Erasmus, Günlük, Kendime Not

Macera Başladı: 15. Gün

İtalya ile ilgili en ama en dikkat edilmesi gereken şey sivrisinekler. Geldiğimden beri canıma okudular. Hepimizin canına okudular.

Aslında ben biliyordum ve hazırlığımı yapmıştım. İstanbul’dan gelirken, üzerimize sıkılan spreylerden aldım. Ve yine de ısırılırsam, sürmek için biraz medikal krem aldım. Spreyin esamesi okunmadı. İstanbul’da ne zaman ısırılsam hayatımı kurtaran, tüm kaşıntıyı alan kremse, hiçbir işe yaramadı. İnanılmaz gerçekten!

İstanbul’dan getirdiklerim hiçbir işe yaramayınca çareyi marketten bir şeyler almakta buldum. Prize takılan günlük tabletlerden ve onların likit versiyonlarından aldım. Bir de sinek kovucu spreylerden aldım. Bugün oda biraz temizlendi gibi ama bacaklarım, kollarım, sırtım ve inanamayacaksınız ama kalçam ısırık dolu. Kıyafetlerin üstünden ısırabilme becerisine sahip bu sineklerin sesi de yok. Geldiklerini asla farkedemiyorsunuz. Sizi şişirip kaşınmaya başladığınızda farkediyorsunuz sadece. Her yerimizi kanayıncaya kadar kaşıdık. Bizi tüketen tek şey bu sinekler oldu. Umarım soğuyan havalarla birlikte kaybolup giderler. Ve her yerde var. Yani sadece yurda özel değil, okulda da var. Merkezde de var. Her yerdeler =(

Pis bir memleket olsa yine anlayacağım ama her yer olabildiğine temiz. Bu sinekler nereden geliyor?

Bu sineklerin özel bir adı da varmış. “Zanzara Tigre” diyorlar, “Kaplan sinek”.

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2018 – Tüm Hakları Saklıdır.
Günlük, Kendime Not, İstanbul'da Yaşamak

Tezimi Neden Bitiremedim?

Lisanstan mezun olup işe girdiğimde yüksek lisans yapmak aklımda yoktu. Okuldan o kadar sıkılmıştım ki artık çalışmalı ve okuldan olabildiğine uzaklaşmalıydım. Yaklaşık bir sene sonra beraber çalıştığım biri, “Ya sen baya başarılısın neden yüksek lisans yapmıyorsun?” diye sordu. Ben de kendime “Evet ya ben neden yüksek lisans yapmıyorum ki?” diyip hemen başvuru çalışmalarına başladım. Güzel puanlar alıp, İstanbul Üniversitesi’ne kabul edildim. Derslerimi hemen verdim. Dönem bile uzatmadım. Gerçekten ders konusunda baya başarılı ve disiplinli bir öğrenciyimdir.

Dersler bitince tez konusu seçmem gerekti. Uçsuz bucaksız bu denizdeki ilk ve en büyük hatam, esasen ilk hedefim akademisyenlik olmadığı için, bu konu hakkında pek de kafa yormamış olmaktı. Çünkü siz şimdiki düzene bakmayın, gerçekten akademisyen olmak, gerçekten bilim üretmekle alakalı bir şey. Gerçekten fikirleriniz olmalı, çok çalışmalısınız ve literatüre bir şeyler katmalısınız. Ve benim açımdan ne iş yaparsam yapayım, o işi hakkıyla yapmak çok önemli. Böyle bir ortamda benim konu seçmem çok vaktimi aldı. Kolay ve pratik şekilde yazarak zaman kaybetmeden bitirebileceğim bir konu da seçebilirdim. Ama tabii ki zor olanı ve çok çalışmam gerekeni seçtim. Bu kez de işin neresinden başlayacağımı çözmem çok vakit aldı.

