurlu mu, gel ben seni eve bırakırım; partiye mi gideceksin, gel ben seni götürürüm; süpermarkete mi gideceksin, otobüsle uğraşma gel beraber gidelim. Muhteşem ya gerçekten bayılıyorum!

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2018 – Tüm Hakları Saklıdır.
Erasmus, Günlük

Macera Başladı: 83. Gün

Ah Happy Bar..

Perugia’ya ilk gelip de bu evi bulduğumuzda bize kimse Happy Bar’dan bahsetmemişti. Evimizin tam karşısındaki Happy Bar, Perugia’daki en leş barlardan bir tanesi. Alkolü leş, sahibi leş, içi leş.. İnsanlar zaten dışarısında takılıyorlar sürekli.

Perugia’da en baba yer bile en geç 02.00’de kapandığı için Happy Bar bir yasal boşluk bularak biraz da alavere dalavereyle açık kalıyor. Bunu da gizli yapıyor. Gerçi aslında herkes biliyor ama alan memnun satan memnun durumu olduğu için kimse kimseye karışmıyor.

İspanyollar da doğuştan leş oldukları için (Bunu ben demiyorum, neredeyse tüm Perugia diyor) buraya bayılıyorlar. Her gece (Pazar ve Pazartesi hariç) Happy Bar’ın önünde toplanıyorlar sabahın ilk ışıklarına kadar içip, şarkı söyleyip, dans ediyorlar. Öyle ki bazen 03.00’te FUTBOL oynadıkları bile oluyor!

Bu durum bizi deli ediyordu tabii. İçip içip sokağımıza hatta kapımızın önüne işeyenler mi dersiniz, sokağa gelip “işini” yapan torbacılar mı dersiniz ne ararsanız buradaydı. Mücadele ettiğimiz de oldu. Mesela ev arkadaşım çişini yapmaya gelenlerin üstüne su dökme konusunda üstad oldu. Bense yeterli sabra sahip olduğum zamanlarda aşağı inip onlarla partilemeyi tercih ettim. En azından ses yüzünden değil de eğlendiğim için uyuyamadım ahahahah. Bir de oranın merdivenlerinde bir anım var ki.. Bakalım zaman geçtikten sonra onu nasıl hatırlayacağım. Aşağıdaki fotoğrafı sabah 5 sularında, bar kapanıp da kimse kalmayınca çekmiştim. Ortam bu yani, bar dedikleri şey bu….

IMG_20180923_044355_801

Ama tabii mahalleli için aynı durum geçerli değildi. Bazıları polisi aramayı tercih ediyordu. Polis de gelip 5-10 dakika takılıp gidiyordu. Bu böyle devam etti. Ta ki bugün Facebook’uma gelen bu etkinlik davetini görene kadar. Happy Bar kapanıyor! Bir devir bitiyor. Artık rahat rahat uyuyabileceğim. Kapıya mı işediler derdi bile bitiyor! Nasıl mutluyum anlatamam. Konuyla alakalı bir şarkı bile yazdım:

“Bye bye Happy Bar,
Bye Bye Spanish Guys,
Hello peaceful nights,
I think i’m gonna cry-y”
fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2018 – Tüm Hakları Saklıdır.
Erasmus, Günlük

Macera Başladı: 81. Gün

Perugia’nın soğuk olacağını, gelmeden iki önceki gece öğrenmiştim. Ama yine de bu kadar erken bu kadar soğuk olacağını asla düşünmemiştim…

Ocak ayında giyerim diye getirdiğim her şeyi daha Kasım ayı bitmeden giymiş oldum. O kadar üşüyorum, o kadar soğuk ki anlatamam. Hayatımda bu kadar üşümedim sanırım. Kendimi sıcak tutmak için elimden geleni yapıyorum. Gece yatağım sıcak olsun diye almadık şey bırakmadım. Su torbası aldım, kapkalın çoraplar, termal taytlar aldım. Dün ev arkadaşımla gidip elektrikli ısıtıcı bile aldık.  Doğalgaz bizi ısıtmaya yetmeyecekmiş gibi hissediyorum. Çok pahalı olmasını geçtim bile.

