Erasmus, Günlük

Macera Başladı: 77. Gün

Burada çöplerin çılgınlar gibi ayrıştırıldığını biliyor muydunuz?

Eve taşınana kadar ben bilmiyordum. Plastikler, camlar, kağıtlar ve organikler ayrı ayrı poşetlere konulup ayrı ayrı atılıyor. Bir turşu kavanozu düşünün, altı cam poşetine, üstü plastik ya da alüminyum oluşuna göre diğer poşete atılıyor. Her kategorinin belli bir poşeti var, atılması için belli günleri var. Mesela her aklınıza geldiğinde evdeki plastikleri atamıyorsunuz. Benim bulduğum lokasyon için salı ve cumartesi günleri plastik günleri. Organik çöpleri her gün atabiliyorsunuz ama camlar, plastikler ve kağıtlar için belli günlere uymanız gerekiyor. Örneğin camlar için çarşambayı beklememiz gerekiyor. Çöp poşetleri belediye tarafından veriliyor ve çöp arabası geldiğinde bir kod sistemi ile çöplerinizi atabiliyorsunuz. Size önceden verilen anahtarlık gibi bir cisim var, onun mutlaka yanınızda olması gerekiyor. Bunun dışında çalışanlar çok kibar ve güler yüzlü. Ayrıca yardımseverler. İtalya’nın en sevdiğim tarafı bu oldu. DERT YOK, TASA YOK, HERKES EĞLENCESİNDE ABİİİİİİ!

Bu çöp ayrıştırma ve belli günlere uyma olayının artı yanları olduğu gibi eksi yanları da var. Mesela kağıt çöplerin günü perşembe ve biz 3 perşembedir çöp saatinde evde değiliz. Evet çöp saati var, canımız her istediğinde de atamıyoruz çöpü. Bizim sokağımıza gelen çöp arabasını beklememiz gerekiyor. O da 18.55 – 19.15 arası bizim sokakta oluyor. Evimizde 4 poşet kağıt çöpü var. Umarım bu hafta atabiliriz.

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2018 – Tüm Hakları Saklıdır.
Erasmus, Günlük

Macera Başladı: 6. Gün

Avrupa Birliği vatandaşı olmadan, Avrupa’da okumak/çalışmak istiyorsanız, uğraşacağınız konulardan bir tanesi de “Permit of Stay”. Oturma izni olarak çevirebileceğimiz bu izne başvurmak için giriş yaptığınız tarihten itibaren 8 gününüz var. 8 gün içerisinde en yakın postaneye gitmeniz gerekiyor. Yapılacakları adım adım yazacağım, belki birine faydası olur gerçekten. Çünkü bu konularda size yardımcı olabilecek insanlara rastlamanız biraz zor açıkçası.

Perugia’nın merkezinde 3 tane postane var. İkisi öğlen 13.30’a kadar çalışıyor. Diğeri ise 19.00’a. Bu neye göre belirlenmiş bilmiyorum ama tam olarak öğrenince Perugia’daki çalışma saatleri hakkında da bir şeyler yazmayı düşünüyorum. Çok enteresan çünkü. 12.30’da kapanıp 16.30’da açılan yerler olduğu gibi, 15.30’da kapanıp 19.30’da açılan yerler de var. Henüz çözemedim mantıklarını. Yavaştan çözeceğimi umuyorum.

Açık bir postane bulursanız, hemen girip oturma izni için kit almak istediğinizi söylüyorsunuz. Size kalın bir zarf veriyorlar. O an ödeme yapmıyorsunuz. Bunu zarfın kalınlığını görüp gözünüz korktuğu ve unuttuğunuz için yapmıyorsunuz tabii, prosedür böyle =) Bu arada gerçekten gözünüz korkmasın, doldurmak çok kolaymış. Biz de çok korkmuştuk. Stranieri Üniversitesi bizim üniversitemiz olmamasına rağmen bize çok yardımcı oldu mesela. Kendi bilgilerinizi, burada nerede kaldığınızı, neden ve ne kadar kaldığınızı doldurup pul almaya gidiyorsunuz. Pulu “Tabaccaio/Tabaccheria” dedikleri, sigara satan dükkanlardan alıyorsunuz. Pulun adı da “Marca da bollo” ve evet her şeyin farklı bir adı var burada =)