Bir tez yazmakla ilgili en önemli noktayı söyleyeyim size. En ufak parçalarını bulana kadar parçalayın (atomlarına kadar ayırın=)) ve tamamen adım adım planlayın. Ben yine denize balıklama atlamayı tercih ettiğim için bir sene kadar da bu bocalamalarla zaman kaybettim.

Sonra üniversitede burada yazamayacağım tuhaf durumlar oldu, birçok insan gitmeye, kalanlar da yerlerini sağlamlaştırmak amacılığıyla kraldan çok kralcılığa soyunmaya başladılar. Tez konum böyle bir ortamda ne pişmeye ne servis edilmeye uygun değildi. Yine bir yıl kaybettikten sonra bir kez daha yolumu değiştirmeye karar verdim.

Yeni tez konum daha basit bir şeydi. Çalıştığım iş yeri ile de bağlantılıydı. Bari buraya bir faydam dokunsun diye başlamıştım. Ama bu kez de içimdeki çalışma aşkının benden koşarak uzaklaşmaya başladığını farkettim. İşlerim yoğunlaşıyor, tezime vakit ayıramıyordum. Ayıracak vaktim olsa bencillik ve tembellik yapıp o vakti kendime ayırıyordum. Tezim bana bakıyor, ben tezime bakıyorum. Bir ay gaza gelip çalışıyorsam, 6 ay tezime uzaktan bakıyordum. Sonra tekrar çalışmak istesem yine en başından her şeyi okumaya başlıyordum.

Yüksek lisans yapmaya başkalarının tavsiyesiyle başlamıştım ama gençlere yardım etme, yol göstericileri, mentorleri olma fikri içten içe hoşuma gitmişti. Heveslenip hayaller kurmaya başlamıştım ama akademisyenlerle çalışıyor olduğum her bir gün beni yavaş yavaş bu isteğimden soğutuyordu. Gereksiz çıkışlar, kaprisler, inmeyen dinmeyen egolar, açgözlülük, başkasının sırtından geçinme, kendi işini asistanlarına yaptırma falan derken, akademisyenlerin bambaşka bir yüzünü gördüm. En gencinden en yaşlısına gerçekten hiçbir faydası olmadan koltukları işgal eden hocalar var maalesef. Bu da beni yüksek lisans yapmaktan iyiden iyiye soğutan başka bir etkendi.

Derken derken böyle 7 senem geçti. Bu yıl haziran ayına kadar tezimi savunmuş olmazsam, atılıyorum. Yani en iyi ihtimalle mart ayına kadar bir taslak çıkarıp hocalarıma sunmam gerekiyor. Onu da vizem çıkarsa eğer İtalya’da yapmayı planlıyorum =) Benden nefret ettiğini düşündüren, beni görmezden geldiğini hissettiren tez hocamla bunu nasıl başaracağım hiçbir fikrim yok. Bu da çook başka bir hikaye, belki bir gün onu da yazarım.

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2018 – Tüm Hakları Saklıdır.
Erasmus, Kendime Not

Yol Ayrımı

Madem ne olacağını öğrenmeme aşağı yukarı 24 saat kaldı, ben de gidemezsem ve gidersem yapabileceklerimi buraya not alayım. Böylelikle iki duruma da ne kadar hazır olduğumu görmüş olurum. Ayrıca vakit de biraz daha geçmiş olur.

Gidemezsem Yapabileceklerim

Bu ihtimal gerçekten rahatlatıyor beni. Dün de dediğim gibi, o parayı kaybetmeye razıyım. Hevesim o kadar kaçtı, o kadar her şey belirsizlikle süslendi ki inanılmaz yoruldum. Yıllarca Erasmus Ofisi’nde çalışan bir arkadaşım her Erasmus öğrencisinin bu durumu yaşadığını, bu ruh hallerinden geçtiğini ve bir kere gidince kesinlikle dönmek istemediğini söylüyor. Ona inanıyorum. Belki de dönmek istememekten korkuyorum bilemiyorum. 6 ay sonrasının Türkiye’sinin nasıl olacağını bilen var mı? Neye döneceğim bile belirsiz. Akıl sağlığımı nasıl koruyacağım bilemiyorum. Neyse bunları şimdi düşünmeyeceğim. Şimdi gidemezsem neler yapabilirim onlara bakacağım.

