Erasmus, Günlük

Macera Başladı: 1. Gün

Siz siz olun, gideceğiniz yere doğru yol alırken tüm ayrıntıları düşünmüş olun. Genel olarak öyle bir insanımdır aslında ama bu Erasmus işinin başından beri tüm akışım karman çorman oldu. Planlayarak yaptığım tek bir işlem, aldığım tek bir karar yok.

Bir kere biletimi ucuz olsun diye çok saçma sapan bir şekilde aldım. Bilet fiyatları gerçekten inanılmaz yüksekti. Kapitalizmin gözü kör olsun, bir şeyi herkes isteyince inanılmaz kıymete biniyor. Perugia’ya gitmek için uçak biletimi Pisa’ya aldım. En ucuzu bu yöndü. 892 TL verdim, üstüne bir de iki tren aktarması yapacağım 21 Euroluk tren bileti aldım. Yaklaşık 1100 TL gibi bir fiyata yol işini hallettim. Çünkü en son aynı bilete baktığımda sadece uçak biletinin 3200 + TL gibi bir fiyata yükseldiğini gördüm.

Yani normal zaman olsa Pisa’ya inip bu noktadan Perugia’ya geçmek çok mantıklı, gezerek görerek gidilebilir ama 36 kilo valizim varken ve daha önce gitmediğim bir yere giderken bunu yapmak pek de mantıklı olmadı tabii. O bavulun 36 kilo olma macerası dillere destan zaten. Ama ona biraz sonra geçeceğim. Sadece uçak ve trenle değil, hesapta olmayan şekilde otobüs ve minimetro adı verilen başka bir toplu taşıma aracıyla da yolculuk yaptım. Oldukça enteresan bir deneyimdi. Neredeyse kilomun yarısı kadar belki de daha ağır bir yükle, sabah 8’de İstanbul’da başlayan yolculuğum akşam 8’de Perugia’da son buldu. Yardım edenlerden korktum, etmeyenlere sövdüm. İstanbul’da yaşama kafasıyla gidersek dünyanın her yerinde sorun yaşarız sanırım. Yardım etmeye kalkışan insanların bana tecavüz edeceğini, boğarak öldüreceğini ya da en azından paramı çalıp kaçacağını düşünmekten kimseden yardım alamadan geldim bu 12 saatlik yolu. İskelet sistemim de bana sövüyor şimdi.

Şimdiye kadar gitmiş olduğum her yere sırt çantasıyla gidebilmemle ünlüyümdür. Ama bir yere daha önce hiç 6 aylığına gitmemiştim.  Onun vermiş olduğu gerginliği alıp cebimize koyalım. Bu gerginliğe Perugia’nın iklimini hiç bilmediğim bir yer olmasını ekleyelim. Yazın son günleri, bahar, mevsim, geçişi ve kış olarak o 6 ayı bölelim falan diye düşünürken, Erasmus Whatsapp grubuna gelen “Perugia’nin soğuğu hiçbir şeye benzemez. -5 burada -20 hissedilir” mesajlarını katalım. Ne koysam, ne koymasam, ama yazlık da olsun ama ince pijamamı sakın unutmayayım, laptopu da ekleyeyim, ilaç da koyayım, ilk gün aç mı kalayım endişeleriyle süsleyelim. Onu da yapalım bunu da koyalım aman bu da böylemiymiş derken benim eşyam oldu mu size 36 kilo!

Daha Atatürk Havalimanı’nda beni yormaya başlayan bavulum, 12 saat boyunca ağırlaştıkça ağırlaştı. Siz siz olun daha sistematik hareket edin. Vizemin çıkmasından umudu kesmeyip işlemlerime erken başlasaydım muhtemelen benim de başıma böyle bir şey gelmezdi.

Ama bir yandan da mutluyum biliyor musunuz? Kimseye minnet etmeden, yine kendi başımın çaresine kendim baktım! Kendi çapımda bir survivor’ım bence ben.

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2018 – Tüm Hakları Saklıdır.