Ömrümde bu kadar üşümemiştim ve kış daha yeni başlıyor burada. Hayatıma kardan kadın olarak devam edeceğim sanırım =)))

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2018 – Tüm Hakları Saklıdır.
Erasmus, Günlük

Macera Başladı: 79. Gün

Bugün size buradaki en muhteşem şeyden bahsedeceğim, okul yemekhanesinden!

Ben böyle yemekhane görmedim arkadaşlar. Hem çeşit bol, hem lezzetli, hem temiz hem de çok uygun. Çeşit çeşit ekmek, çeşit çeşit içecek ve su hem sınırsız hem de ücretsiz. Yemekler içinse değişik bir ücretlendirme sistemleri var. İnanılmaz değil mi? Gerçekten yürüyen bir sistemleri var, ahahaha.

Önce çeşitleri anlatayım sonra ücretlendirmeyi anlatırım.

Örneğin; yemekhaneye girdiniz, tepsinizi ekmeklerinizi, krakerlerinizi aldınız. Mevsim salatası, aperatif tabağı ya da sıcak salatalardan birini alabiliyorsunuz. Mevsim salatası her daim çok taze, aparetif tabağını hiç denemedim. Sıcak salatalar da genelde ya zeytinyağlı sebze yemeklerinden ya da haşlanmış sebzelerden oluşuyor. Bu yemeklerin tümüne “Contorni” diyorlar.

Sonra “primi” kısmına geçiyoruz. Burada da binbir farklı sosla 3 farklı çeşit makarna oluyor. Limon sosundan, et sosuna, patlıcandan fasülyeye onlarca çeşit makarna sosu çıkıyor. Üstüne isteğinize göre parmesan döküyorlar. Onun dışında bir çeşit çorba ya da pilava benzer bir şey oluyor. Bazen de çorbaya pirinç atıyorlar. Ben tam bir makarnacı olduğum için makarnasını ya da çorbasını hiç denemedim.

Sonra sıra “secondi”ye geliyor. Burada da et yemekleri oluyor. Izgara, haşlama, buğulama, sebzeli.. Her gün değişik çeşitlerde yemek çıkıyor.

Son olarak da meyve ya da puding ya da meyveli yoğurt seçeneklerinden birini alarak kasaya gidiyorsunuz. Peçete ve bardağınızı buradan alıyorsunuz. Sonra salatanıza, yemeklerinize baharat, yağ, sirke ya da sos dökmek isterseniz ufak bir masaya geçiyorsunuz. Sonra içecek bölümüne gidip istediğiniz içeceği alıp yemeğinizi yiyebiliyorsunuz.

Tabii bunları yemek istemiyorsanız, pizza – hamburger ve patates kızartması alabileceğiniz bir bölümü daha var ama oraya da hiç gitmedim.

Contorni + primo + meyve ya da yoğurt alırsanız sadece 2 Euro ödüyorsunuz. Contorni + secondi + meyve ya da yoğurt alırsanız 3 Euro ödüyorsunuz. Tüm bu saydığım yemekleri alırsanız da 4,5 Euro ödüyorsunuz. Bursluysanız her şeyi bedavaya alıyorsunuz. En pahalı hali bile o kadar pahalı değil aslına bakarsanız. Bu şehir öğrenciler için bulunmaz nimet!

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2018 – Tüm Hakları Saklıdır.