  • Kendime bir masaj ısmarlayacağım.
  • Güzel bir tatil yapacağım. Bu sene Bodrum’a gidemedim, bunun için üzülüyordum.
  • Memlekete gidip büyüklerimi göreceğim.
  • Mutlaka yurtdışı turu yapacağım, mutlaka.
  • Dansa devam edeceğim.
  • Pilatese/Yogaya devam edeceğim.
  • Yeni bir dil öğrenmeye başlayabilirim.
  • CVmi yenileyip iş başvurularında bulunacağım.
  • Tezimi bitireceğim.

Gidersem Yapabileceklerim

İşte bu kısım tam bir muamma. Derslerimi verdiğim için tezimi çalışacağım. O yüzden öyle sürekli okula gitmemi gerektirecek bir tempom olmayacak. Düşündüğümden daha çok boş zamanım olacak.

  • Tezimi bitireceğim.
  • O sırada İtalya’yı gezerek İtalyan kültürünü öğrenebilirim diye düşünüyorum.
  • Çalışma iznim varsa bir yerlerde çalışabilmeyi umuyorum. Hem de para kazanmış olurum. Maaşlı bir iş olursa şahane olur ama staja da varım diyorum!
  • Kazanacağım paralarla da gezeceğim alanlar sadece İtalya ile sınırlı kalmasın istiyorum. Avrupa’yı da keşfedeyim, gezmediğim yer kalmasın istiyorum.

Kendimi alternatif evrenlere eğilen bir filmin başrol oyuncusuymuş gibi hissediyorum. Ne karar verirsem diğer tarafı tamamen kaybedeceğim. Belki oradan devam eden başka bir alternatif evren var ama onu hiçbir zaman göremeyeceğim. 

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2018 – Tüm Hakları Saklıdır.
Erasmus, Günlük, İstanbul'da Yaşamak

Erasmus’un Bedeli IV

İşin en sıkıntılı kısmı vize gençler. Konsolosluk bir belge listesi çıkarmış, baktıkça içim daralıyor. Bankaya git, SGK’ya git, fotoğrafçıya git, anneni babanı rahatsız edip, sponsorluk belgelerini hazırlat, evde yazıcı yoksa fotokopiciye git derken günler bitiyor zaten.

Tabii ki doğrudan konsolosluğa da gitseniz, aracı firmaya da gitseniz memleketimizde lord çok. Üstten bakan, azarlayan ya da tam tersi asla uyarmayan, göz ucuyla kontrol edeni umrunda olmayan bir ton çalışanla mücadele etmeniz gerekiyor.

Ha bir de, başvuru evraklarını ilk seferinde verebilen yok. Ya da aşağıdaki örnek gibi çok az. Bu konuda hiç sıkıntı yapmayın. Ben çok yaptım, hiç gerek yok. Daha önce bahsetmiş olmayalıyım, biz Perugia’ya gidecek öğrenciler olarak internetten birbirimizi bulduk ve hemen bir Whatsapp grubu kurduk. Biz 3 kız o kadar sorun yaşadık ve gruba bunları yazdık ki, dördüncümüz böceğimiz İbrahim, bizden sonra gittiği ve her şeye hazırlıklı olduğu için o tek atışta evraklarını teslim etti. Ne bir eksik belge buldular ne de yanlış bir işlem. Vize evrakı teslim etmede İbrahim gibi olun.

Benim gibi en önce, işini kendi başına halletmek isteyen garibanlar, size de aşağıdaki şarkıyı armağan ediyorum.

Çıldırmıcam

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2018 – Tüm Hakları Saklıdır.