16 EURO verip pulu aldıktan sonra, tekrar postaneye gidiyorsunuz. Muhtemelen hiç İtalyanca bilmeyen göçmenlerle uğraşmaktan bezmiş bir görevliyle karşılaşacaksınız. Pulu, doldurduğunuz belgeleri, okulun kabul mektubunu, vize ve pasaport fotokopinizi veriyorsunuz. O sizden yeni bir ödeme yapmanızı istiyor. 70,46 EURO ödediğinizi yazmanıza rağmen 71,46 EURO ödüyorsunuz. Bu noktada biraz Türk gibiler bence, o 1 Euro’nun nereye gittiğini anlamadım mesela ahahahaha. Neyse ödemeyi yapıp görevlinin yanına gelince, kit için de son olarak bir 30 EURO ödüyorsunuz.

Bitti mi sandınız? BİTMEDİ tabii ki.

Bunların sonunda size polis merkezi ile bir randevu veriyorlar. Bana verdikleri randevu 25 EKİM’de. Oturma iznim de 3 aya çıkarsa, gitmeden elime geçer inşallah =))

Bazı insanlar, buna gerek yok, uğraşmayın diyorlar. Güneye gidildikçe doğru olabilir ama ben sorun yaşamak istemeyen bir insan olarak bu izne başvurdum. Hem İtalya’da hem Avrupa’da gezmek istiyorum. Bu yüzden risk almak istemiyorum.

Bu arada tüm bu olayın en komik kısmı, postaneye gidince, tontiş bir memurun bana bakıp beklemeyin isterseniz sırada bir sürü insan var, yarın sabah gelebilirsiniz demesiydi. Arkama dönüp bir sürü insan kim diye baktığımda 6 tane başka Erasmus öğrencisi gördüm. Ah amca ah, ben nereden geldim, sen bir bilsen! BENİM İÇİN EN AZ BİR SAAT BEKLEMEDİĞİM SIRA, SIRA DEĞİLDİR!

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2018 – Tüm Hakları Saklıdır.
Erasmus, Günlük, İstanbul'da Yaşamak

Erasmus’un Bedeli VI

Ekspress servis için ödediğim ekstra 70 TL gözlerimin önünden uçarak gidiyor. Çünkü bana tebliğ edilen tarih 17 Ağustos olmasına ve bugün 18 Ağustos olmasına rağmen, pasaportum elime ulaşmadı. Bu ne demek biliyor musun? En iyi ihtimalle 27sinde bir cevap alabileceğim demek.

Çalıştığım dönemde kamu personeli olduğum için böyle yüklü tatilleri büyük bir iştahla beklerdim. Tatilde olmam kimsenin işini birincil derecede etkilemezdi ama onun bile farkında değildim. Çizginin bu tarafına geçip de, gerçekten acil bir olay için bekleyince yüklü tatillerin o kadar da eğlenceli olmadığını gördüm. 9 gün tatil mi olurmuş ya falan diye söylenmeye başladım, halbuki çalışırken ben de alasını yapardım. Ama dediğim gibi en azından 1 Eylülde yurtdışına çıkmaya çalışan bir kişiyi, vize çıkacak mı çıkmayacak mı kaygısına sokmuyordum ben.

Ya red yersem? Ya eksik belgem varsa? Nasıl yetiştireceğim 2-3 günde diye kendimi yiyorum şimdi. O kadar zor ki! Bir dünya para verdiğim biletlerime mi yanayım, hayallerime mi yanayım? 1’inde yurda gidemezsem, hakkımı başkalarına verecek olmalarına mı yanayım bilemiyorum.

Tek bildiğim bayramı stresle geçireceğim =/

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2018 – Tüm Hakları Saklıdır.
Erasmus, Günlük, İstanbul'da Yaşamak

Erasmus’un Bedeli V

Binbir eziyetle, sıklıkla kazıklanarak, aynı zamanda salak muamelesi görerek tüm evraklarınızı teslim ettiyseniz şimdi bekleme aşamasına geçebilirsiniz.