 

Erasmus, Günlük

Macera Başladı: 78. Gün

Perugia’ya gelip eve çıkacak olanlara tavsiyeler (Vol.1):

  • Lütfen araştırmanızı çok iyi yapın. Biz çok acele etmek durumunda kaldık. Evden memnunum ama yine de daha iyisi olabilirdi.
  • Öncelikle 6 ay kalacaksanız işiniz çok zor. Çünkü ev sahipleri burada 1 yıllığına gelen öğrencilere ev vermeyi tercih ediyor. Çok gezmeniz, çok insanla tanışmanız lazım. 6 ay kalacak olan bazı arkadaşlar, 1 yıl kalacaklarmış gibi davranarak yalan söylemeyi tercih ettiler. 1 yıl kalacağınızı taahhüt ettiğiniz bir evin kirası daha uyguna geliyor, ev sahibi bir çok kıyak da yapıyor. Genelde sözleşmeye evi boşaltacaksanız 2-3 ay öncesinden söylemeniz maddesi ekleniyor. O yüzden Şubatta çıkacak arkadaşlar, ev sahipleriyle bu ay yüzleşecekler. Ev sahiplerinin tepkilerini çok merak ediyorum.
  • Emlakçılar, kalacağınız ay kadar kiranın %10’unu bir demede alıyor, o yüzden umarım araya emlakçı girmeden ev bulabilirsiniz.
  • Özellikle eğer kış dönemi kalacaksanız, evin konumuna, ısı yalıtımına, penceresinin güçlü olmasına dikkat edin. Etrafı boş olmayan, aksine dipdibe bir sürü odadan oluşan sokaklardaki evlerden seçin. Perugia gerçekten çok soğuk, ben Ocak’ta giyerim diye getirdiğim her şeyi şu an giyiyorum. Korkunç bir durum. Kışın donarak ölmezsek iyidir.
  • Evin ışık alması bir başka önemli nokta. Bizim evimiz inanılmaz karanlık oluyor. Adam bize evi günün en ışıklı anında gösterince biz farkedemedik tabii. Ama karanlık ev depresif yapar gençler, evden çıkasınız gelmez. O yüzden mümkün mertebe aydınlık evlere bakın.
  • Merkeze konumu da çok önemli ama sakın ama sakın bar etrafında oturmayın. Bizim evin karşısındaki bar, pazar ve pazartesi günleri hariç her gün dolu. 12’den sonra oluyorsa bile gece 2’den sonra müşterisi inanılmaz bol. Çünkü o saatlerde açık olan çok az yer var Perugia’da. İnsanlar sarhoş olup kapımızın önüne işiyorlar. Sesler, bağırışlar, şarkılar da cabası. Ertesi gün bir işiniz varsa yandınız. O yüzden uyku düzenim çok değişti burada. Ben de aşağı inip onlarla muhabbet ediyorum. Hepsi dağılınca eve gelip uyuyorum. Günümü de ona göre düzenliyorum. Diğer türlü bu kadar İspanyol ile mücadele etmem mümkün değil.
  • Size faturaları üstünüze almanız gerektiğini söyleyecekler, inanmayın. Ev sahibinizle de halledebiliyorlar, boşuna para vermeyin. Bir de evlerin fiyatlarını iyi gözlemleyin. 50 Euro verip her şey dahil bir evde oturabilecekseniz fırsatı kaçırmayın.
  • Faturaları sayaç sisteminden takip ederek ödeyebiliyorsunuz. Ama kat sayıları gerçekten değişken, ortalama falan alıyorlar. Çok saçma bir sistem. Su faturası 2 ayda bir geliyor, gaz ve elektrik de biraz o şekilde. Su bir ay 4 katsayısı ile çarpılmış, bir ay 5,25 ile. Gerçekten anlam veremediğim şeyler de görüyorum burada.
  • “Condominio” dedikleri bir çeşit aidat var, biz ödemiyoruz çünkü apartmandan ziyade bir aile evi bizimki, zaten ne merdiveni temizleyen var ne ışığı değiştiren =)
  • Evin eşyalı oluşuna da dikkat edin. Bazı evler de lambanın ampulü bile yok. Bir kira kadar da eve harcama yapmanıza gerek yok.

Şimdilik aklıma gelenler bunlar. Biraz daha tecrübelendikçe yine yazacağım. Takipte kalın!

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2018 – Tüm Hakları Saklıdır.