Vizem 3 günde çıksın da bayramda kendimi yemeyeyim diye ekspress servisine ekstra ücret bile ödedim. Ben daha ne yapayım? Ama sanmayın ki çilem bitti. Bitmedi. Çünkü sevgili okulum bana vizeye başvurmadan birkaç gün önce mail atmıştı. Benim maksimum yaş sınırını geçtiğimi, yurtta kendime yeni bir yer bulana kadar  kalabileceğimi söylemişti. “Yeni bir yer” neresi? “Bulana kadar” kalıbı ne kadarlık bir zamanı kapsıyor? Bunlara ait tek bir cevap bile yok. E siz konsoloslukta canımı çıkarana kadar belge istediniz benden. Başınıza kalmayayım her şey ortada olsun diye toplamadığım evrak kalmadı. Şimdi diyorsunuz ki biz seni yurtta kalmış gibi gösteriyoruz ama gelince başının çaresine bak. Ne anladım ben bu işten? =D

Bugün itibariyle özel yurt olur, oda olur, ev olur kalacak yer bakmaya başlayacağım. Yeterince stresim yokmuş gibi, şimdi bir de kendimi köprü altında yaşamaya mahkum olmuş gibi hissedeceğim. Teşekkürler Perugia Üniversitesi! Teşekkürler İtalya!

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2018 – Tüm Hakları Saklıdır.
Günlük

Peki Bu Arada Zaman Nasıl Geçiyor?

Perugia Üniversitesi bana İtalyanca kursu isteyip istemediğimi sorduğunda, kurs için normalden erken gitmem gerektiğini biliyordum. Yine de istediğimi belirttim. Akademik yıl eylülün 3. haftası gibi başlayacak, dil kursu ise 3. günü.

Eylülün 3’ünü Beklerken Neler Yapıyorum?

  • Bana yurt çıkmazsa kalabileceğim alanları araştırıyorum. Özel yurtlar, evler (ev arkadaşları), airbnb falan ne çıkarsa bahtıma artık.
  • Harçlık çıkarması açısından freelance minik işler yapıyorum. (İçerik yazarlığı, editörlük vs)
  • Evde bulunan ve asla kullanmadığım ya da artık kullanmak istemediğim şeyleri satışa çıkarıyorum. Bu uygulamalar hakkında baya tecrübe sahibi oldum ama hala hiçbir şey satmadım =))
  • Uzuuun zamandır istediğim bu bloğu açıyorum.
  • Haftada iki gün pilates yapıyorum.
  • Her gün meditasyon yapıyorum, kitap okuyorum.
  • İzlemek istediğim ama bir türlü yetişemediğim filmleri/dizileri izliyorum.
  • Daha çok sinemaya gidiyorum.
  • Latin dans gecelerine katılıyorum.
  • Ailemle vakit geçiriyorum. İhmal ettiğim arkadaşlarımı, sevdiklerimi görüyorum. En önemlisi de bu madde, çalıştığımız yerler ruhumuzu çalıyor. O kadar mutsuz ve yorgun ayrılıyoruz ki hiç kimseye vakit ayırmak istemiyoruz. İnsan 5 yıl boyunca arkadaşını görmez mi ya? Görmüyormuş işte. Başkası söylese dalga geçerim.
  • Bol bol İtalyanca çalışıyorum. İki akşam kursa gidiyorum. Kalan vakitlerde de Youtube’dan dinleme egzersizi yapıyorum. İnternet koca bir mecra, dil egzersizi için bulunmaz bir kaynak. Belki bir gün en iyi kaynakları açıklayan bir yazı da yazarım. 
  • Fırsat ve imkan buldukça tatile gidiyorum. Olmadı bir sahilde piknik yapıyorum. Ruhumu besliyorum.

Bir de şimdi Perugia’ya giden en kısa ve en ekonomik yolu bulmak zorundayım. Bugün tüm günümü buna ayıracağım. Bir uçak bir tren yolculuğu görünüyor bana.

Ekran Alıntısı 02

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2018 – Tüm Hakları Saklıdır.